Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/8732 E. 2017/2054 K. 27.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8732
KARAR NO : 2017/2054
KARAR TARİHİ : 27.02.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, davalı belediyenin arsa satışı için açtığı ihaleye katılarak davaya konu 505 ada 5 parsel sayılı taşınmazı satın aldığını ve satış bedeli olarak toplam 6.440,50 TL ödediğini, ancak ihale bedelinin müvekkili tarafından ödenilmesine rağmen davalı belediyenin taşınmazın mülkiyetini nakletmekten kaçındığını, bilahare davalı … encümeninin ihalenin iptaline karar verdiğini, ihalenin iptali nedeniyle müvekkilinin taşınmazı alamadığını belirterek, davalıya ödenen alım bedeline mahsuben şimdilik kaydı ile 4.000 TL nin ödeme tarihlerine göre belirlenecek yasal faizi ile alınmasına, ödenen para ile 2002 yılında aynı mevkide benzer nitelikli bir taşınmaz almış olsaydı bu taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin belirlenerek, bu bedelden ödedikleri anapara ve faizinin mahsubuyla arta kalan zararları için şimdilik kaydıyla 5.000 TL tazminatın davalıdan faiziyle alınmasını talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 17.150 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davaya konu taşınmazın ihale tarihinde davalı … adına kayıtlı olmadığını, buna göre ifa edilecek edim (taşınmaz) mevcut olmadığından yerine tazminat talep edilemeyeceğini, müvekkili yönünden ifanın imkansızlığının ihale tarihinde mevcut olduğunu, 23.05.2002 tarih ve 27 sayılı encümen kararı ile ihalenin iptal edildiğini, tapuda ayrıca ihale şartnamesinde tapuların verilmeyeceğine ve ödenen paraların iade edileceğine dair bilgilendirme yazısının 02.05.2006 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, müvekkili belediyenin iptal işlemi aleyhine idare mahkemesinde açılan davanın reddine karar verildiğini, davacının davalıya ödemiş olduğu toplam tutarı istemesinin sebepsiz zenginleşmenin giderilmesi için yasal bir talep olduğunu, ancak müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, ödenen bedele dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, davacının ödediği toplam tutarın 3.550 TL olduğunu belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 4.000 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, HMK’nun 26. maddesi gereğince 13.150 TL nin davalıdan tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 2013/1569 Esas, 2013/4254 Karar sayılı ilamı ile, “hukuken geçersiz sözleşmeler, sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemesi gerektiği, bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye, karar verilmesi uygun olacağı,denkleştirme yapılırken, iade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihe dikkat edilmesi gerektiği,buna göre mahkemece, davacının davalı belediyenin yaptığı ihalenin iptaline ilişkin idare mahkemesine açtığı bir davanın bulunup bulunmadığı hususunda tarafların beyanları alınarak bu durum tespit edilmeli, dava dosyası getirtilerek incelenmeli ve buna göre ifa’nın her iki taraf içinde imkansız hale geldiği tarih olan idare mahkemesi kararının kesinleştiği tarih tespit edilmeli, davacı tarafından idare mahkemesine açılan bir davanın bulunmaması halinde mahkemece ifa’nın her iki taraf için imkansız hale geldiği tarih saptanmalı ve ondan sonra davacının taksitler halinde davalıya ödediği bedelin ifa’nın imkansız hale geldiği tarihte ulaşacağı alım gücü değerinin ne olabileceğinin yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ışığında, içinde bankacı da bulunan üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan nedenleri açıklayıcı, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması suretiyle belirlenmesi ve hâsıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözardı edilerek karar verilmesi doğru görülmediği” belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde,davanın Kısmen Kabulü ile 6.034,93 TL’nin 02/06/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı Belediyenin dava dışı Hazineye ait parseli haricen davacıya satmasına ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı sabittir. Yasanın aradığı şekil şartlarına uyularak resmi merciler önünde yapılmış bir satış sözleşmesi olmadığından yapılan taşınmaz satış işlemi TMK. nun 706, BK.nun 213, Tapu Kanununn 26. maddesi hükmüne göre geçersizdir. Bu nedenle, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda davacı; bu geçersiz sözleşme nedeniyle, davalıya verdiği bedeli ancak, sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebilir.
Geçersiz satış sözleşmesi gereğince; diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi “Denkleştirici Adalet” düşüncesine dayanmaktadır. Denkleştirici Adalet İlkesi ise, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.
Bu bakımdan, sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Bu güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut verileri tek tek uygulanarak, ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.
Somut olayda,davacı …’ın davacısı olduğu … 2. İdare mahkemesinin 2006/2514 Esas sayılı dosyasının 02.06.2008 tarih itibariyle kesinleştiği,bu tarih itibariyle edimin ifasının her iki taraf içinde imkansız hale geldiği açıktır.Mahkemece davacının yapmış olduğu ödemenin denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerinin tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmasında hukuka aykırılık yoktur. Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından taksitler halinde ödenen satış bedelinin tamamına, son taksit tarihi olan 19.04.2004 tarihinden ifa’nın imkansız hale geldiği tarih olan 02.06.2008 tarihi itibariyle ulaşacağı alım gücü değerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Oysa güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut verileri tek tek uygulanarak, herbir taksitin ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değerin hesaplanması, sonra bunların ortalaması alınması gerekmektedir.
Hâl böyle olunca; mahkemece,dosyanın bilirkişiye tevdi ile ek rapor alınması ya da gerekli görürse, yeni görevlendirilecek bilirkişi aracılığıyla,yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine; ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.