YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10047
KARAR NO : 2021/5703
KARAR TARİHİ : 31.05.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; subay olarak görev yapmakta iken 02.02.2012 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarıldığını, davalı idare tarafından 6.569,70 TL asıl borç, 12.618,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.188,00 TL borç tahakkuk ettirildiğini belirterek bu borcun 14.299,31 TL’sinden davacının borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı; 30/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6000 sayılı yasadan yararlanılması için 3 ay içinde idareye başvurulması gerektiğini, aksi halde davanın dava şartı yönünden reddi gerektiği, 6000 sayılı yasanın askeri öğrenciler ile ilgili olup subay olarak ayrılan davacıyı kapsamadığını, 6353 sayılı yasanın belli sebeplerle okuldan ayrılan öğrencilerle ilgili düzenleme getirip mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan ordudan ayrılanları kapsamadığını, faiz hesabının mevzuat hükümlerine uygun yapıldığını, mecburi hizmet yükümlülüğünün 10 yıla indirilmesinin davacının durumunu değiştirmediğini, ayrıldığı tarihte mecburi hizmet yükümlülüğünün 15 yıl olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davacının 6.569,70 TL asıl alacak ve 12.618,30 TL işlenmiş faizin 5.019,83 TL asıl alacak ile 9.279,49 TL işlenmiş faizden borçlu olmadığının tespitine dair verilen hüküm, davalının temyizi üzerine; Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 02/02/2015 tarihli 2014/13912 E 2015/1068 K sayılı ilamı ile; Gülhane Askeri Tıp Akademisi dönemine ilişkin ayrıntılı maliyet çizelgesinde yer alan toplam 750,54 TL tutarındaki ek ders ücretinin Altındağ 5. Noterliği’nce 18.09.1997 tarihinde düzenlenen yüklenme senedinde belirtilen “benzeri eğitim ve öğretim masrafları” içerisinde değerlendirilerek bu kalem masraflardan davacının sorumlu olacağı, bilirkişi tarafından yapılan faiz hesaplamasında hangi masraf kalemine hangi tarihten itibaren hangi faiz oranı uygulanarak hesaplama yapıldığı belirtilmediğinden raporun denetime elverişli olmadığı ve davacının borçlu olmadığı miktar, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren yönetmelik değişikliği hükümlerine göre belirlenmiş olduğundan vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin, dava tarihindeki haklılık miktarlarına göre tespiti gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.Mahkemece bozma kararına uyularak; davacının 1.553,40 TL asıl alacak ve 3.564,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.117,59 TL’den borçlu olmadığının tespitine dair verilen hüküm, tarafların temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22/05/2019 tarihli 2017/1426 E 2019/6405 K sayılı ilamıyla; bilirkişi raporunda davalının alacaklı olduğu tutarın 1.553,40 TL asıl alacak ve 3.564,19 TL işlemiş faiz olarak tespit edilidği ve mahkemece davalının alacak tutarı üzerinden hüküm kurulduğu, oysa dava menfi tespit davası olmakla alacak tutarı mahsup edilerek kalan tutar bakımından menfi tespit hükmü kurulması gerektiği belirtilerek tarafların temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmuştur.
Bozma kararına uyan mahkemece; bozma öncesi alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 5.016,30 TL asıl alacak, 9.054,11 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.070,41 TL borçlu olmadığını tespitine karar verilmiş; hüküm davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Yine bilirkişi de raporunu bozma kararına uygun olarak hazırlamak durumundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak teşkil eder.
Her ne kadar mahkemece bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilememiştir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 22/05/2019 tarihli 2017/1426 E. 2019/6405 K sayılı ilamında açıkça davacının Altındağ 5. Noterliği’nce 18.09.1997 tarihinde düzenlenen yüklenme senedinde belirtilen “benzeri eğitim ve öğretim masrafları” ifadesi çerçevesinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi dönemine ilişkin ayrıntılı maliyet çizelgesinde yer alan toplam 750,54 TL tutarındaki ek ders ücretinden sorumlu olacağı belirtilmesine rağmen mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma öncesindeki raporda olduğu gibi bu tutardan davacının borçlu olmadığı belirtilerek bozma ilamına uygun rapor hazırlanmamış, bozma ilamına uygun hazırlanmayan rapor doğrultusunda karar verilerek davalının usuli kazanılmış hakkı ihlal edilmiştir. Bu durumda mahkemece; uyulan bozma kararına uygun ek rapor aldırılıp tarafların usuli kazanılmış haklarına riayet edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 31/05/ 2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.