Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/10323 E. 2021/9920 K. 12.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10323
KARAR NO : 2021/9920
KARAR TARİHİ : 12.10.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, serbest mali müşavirlik işi ile iştigal ettiğini, 2004 yılından beri davalıya mali müşavirlik hizmeti verdiğini, aralarında 01.01.2010-31.12.2015 tarihlerini kapsayacak şekilde 5 yıl süreli sözleşme düzenlediklerini, davalının sözleşmeyi 16.04.2010 tarihinde tek taraflı olarak feshettiğini, 2010 yılı ücreti için açtığı davanın kabul edildiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakkı saklı tutularak 2011-2015 arasındaki ücret alacağı 10.560,00-TL’nin aylık % 4 sözleşmesel faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmede aylık ücret tutarının kesin olarak belirtildiğini, eldeki davada Kasım 2012 ile 2015 dönemi arasında davacının geliri geleceğe dönük ihtimal olduğundan hesaplanabilir olmadığını, sözleşmenin işverene ağır külfetler getirdiğini, davacının hizmet etmediği ve edimde bulunmadığı işin ücretini talep ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 22.05.2017 tarihinde davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine 13. Hukuk Dairesince (kapatılan) verilen 19/06/2019 tarihli ve 2017/9111 E. 2019/7439 K. sayılı kararla “… mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilmiş olmasına rağmen …, davacının iddiası kanıtlanmış sayılmayacağı kabul edilerek davanın reddine karar vermiştir. Oysaki bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapması zorunludur. Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu belirtildiği halde bu doğrultuda işlem yapılması gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davanın kabulüne, 10.560,00-TL ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek aylık % 4 sözleşmesel faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm; davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, alacak istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, taraflar arasında sözleşme imzalandıktan sonra mahkemece karar verilmeden önce yürürlüğe girmiş olup, Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 sayılı Kanun’un 7. maddesinde “Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci maddesi görülmekte olan davalarda da uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 120. maddesinde; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüd faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2/1. maddesi gereğince, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen yasal faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere temerrüt faizinin, yasal faiz oranından fazla alınması taraflarca kararlaştırılabilir. Anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirlenen bedelin ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak taraflar, uygulanacak faiz oranını belirlerken, yukarıdaki paragrafta belirtilen 6098 sayılı TBK’nun 120/2. maddesinde öngörülen sınırlamayı dikkate almak zorundadırlar. Somut olayda, davaya konu alacağa uygulanması gereken azami faiz oranı, 6098 sayılı TBK’nun 120/2. maddesinde düzenlenmiş yıllık temerrüt faiz oranı olup, söz konusu sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata yani 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2/1. maddesine göre belirlenen temerrüt faizi oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacaktır. Dava tarihi itibariyle uygulanacak temerrüt faiz oranı % 9 olup, bu oranın yüzde yüz fazlası da % 18’dir. Mahkemece, değinilen hükümler gözetilerek faizin yüzde yüz fazlasını geçmemek üzere alacağa faiz uygulanması gerekirken TBK’nun 120. maddesiyle getirilen sınırlama dikkate alınmaksızın aylık % 4 (yıllık % 48) oranında akdi temerrüt faizi uygulanması doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün birinci bendinde yer alan “aylık % 4 sözleşmesel faiz” kısmının hükümden çıkarılarak yerine “6098 sayılı TBK’nun 120/2. maddesi uyarınca yıllık % 18 temerrüt faizi” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.