YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8722
KARAR NO : 2016/12213
KARAR TARİHİ : 27.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dava dilekçesinde; eviyle ilgilenmeyen davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğinden; müşterek çocuk için aylık 500,00 TL davacı için aylık 750,00 TL olmak üzere aylık toplam 1.250,00 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davanın reddini talep etmiştir .
Mahkemece; “davalının kusurlu davranışları neticesi davacının evi terk etmiş olduğu yönünde kanaat oluşmakla ancak davacının asgari ücret düzeyinde geliri olduğu gözetilerek hakkaniyet ilkesi gereği davacı lehine nafakaya hükmedilmesine yer olmadığına ; ancak tarafların müşterek çocuklarının yaşı,eğitim durumu ve tarafların sosyal ekonomik durumları gözetilerek müşterek çocuk için dava tarihinden itibaren aylık 250.000 TL nafakaya hükmedilmesi yönünde fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içerisinde davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi gerekir.
2-)Davacının tedbir nafakasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ile davacının dava tarihi olan 07/08/2015 tarihinden sonra 13/11/2015 tarihinde … kapsamında temizlik elemanı olarak çalışmaya başladığı, 29/04/2014 tarinde de işten çıkışının yapılacağı belirtilmiştir.
Sosyal güvenlik araştırmasında ise, davacı kadın ile davalı kocanın çalışmadığı ve bir gelirinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Tanık beyanları ile de davalının tarlası olduğu ve tarlasını sattığı beyan edilmiştir.
Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılmak zorundadır. (TMK 186/3 md.). Davacı kadının gelirinin bulunması, çalışması, davalı kocaya ortak giderlere (elektrik, su, telefon, yakıt, kira parası vs.) katılma zorunluluğunu tamamen kurtarmaz. Bu durum, nafaka takdirine engel değildir, sadece nafaka miktarının takdirinde nazara alınır.
Hakim, eşlerin evlilik birliğinde sürdürdükleri hayat seviyelerini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
TMK 197/2 maddesine göre de; birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyor ise hakim eşlerden birinin istemi üzerine diğerinin yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin malları yönetimine ilişkin önlemler alır.
O halde mahkemece, davalının geliri tam ve sağlıklı olarak saptanarak, belirtilen ilkelerin ışığında ayrı yaşamakta haklı olduğu kabul edilen davacı kadının geçimi için gerekli, davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.