Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/9012 E. 2016/13366 K. 24.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9012
KARAR NO : 2016/13366
KARAR TARİHİ : 24.11.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, tarafların … Aile Mahkemesi’nin 2010/296-273 E.K. sayılı kararı ile boşandıklarını, boşanma sonucunda müşterek çocuğun velayetinin davacıya bırakıldığını ve müşterek çocuk lehine 250 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede değişen ekonomik koşullar, çocuğun büyümesi ve ihtiyaçlarının artması nedeniyle nafakanın yetersiz kaldığını ileri sürerek, iştirak nafakasının aylık 2.000 TL’ye arttırılmasını talep etmiştir.
Davalı, nafakanın yetersiz kalma durumunun olmadığını, davacının ekonomik durumunun iyi olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile iştirak nafakasının aylık 750 TL’ye arttırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, iştirak nafakasının artırılması talebine ilişkindir.
TMK.’nın 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden, tarafların … Aile Mahkemesi’nin 22.09.2010 günlü ve 2010/296-273 E.K. sayılı kararı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, 29.03.2007 doğumlu müşterek çocuğun velayetinin anneye bırakıldığı ve çocuk lehine aylık 250 Tl iştirak nafakasına hükmedildiği, kararın temyiz edilmeksizin 09.12.2010 tarihinde kesinleştiği, davacı kadının 19.04.2012 de yeniden evlendiği, 03.09.2013 doğumlu bir çocuğunun olduğu, davalının da 06.02.2011 tarihinde yeniden evlendiği, 11.05.2012 ve 17.12.2013 doğumlu çocuklarının olduğu, davacı kadının ev hanımı olduğu, çalışmadığı, geçimini eşinin sağladığı,davalı babanın ise İstikbal Mobilya Rize Şubesinin şirket ortağı olduğu, gelirinin değişik olduğu, babasına ait evde oturduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, nafaka yükümlüsü davalı babanın gelir durumu hakkında yaptırılan ekonomik durum araştırmasının yeterli olmadığı, davalının gelir durumunun net olarak tespit edilmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece, davalının sosyal ve ekonomik durumu ayrıntılı bir şekilde araştırılıp gelir durumu tespit edilmesinden sonra, davacı annenin de katkısı dikkate alınarak, davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, çocuğun ihtiyaçları da gözetilerek, TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun bir arttırıma hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA,peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.