Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/6014 E. 2016/9255 K. 09.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6014
KARAR NO : 2016/9255
KARAR TARİHİ : 09.06.2016

Davacı … ile davalılar 1-…, 2-… aralarındaki kişisel eşyanın iadesi davasına dair …Aile Mahkemesinden verilen 31.12.2013 günlü ve …..sayılı hükmün bozulması hakkında dairece verilen 11.12.2014 günlü ve…..sayılı ilama karşı davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2010 yılında davalı … ile evlendiğini, düğünde takılan bilezik dışındaki ziynetlerin, düğün sonrası müvekkiline verilmediğini, davalı …’nin annesi olan diğer davalı …’ün, …’ye ev alınacağı gerekçesiyle düğünden 15 gün sonra müvekkilinden bileziklerini zorla aldığını, evin … adına değil Şengül adına alındığını, …’nin, müvekkilinin anne babasına, “kızınızı alın götürün” demesi üzerine müvekkilinin sadece kıyafetlerini almak suretiyle müşterek haneden ayrıldığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutup, ziynet bedeli olarak 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile çeyiz eşyası bedeli olarak 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’den tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 29.04.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 23.048,70 TL artırarak 25.048,70 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı …’nin vasisi duruşmadaki beyanında; tarafların evliliklerinin ilk döneminde …’nin annesiyle birlikte oturduklarını, sonra ayrı eve çıktıklarını, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunmuştur.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; çeyiz eşyalarının müşterek hanede kaldığı hususunun mahkeme içi ikrarla kabul edildiği gerekçesiyle çeyiz eşyalarına yönelik istemin kabulüne, ziynet eşyalarının davalılarda kaldığına yönelik iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle ziynet eşyalarına yönelik istemin reddine karar verilmiş, hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.12.2014 tarih ve …Karar sayılı ilamı ile “……somut olayda ispat yükü davacı kadındadır.

…/…

-2-

Davacı kadın iddialarını ispat için tanık dinletmiş, mahkemece, dava dilekçesinde açıkca yemin deliline dayanmış olduğu hususu hatırlatılarak, davacı vekiline yemin teklif edecekse, yemin metnini dosyaya sunması için süre verilmiştir.
Kural olarak hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir.
Kendisine yemin teklif edilen taraf, ya yemin teklifini kabul ederek yemin eder, ya yeminden kaçınır ya da bu yemini teklif eden tarafa reddedebilir.
Yemin için davet edilen kimse, yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. (HMK m. 229)
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde, davacı vekilinin mahkemece verilen süre içinde yemin metnini hazırlayarak mahkemeye sunduğu, davalı … vekilinin, davacı vekilinin teklif ettiği yemin metninin usulüne uygun olmadığını iddia ederek, kendi hazırladıkları yemin metnini dosyaya ibraz ettiği, mahkemece, yemin eda etmek için hazır olan davalı …’e, hem davacı vekilinin sunmuş olduğu yemin metninin, hem de kendi vekilinin sunmuş olduğu yemin metninin okunduğu, davalı …’ün, “Avukatımın sunmuş olduğu yemin metnindeki beyanları birebir kabul ediyorum. Oradaki beyanlar doğrudur. Bende talep edilen eşya, altın ve paraların hiç birisi kalmamıştır. Bu hususta avukatımın sunduğu yemin metninde olduğu gibi yemin ediyorum.” şeklinde yemin ettiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davalı …, yemin teklif eden davacı tarafın, metnine göre değil, kendi vekilinin hazırladığı metne göre yemin etmiş olduğundan, eda edilen yeminin, kanunun aradığı şekle uygun olmadığı, bu bağlamda davalı …’ün yeminden kaçındığı açıktır.
Hal böyle olunca mahkemece; yasanın öngördüğü şekle aykırı olarak eda edilen yeminin, yeminden kaçınma olarak değerlendirilmesi gerekirken, yanılgı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuş, bozma ilamına karşı davalı … vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Yemin teklif eden taraf, karşı tarafa hangi vakıalar hakkında yemin önerdiğini mahkemeye bildirir. Yemin sorusunu ve formülünü hakim hazırlar. Yemin sorusunun hazırlanmasında, hakim yemin teklif edenin belirttiği husulardan yararlanır. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir.
Yemin delilinin kesin bir delil olması yani, hakimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle, yemin sorusunun yeteri kadar açık olarak tespit edilmesi gerekir.
Hakim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Hakim yemin metnini hazırlarken, yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli; karşı taraf da yemini, kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir.
…/…

-3-

Hakim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlamını önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi halinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker.
Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hakim karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhal bu konuda kararını verir.
Hakim, HMK 233 madde gereğince yemin ettirir. Kanunda yer alan yemin formülü dışında başka bir formül kullanılması kural olarak mümkün değildir. Hakim, tamam ve açık olmayan noktaları tamamlatmak, açıklatmak ve aydınlatmak için gerekli gördüğü soruları, yemin eden tarafa sorabilir. (HMK m.237)
Yemin için çağrılan taraf, yemin edilecek duruşmaya gelmez ise ve gelmemesi geçerli bir mazerete dayanmazsa veya duruşmaya gelmesine yahut yemin teklif edilen duruşmada hazır olmasına rağmen yemin etmezse ve yemini diğer tarafa iade etmez ise yeminden kaçınmış sayılır. Yeminden kaçınan kişinin bu davranışı, yemin konusunun ikrarı olarak değerlendirilir.
Tüm bu anlatılanlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı vekilinin mahkemece verilen süre içinde yemin metnini hazırlayarak mahkemeye sunduğu, davalı … vekilinin, davacı vekilinin teklif ettiği yemin metninin usulüne uygun olmadığını iddia ederek, kendi hazırladıkları yemin metnini dosyaya ibraz ettiği, mahkemece, yemin eda etmek için hazır olan davalı …’e, hem davacı vekilinin sunmuş olduğu yemin metninin, hem de kendi vekilinin sunmuş olduğu yemin metninin okunduğu, davalı …’ün, “Avukatımın sunmuş olduğu yemin metnindeki beyanları birebir kabul ediyorum. Oradaki beyanlar doğrudur. Bende talep edilen eşya, altın ve paraların hiç birisi kalmamıştır. Bu hususta avukatımın sunduğu yemin metninde olduğu gibi yemin ediyorum.” şeklinde yemin ettiği anlaşılmaktadır. Her nekadar bu durum zuhulen Dairemizce yeminden kaçınma olarak değerlendirilmiş ise de burada yeminden kaçınma söz konusu değildir.
Yemin soru ve formülünü hakim hazırlayacağından, yemin metninin isabetli ve doğru hazırlanması gerekeceğinden mahkemece, davacı tarafın sunduğu yemin metni incelenerek yemin sorusunun bizzat davalıya hakimin sorması gerekirken, her iki tarafın yemin metninin davalıya okunup, davalının kendi vekilinin sunduğu yemin metni doğrultusunda yemin etmesi sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, mahkemece,yeminin eda edilmesi hususunda, yeminin şekli başlıklı HMK 233/4 .maddede belirtilen usule uyulmamış, yemin gereği gibi eda ettirilmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, davacı vekilinin yemin metni değerlendirilip, olaya uygun yemin sorusunun bizzat hakimce davalıya sorulup usulune uygun yemin yaptırıldıktan sonra sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
…/…

-4-

Ne var ki; mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken zuhulen başka bir gerekçe ile bozulduğu anlaşılmakla davalı … vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.12.2014 tarih ve … Karar sayılı bozma ilamının kararının kaldırılarak …..Aile Mahkemesi’nin 31.12.2013 gün …Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan sebeplere binaen BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.