YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10401
KARAR NO : 2021/1909
KARAR TARİHİ : 25.02.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen vasiyetnamenin iptali-tenkis davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Asıl davada davacı; muris …’ın 11/07/2008 tarihinde İzmir 18.Noterliğince düzenlenen vasiyetname ile … Mahallesi, 870 ada, 12 parselde tapuya kayıtlı taşınmazın 1 no.lu bağımsız bölümünü davalı …’a vasiyet ettiğini, vasiyetname tarihinde murisin yaşlı ve ağır hasta olduğunu, alınan sağlık raporunun da gerçeği yansıtmadığını, bunun dışında murisin banka hesabındaki 110.000 TL’nin murisin eşi davalı … tarafından murisin ölümünden önce çekildiğini ve diğer davalı ile birlikte kullanıldığını ileri sürerek; vasiyetnamenin iptaline, 110.000 TL’nin terekeye iadesine, bu taleplerin kabul görmemesi halinde saklı payı zarara uğrayan davacının miras payının tamamlanması için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 125.000,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı; vasiyetname tarihinde murisin yaşlı ve ağır hasta olduğunu, alınan sağlık raporunun da gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek; 11/07/2008 tarihli vasiyetnamenin iptaline, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar; murisin fiil ehliyetini yitirdiği iddiasının doğru olmadığını, davalı …’ın vekaletname ile murisin banka hesabından çekmiş olduğu paraları yine murisin tedavisi ve bakımı için kullandığını, murisin borçlarını ödediğini, vasiyetname ile davacıların saklı paylarının zedelenmediğini, murisin sağlığında davacı ve diğer mirasçılara kazanımlarda bulunduğunu, saklı payları zedeleme kastı bulunmadığını, bu nedenle tenkis talebinin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 11/11/2015 tarihli ve 2014/19542 E., 2015/17711 K.sayılı ilamı ile özetle; davalılar vekilinin tüm, asıl ve birleşen davacılar vekilinin sair temyiz itirazları reddedilerek, mirasbırakanın ölümünden önceki bir yıldan daha önce (16/02/2000 tarihinde) temlik edilen taşınmazların tenkise tabi tutulduğu, bu taşınmazlar yönünden kazandırmaların saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığının ispatlanması gerektiği, mahkemece, taşınmazların gerçekte satış ya da bağış olup olmadığı, Türk Medeni Kanunun 565/5. maddesi gereğince saklı pay kaidelerini bertaraf etmek kastıyla temlik yapılıp yapılmadığının tahkiki, bu amaçla taraf delilleri toplanarak, bildirilen tanıkların temliklerin mahiyeti, sebebi, tarafların birbirleriyle ve davacının murisle ilişkileri, temliklerin makul ve haklı sebebe dayanıp dayanmadığı hakkındaki bilgileri alınarak, deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, yanılgılı değerlendirme sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl davada; vasiyetnamenin iptaline yönelik talebin reddine, bankadan çekilen paranın terekeye iadesi yönündeki talebin tenkis talebi içerisinde değerlendirilmesi mümkün olduğundan, bu yönde karar verilmesine yer olmadığına, tenkis yönünden, 48.291,11 TL’nin tercih hakkının kullanıldığı 27/09/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …’dan tahsili ile asıl dava davacısı …’a verilmesine, birleşen davada; vasiyetnamenin iptaline yönelik talebin reddine, tenkis yönünden, 48.291,11 TL’nin tercih hakkının kullanıldığı 27/09/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …’dan tahsili ile birleşen dava davacısı …’a verilmesine karar verilmiş; hüküm, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) 6100 sayılı HMK’nın 298/2. maddesinde; gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda; birleşen davada tefhim edilen kısa kararda; “vasiyetnamenin iptaline yönelik talebin reddine, tenkis yönünden, 48.291,11 TL’nin tercih hakkının kullanıldığı 27/09/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …’dan tahsili ile asıl dava davacısına verilmesine” karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda, “vasiyetnamenin iptaline yönelik talebin reddine, tenkis yönünden, 48.291,11 TL’nin tercih hakkının kullanıldığı 27/09/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …’dan tahsili ile birleşen dava davacısı …’a verilmesine” hükmedilmek suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Buna göre, mahkemece; kısa kararla bağlı olmaksızın ve dosya münderecatına göre, açıklanan hususlar göz önünde tutularak vicdani kanaate göre karar verilmelidir.
2) Bozma nedenine göre, birleşen davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle birleşen davada davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.