Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2018/732 E. 2018/1856 K. 01.03.2018 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.12.2023 22:41


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/732
KARAR NO : 2018/1856
KARAR TARİHİ : 01.03.2018

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasındaki kira bedelinin indirilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, asıl davada; davaya konu taşınmazı aylık 750 TL den kiraladığını, emsallere göre çok yüksek bedelle kiralamış olduğunu öğrendiğini ileri sürerek 01.01.2012 tarihinden itibaren aylık kira bedelinin 200 TL olarak tespitini istemiştir.
Davacı, birleşen davada; aynı sebeplerle 01.01.2014 tarihinden itibaren aylık kira bedelinin 275 TL olarak tespitini istemiştir.
Davalı; ihale ile kiralanan yer için kira bedelinin tespitinin istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 2012 yılı için 456 TL, 2013 yılı için 494 TL, 2014 yılı için 533,62 TL olarak kira bedelinin tespitine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-) 6100 sayılı HMK'nun 26/1. maddesine göre "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Davacı kiracı asıl davada 2012 yılı için, birleşen davada ise 2014 yılı için kira bedelinin tespiti(indirilmesi) istediği halde, Mahkemece talep aşılarak, dava konusu edilmeyen 2013 yılı için de tespit kararı verilmesi doğru değildir.
2- ) HMK'nun 166. maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak; birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız, müstakil davalardır. Bu nedenle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulmamış, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri ayrı ayrı tayin edilmemiştir (HMK. Md 297).
Hal böyle olunca, mahkemece; birleştirilen dava için ayrı hüküm kurularak yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken, bu ilke gözardı edilerek, infazı kabil olmayacak şekilde yukarıdaki gibi hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-) Bozma nedenlerine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, üçüncü bentte açıklanan nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.