Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/21093 E. 2016/13885 K. 05.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21093
KARAR NO : 2016/13885
KARAR TARİHİ : 05.12.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı ile 2009 yılında evlendiğini, kendisinin ve davalının ikinci evlilikleri olduğunu ve bu evlilikten müşterek çocukları bulunmadığını,davalının kendisine evlilik süresince şiddet uyguladığını ve en son 2014 yılı Ocak ayında kendisini müşterek haneden kovduğunu,bu nedenle davalıdan ayrı yaşamak zorunda kaldığını,aylık 150 TL kira ödemesi olduğunu ve geliri bulunmadığını,davalının ise büfe ve çay ocağı işlettiğini, aracı bulunduğunu ileri sürerek,2014 yılı Ocak ayından başlamak ve sonraki yıllarda yıllık yasal artışlar uygulanmak üzere süresiz olarak lehine aylık 400,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı,cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece;davacının ayrı yaşamda haklılığı ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, tedbir nafakası talebine ilişkindir.
4721 sayılı MK.nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Buna göre, davacının ayrı yaşamada haklı olup olmadığının araştırılması ve “ayrı yaşamada haklılık” olgusunun kanıtlanması gerekir.
Somut olayda;davacı, davalı eşinin kendisine şiddet uyguladığını ve en son 2014 yılı Ocak ayında kendisini müşterek haneden kovduğunu,bu nedenle de davalıdan ayrı yaşadığını iddia etmektedir.Her ne kadar, mahkemece; dinlenen davacı tanık beyanlarının görgüye dayalı olmadığı,soyut nitelikte olduğundan bahisle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de;dosya kapsamında bilgisine başvurulan davacı tanığı …’un alınan beyanında ‘’davacının kendisini arayarak davalının kendisini dövdüğünü ve bu nedenle jandarmaya gelerek şikayetçi olduğunu kendisine söylediği,kendisinin de … İlçe Jandarma Komutanlığı’na giderek davacıyı oradan alıp Yolboyu Köyü’ne getirdiği,davacıyı almak için jandarmaya gittiğinde davacının üstünün çamur içinde olduğunu gördüğü,davacının davalı eşinin kendisini evden kovduğunu söylediği…’’de dikkate alındığında,davacının ayrı yaşamda haklılık olgusunu görgüye dayalı bilgi veren bu tanık beyanı ile ispat ettiği açık olmakla,mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Hal böyle olunca, mahkemece;yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar uyarınca davacının ayrı yaşamda haklılık olgusunu ispat ettiği gözetilerek,tarafların sosyal ve ekonomik durumlarıyla orantılı olacak şekilde davacı lehine tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekmektedir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.