Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/8752 E. 2016/12327 K. 31.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8752
KARAR NO : 2016/12327
KARAR TARİHİ : 31.10.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; davacının annesi ile davalı babası arasındaki boşanma davasının derdest olduğunu, davacının 29.03.1994 doğumlu olup halihazırda … Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitimine devam ettiğini, okul, yurt vb. masrafları bulunduğunu, annesinin de maddi durumunun iyi olmadığını belirterek, davacı için aylık 4.500 TL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının emekli olup aylık 2.000 TL geliri bulunduğunu, geçimini zor sağladığını, davacının annesinin de aylık 2.500 TL emekli maaşı olup bir evinden de aylık 1.000 TL kira geliri bulunduğunu, davacının lüks bir yaşam sürmeye çalıştığını, talebin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece;davanın kısmen kabulü ile; davacı için dava tarihinden itibaren aylık 2.000 TL yardım nafakasının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalının temyiz itirazı yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının temyiz itirazına gelince;
Dava; yardım nafakası talebine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 364/1. maddesine göre; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan alt soyuna nafaka vermekle yükümlüdür. Aynı kanunun 365.maddesinin 2.fıkrasında davanın; davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibaret olduğu düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 328/2. maddesine göre; çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.
Hukuk Genel Kurulu’nun 07.06.1998 gün, 1998/656; 688 sayılı ilamında yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde zarurete düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Zarurete düşme terimi çok sıkıntılı bir durumu ve ekonomik şartları ifade eder. Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca söz konusu sıkıntılı durumu önlemeye matuftur. Yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinimlerinin sağlanması gerekmez.
Eğitimine devam eden reşit birey kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde Medeni Kanun’un 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden tarafların baba kız oldukları, davacının … Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde % 50 burslu eğitim gördüğü, çalışmadığı, aylık 800 TL kira ödemesi olduğu, 2013-2014 yılı eğitim ücretinin 12.960 TL olduğu; davalının ise annesinin yanında ikamet ettiği, emekli olup aylık 2.300 TL maaşı bulunduğu,üzerine kayıtlı 2 aracı, 3 adet dairesi ve 1 adet dükkanı bulunduğu, bu taşınmazlardan aylık 3.000 TL kira geliri bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında yer alan davalıya ait 6 adet taşınmaz kaydı ve dosya kapsamında dinlenen davacı tanık beyanları da dikkate alındığında davalının makine mühendisi olup emekli olduğu ancak dışarıdan danışmanlık işleri de yaptığı ve bu şekli ile sosyal ve ekonomik durumunun gayet iyi olduğu sabittir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları yardım nafakasının niteliği, davalının gelir durumu, davacının eğitimine devam ediyor olması da nazara alındığında davacı lehine hükmedilen nafaka miktarı az olup, Türk Medeni Kanunu’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiştir. Bu itibarla, davacı tarafın temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün bozulması gerekmiştir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; davacının giderleriyle, nafaka yükümlü davalının geliriyle orantılı şekilde, hakkaniyet ilkesi de gözetilerek daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, Davacının temyiz itirazlarının 2.bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.