Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/5938 E. 2016/6068 K. 19.04.2016 T.
Yayınlanma Tarihi: 08.12.2023 13:33
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5938
KARAR NO : 2016/6068
KARAR TARİHİ : 19.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 27.07.2013 tarihinde... Köyü'nde, davalı kuruma ait elektrik tellerinden dolayı çıkan yangında, müvekkili ...'a ait bağ tevekleri ile diğer müvekkili Sait Candan'a ait melengiç ağaçlarının yandığını, ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin delil tespiti dosyası ile yangının çıkış sebebinin ve müvekkillerinin zararının belirlendiğini belirterek, her iki davacı açısında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacılar için ayrı ayrı 4000'er TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yangının meydana gelmesinde davalı kurumun hiçbir kusurunun bulunmadığını, kaldı ki yangının elektrik tellerinden çıkmış olduğu yönündeki iddianın da yersiz ve haksız olduğunu, davacının bu iddiasını ispat etmesi gerektiğini, öncelikle elektrik tellerinin kime hangi kuruma ait olduğunun ve olay günü bu hatlara ilişkin herhangi bir arıza ihbar kaydı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca meydana gelen yangın olayında davacının ağır kusuru ile illiyet bağının kesilmiş olabileceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu talebin dayanağının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda kusursuz sorumluluk hallerinden biri olarak 71. madde ile düzenlenen tehlike sorumluluğuna dayandığı, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında ...’ın davalı olduğu benzer bir dava ile ilgili olarak vermiş olduğu kararında; ...’ın elektrik dağıtımı gibi tehlike yaratacak bir iş yapan kuruluş olması sebebiyle ve ayrıca tesisin sahibi ve işleticisi olması sıfatıyla, gerek özel kuruluş kanunu ve gerekse Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca kusursuz sorumlu olan kurumlardan olduğu, yaptığı işin özelliği itibariyle de kendisinden yüksek özen yükümlülüğünün beklendiğinin ifade edildiği, buna göre davalı kurumun meydana gelen zarardan sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve 4.000,00'er TL tazminatın olay tarihi olan 27/07/2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacılara ödenmesine, (fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına) karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TBK 69. maddesine dayanan bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğuna dayalı tazminat isteminden ibarettir. Enerji nakil hatları da maddede belirtilen yapı eseri kapsamında olduğundan enerji nakil hattının sahibi bu tesisin korunmasından, bu bağlamda bakım eksikliğinden doğan zarardan kusursuz olarak sorumludur.
Ancak TBK. m.69'de öngörülen sorumluluğun söz konusu olması için, yapı eserinin yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklanan bir zararın doğması gerekir. Eş söyleyiş ile meydana gelen zarar ile yapı eserinin bozukluğu veya bakım eksikliği şekildeki eylem arasında illiyet bağı olması gerekir. Yapı eseri sahibi ancak, davacının kusuru, üçüncü kişinin kusuru ve mücbir sebebin varlığı ile bu illiyet bağının kesildiğini ispatlaması halinde sorumluluktan kurtulabilecektir.
Davalı şirketin bakım ve gözetim sorumluluğu altında bulunan enerji nakil hattından kaynaklandığı iddia olunan yangında, davalı kurumun tazminat yükümlülüğü için yukarıda açıklandığı şekilde yangının çıkış sebebinin elektrik hatlarından kaynaklı olduğunun , somut olay açısından kesin bir şekilde belirlenmesi, meydana gelen zarar ile yapı eserinin bozukluğu ve ya bakım eksikliği şekildeki eylem arasında illiyet bağının varlığının ispat edilmesi gerekir.
HMK'nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakim, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. HMK’nın 281.maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için mahkemenin, gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bu bağlamda hâkim, bilirkişi raporunu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez.
Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü açısından, öncelikle dava konusu yangının çıkış sebebinin elektrik hatlarından kaynaklı olup olmadığı hususunun, diğer bir ifade ile meydana gelen zarar ile yapı eserinin bozukluğu ve ya bakım eksikliği şekildeki eylem arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmekte olup, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bu konuda uzman bilirkişi görüşünün alınmasının gerekli olduğu açıktır. Ancak mahkemece, davalı kurumun dava konusu yangın olayında kusursuz olarak dahi sorumlu olduğu kanaati ile, yangının çıkış sebebinin saptanması bakımından, usulüne uygun bilirkişi raporu alınmaksızın, yalnızca zarar miktarı bakımından inceleme yapılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Her ne karar mahkemece, gerekçeli kararın deliller kısmında, dava konusu olaya ilişkin olarak ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/5 Esas sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporundan bahsedilmiş ise de, düzenlenen raporun taraflara tebliği üzerine, davalı vekili tarafından rapora karşı ayrıntılı itiraz dilekçesi sunulmuş ve yokluklarında yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunun kabul edilmediği belirtilmiş olmakla, bu rapora dayalı olarak hüküm kurulması da mümkün değildir.
Hal böyle olunca mahkemece, öncelikle, yangına neden olduğu iddia edilen elektrik hattının hangi kuruma ait olduğunun... da dahil bölgede elektrik faaliyeti yürüten tüm kurumlardan sorulması, bu hattın davalıya ait olması durumunda, tesis krokisi de dahil olmak üzere hattın kurulumuna dair tüm belgelerin davalı kurumdan, bunun yanında dava konusu yangın olayına ilişin soruşturma dosyasının, jandarma ve davalı kurum görevlileri tarafından düzenlenen olay yeri tespit tutanaklarının ve olay gününe ait davalı kurum ihbar tutanaklarının, ilgili kurumlardan temin edildikten sonra, dosyanın üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna tevdi edilerek (gerekirse keşif yapılmak suretiyle), dava konusu yangını çıkış sebebinin kesin bir şekilde belirlenmesi ve meydana gelen olayda tarafların sorumlulukları ile davacının müterafik kusuru bulunup bulunmadığı hususlarında, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.