Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2018/1141 E. 2018/2282 K. 12.03.2018 T.

Yayınlanma Tarihi: 23.12.2023 00:48


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1141
KARAR NO : 2018/2282
KARAR TARİHİ : 12.03.2018

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı,davalı ile 2009 yılında evlendiklerini,müşterek çocukları olmadığını ve 2011 yılında boşandıklarını,kendisine düğünde hediye olarak takılan 10 adet 22 ayar burma bilezik, 1 adet altın set, 3 adet altın künye, 2 adet altın yüzük, 1 adet tek taş altın yüzük ve 1 adet altın saatin davalıda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 20.000 TL değerindeki ziynetlerin tarafına aynen iadesini, bu mümkün değilse ziynetlerin dava tarihindeki değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ,dava dilekçesinde öne sürülen iddiaların doğru olmadığını, düğünden 3 ay sonra davacının ailesini çağırarak ve kişisel eşyalarını da alarak müşterek haneyi terk edip gittiğini, düğünden itibaren ziynet eşyalarının davacının kendisinde olduğunu savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının davasını ispat edemediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş,hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacı vekilinin tüm,davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T’nin 13. maddesinde’’
(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.'' düzenlemesi yer almaktadır.
Mahkemece,yukarıda ifade edilen tarife hükümleri uyarınca davalı lehine dava değeri üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 2.400 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken,yanılgılı değerlendirme ile 1.500 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm,davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan ‘’...1.500 TL ücreti vekaletin...’’ ifadelerinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine ‘’...2.400 TL nisbi vekalet ücretinin...’’ifadelerinin yazılmasına,hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde davacı yönünden karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.