YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2884
KARAR NO : 2016/6251
KARAR TARİHİ : 21.04.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin öğrenci olup, eğitimine devam edebilmek için davalı babasının maddi desteğine ihtiyacı bulunduğunu belirterek; müvekkili lehine aylık 1.500,00 TL nafakanın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının liseyi bitirdikten sonra profesyonel olarak futbol oynamaya başladığını, nafakaya ihtiyacı olmadığını, müvekkilinin iş akdinin 25.08.2014 tarihinde feshedildiğini, müvekkilinin altı ay işsizlik maaşı ile geçimini sağladığını, 2015 yılının Nisan ayında 2.500,00 TL maaşla başka bir yerde çalışmaya başladığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davacının öğrenci olduğu, çalışmadığı, yoksulluğunun ispat edilemediği, davalı babanın ise 2015 yılı Temmuz ayında işten ayrıldığı, işsiz olan davalının nafaka ile yükümlü tutulmasının davalıyı geçim sıkıntısına düşüreceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; yardım nafakası istemine ilişkindir.
Temyize konu uyuşmazlık; 20.03.1993 doğumlu öğrenci davacının, davalı babasından yardım nafakası talep etme hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak; anne babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür. (TMK m. 328/2) Diğer taraftan; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. (TMK m.364)
Yardım nafakası aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmayacağı gibi herhangi bir nedenle aile bağlarının zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir.
Bu bağlamda, eğitimine devam eden reşit birey, kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise anne ve babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir.
Somut olayda dosya kapsamından; 20.03.1993 doğumlu davacının, 16.09.2014 tarihinde…. kayıt yaptırdığı, her hangi bir yerden burs almadığı, … Federasyonundan gelen yazıdan amatör futbolcu olarak 05.02.2015 tarihinde… Belediyespor’da lisans aldığı, amatör klüplerde ücretli sözleşme yapılmadığı sadece amatör futbolcuların spor malzemeleri ve iaşe bedellerinin karşılandığı, 1968 doğumlu davalı babanın, dava açıldığında bir şirkette danışman olarak çalıştığı, aylık 2.500,00 TL geliri olduğu, yargılama sırasında işşiz kaldığı, kendi evinde oturduğu, davacının dava dışı 1971 doğumlu annesinin ise…’da yaşadığı, kirada oturup, aylık 500,00 TL kira ödediği, davacı dışında bir çocuğunun daha olduğu, tanık beyanlarına göre dava dışı annenin pazarlamacılık yaptığı ve bu işten asgari ücret oranında para kazandığı anlaşılmıştır.
Görüldüğü üzere davacı öğrenci olup, her hangi bir geliri olmadığı için eğitimini sürdürebilmek için anne babasının yardımına muhtaçtır.
Hal böyle olunca mahkemece; davalı babanın ve mirasçılıkta da aynı sırada yer alan dava dışı annenin gelir durumu, davacının ihtiyaçları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, TMK’nın 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi gözönüne alınarak, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı şekilde, davacı yararına uygun bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşürülerek, yazılı gerekçelerle talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.