Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2017/10670 E. 2019/1435 K. 21.02.2019 T.
Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 12:52
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10670
KARAR NO : 2019/1435
KARAR TARİHİ : 21.02.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar asıl ve birleşen davalarda; müşterek murisleri ... tarafından noterde düzenlenen 15/05/2000 tarih ve 29/09/2000 tarihli vasiyetnamelerinin şekil ve ehliyetsizlik sebepleriyle geçersiz olduğunu, tasarruf ehliyeti bulunmayan murisin aldatma ve zorlama sonucu bu vasiyetnameleri yaptığını belirterek, vasiyetnamelerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen kararın davacılar tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18/05/2015 günlü ve 2015/16152 E., 2015/8756 K.sayılı ilamı ile; "...davacılar şekil eksikliğini ileri sürerek bu nedenle de vasiyetnamenin iptalini talep etmiş ise de, kararın gerekçesinde buna ilişkin değerlendirme yapılmadığı, bu nedenle yasanın aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmadığından, Yargıtay denetimini ortadan kaldıran (şekil yönünden iptal istemine ilişkin) gerekçesiz hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda; vasiyetnamelerin hem şekil şartları itibariyle hem de vasiyet bırakanın ehliyeti bakımından yasanın aradığı şartlar itibariyle geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-HMK'nun 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür.
Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması gerekmektedir.
Somut olayda ise; birleşen davalar hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir(HMK. md 297).
Buna göre, mahkemece; asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Bozma nedenine göre, davacıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenle davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.