YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8402
KARAR NO : 2016/12064
KARAR TARİHİ : 24.10.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların …. 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 2012/384 Esas – 2012/269 Karar sayılı ilamıyla anlaşmalı olarak boşandıklarını, bu karar ile müşterek çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilmediğini ancak aradan geçen sürede müşterek çocuğunun ihtiyaçlarının arttığını ve müvekkili davacının bu ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek, müşterek çocuk … için aylık 1000 TL iştirak nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen nafakanın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile tarafların müşterek çocukları 14/09/2009 …. doğumlu, …. T.C.kimlik numaralı…. lehine dava tarihi olan 10/11/2015 tarihinden geçerli olmak üzere aylık 600.00 TL iştirak nafakasına hükmedilmesine, nafakanın her ay davalı babadan alınarak velayeten davacı anneye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
TMK.’nın 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının öğretmen olduğu, aylık 2.300 TL maaş aldığı, davalının ise bankacı olduğu, aylık 3200 TL gelirinin bulunduğu, müşterek çocuğu ise 2009 doğumlu olup, ilkokula başladığı ve kişisel gelişimi için bazı kurslara katıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda izah olunan nedenlerle; somut davada, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, ihtiyaçları, aradan geçen süre ve davacı annenin de katkısı nazara alındığında; artırılan iştirak nafakası miktarı biraz fazla olup, TMK.’nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.