Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/4589 E. 2016/5633 K. 12.04.2016 T.
Yayınlanma Tarihi: 08.12.2023 09:34
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4589
KARAR NO : 2016/5633
KARAR TARİHİ : 12.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda,davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davacının davalıya ait hasarlı aracın alımı hususunda davalı ile anlaştığını, satım bedeli olan 59.500,00 TL'nin davalıya banka havalesi ile ödendiğini, ancak davalının araç bedelinin tarafına ödenmesine rağmen aracı teslim etmediğini,bu nedenle davalı hakkında ...İcra Müdürlüğü'nün 2013/2416 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere itirazın iptali ile takibin devamına ve davacı lehine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ilgili aracın davalının ortağı ve şirket müdürü olduğu şirkete ait olduğunu, bu nedenle husumetin davalıya yöneltilmesinin hatalı olduğunu, yine taraflar arasındaki iş ticari iş niteliğinde olduğundan görev yönünden de davanın reddi gerektiğini, esas yönünden ise; davacının hasarlı aracı almak istediğini, bu nedenle davalı ile görüştüğünü, aracın satış bedeli olarak belirlenen ve davalıya ödenmesi gereken 64.500,00 TL'nin ödenmediğini, yapılan ödemenin beyan edildiği üzere 59.500,00 TL olduğunu, bu şekliyle davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, bu nedenle de davalı gerçek kişi ve temsil ettiği şirketin müspet ve menfi zarara uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dosyaya celp edilen araç trafik tescil müracaat ve işlem formunun incelenmesinde araç malikinin....i olduğu ve davalı tarafça süresi içinde husumet itirazında bulunulduğu gerekçe gösterilerek davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş,hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık; harici araç satışı ve yapılan bu satışın geçerli olmaması nedeni ile, davacının ödediği satış bedelinin tahsiline ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali istemlidir.
Trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmelerin geçerliliği 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca resmi şekilde yapılmalarına bağlıdır. Burada sözü edilen resmi şekil, sözleşmenin noterde re'sen düzenleme şeklinde yapılmasıdır. Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup, bu şekle uygun yapılmayan sözleşmeler baştan itibaren geçersizdir.
Geçersiz sözleşmeler ise taraflar için hak ve borç doğurmazlar. Taraflar sadece ve ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak geri isteyebilirler. (HGK, 2003/4- 676 E. ve 2003/639 K.sayılı kararında açıklandığı gibi)
Somut olayda; davacı, davalıya ait aracın tarafına 59.500,00 TL bedelle satışı hususunda davalı ile anlaştıklarını ve bu anlaşmaya binaen davalıya banka havalesi yolu ile 30.07.2011 tarihinde 17.500,00 TL,02.08.2011 tarihinde 30.000,00 TL,19.08.2011 tarihinde 12.000,00 TL olmak üzere satış bedeli olan 59.500,00 TL'yi ödediğini,ancak aracın davalı tarafından kendisine teslim edilmediğini belirterek, ödediği bedelin tahsiline yönelik yaptığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmektedir.
Davalı aşamalardaki beyanlarında aracı davacıya kendisinin sattığını ve araç bedeli olarak 64.500,00 TL'nin belirlenmesine rağmen davacı tarafından 59.500,00 TL ödeme yapıldığını belirtmektedir. Davacı tarafından da ödemenin davalıya yapıldığı iddia edilmiş olmakla, yukarıda ifade edilen ilkeler uyarınca da sebepsiz zenginleşen davalı olduğundan husumetin davalıya yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve ilkeler ışığında geçersiz satış sözleşmesi nedeniyle sebepsiz zenginleşen tarafın davalı olduğu ve husumetin doğru kişiye yöneltildiği dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.