YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10853
KARAR NO : 2021/1444
KARAR TARİHİ : 15.02.2021
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki asıl dava olan itirazın iptali davası ile karşı dava olan istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; çiftliğini besicilik yapması için davalıya 20/02/2010 tarihli kira sözleşmesi ile 6 yıllığına aylık 500 TL’ den 6 yıllık 36000 TL kira bedeli karşılığında kiraya verdiğini, sözleşme gereğince 13.000 TL kira bedelinin peşin ödendiğini, ancak kalan bedelin ödenmediğini, ödenmeyen kira bedelinin tahsili için davalı aleyhine başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı; çiftliği hayvancılık yapmak üzere kiraladığını, ancak kiralananın amaca uygun olmaması sebebiyle 20/02/2011 tarihinde kiralananı tahliye ettiğini ve anahtarı da teslim ettiğini, peşin ödenen 13.000 TL dikkate alındığından fazla ödemesi olduğunu belirterek asıl davanın reddi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000 TL fazla ödemenin iadesini dilemiştir.
Mahkemece, davalının kiralananın 20/02/2011 tarihinde tahliye edildiğine dair beyanı esas alınarak erken tahliye nedeniyle uğranılan zararın sözleşme hükmü gereğince bir aylık kira bedeli olan 500 TL olarak belirlendiği, peşin ödenen 13.000 TL kira bedelinden bir yıllık kira bedeli olan 6.000 TL ile erken tahliye nedeniyle mahrum kalınan bedel olan 500 TL olmak üzere toplam 6.500 TL düşülmek suretiyle bakiye 6.500 TL’den taleple bağlılık kuralı gereği talep miktarı olan 5.000 TL’nin davalı karşı davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 24/04/2019 tarihli 2017/7031 E 2019/3765 K sayılı bozma kararıyla; asıl dava nisbi harca tabi olduğundan öncelikle eksik harcın tamamlatılması gerektiği, her iki dava bakımından tahliye tarihini ve anahtar teslimini yazılı belge ile kanıtlayamayan ve ispat yükü kendisine düşen davalı-karşı davacı kiracıya mahkemece anahtar teslim tarihi hususunda yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kiracının bildirdiği tarihin tahliye tarihi olarak kabulünün doğru olmadığı, tahliye tarihinin ispatlanması halinde, belirlenen tahliye tarihine göre asıl davada kiraya verenin alacağı olup olmadığının ve karşı dava yönünden kiraya verenin iade yükümlüğünün bulunup bulunmadığının tespiti gerektiği, kiracının kiralananı tahliye ettiğini ispat edememesi halinde ise; itirazın iptali davası yönünden kira sözleşmesinde yer alan muacceliyet koşulunun geçerli olup olmadığının kiracının tacir olup olmadığı da araştırılarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek davacı-karşı davalı lehine bozulmuştur.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olacağı yönündeki madde hükümlerinin uygulanabilirliği açısından ilgili kurumlara müzekkere yazılmışsa da 22/10/2019 tarihli celsede davacı tarafın cezai koşula ilişkin iddiasından vazgeçtiği, davalı-karşı davacı kiracı tarafından tahliye tarihinin ispatlanamadığı, kira sözleşmesinde kira bedellerinin aylık olarak ödeneceği kararlaştırıldığından asıl davada kiraya verenin takip tarihi olan 21/03/2013 kadar işleyen kira bedellerini talep edebileceği gerekçesiyle takip tarihine kadar işleyen 18.500 TL kira borcundan peşin ödenen 13.000 TL düşülerek asıl davanın kısmen kabulü ile 5.500 TL üzerinden icra takibinin devamına, ve davacı lehine icra inkar tazminatına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı-karşı davacı tarafça fazla ödenen kira bedeli bulunmadığından karşı davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı- karşı davacının tüm davacı-karşı davalının ise aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinin 18. maddesinde, aynı dönem içerisinde kira bedelinin iki ay arka arkaya ödenmemesi halinde, ödenmeyen aydan itibaren sözleşme süresi sonuna kadar olan kira bedellerinin muaccel hale geleceği kararlaştırılmıştır. Dairemizin bozma ilamında kiracının tacir olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre muacceliyet şartının değerlendirilmesi ve taşınmazın satıldığı tarih de dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, 17/09/2019 tarihli celsede davacı vekili “Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2017/7031 Esas 2019/3765 Karar sayılı ilamına kısmen katılıyorum kısmen katılmıyoruz. Ceza-i şartla ilgili bozma kısmına katılmıyoruz. Diğer kalan kısımlara katılıyoruz.” yönünde beyanda bulunmuş, 22/10/2019 tarihli celsede ise “ Bozma ilamına uyulmasını talep ederiz, cezai koşula ilişkin iddiamızdan vazgeçiyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacının 22/10/2019 tarihli beyanı muacceliyet şartına dayalı olarak talep edilen kira bedeli alacağından feragat niteliğinde de değildir. Davacı vekilinin bozma kararının cezai şarta ilişkin kısmına itirazından vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan araştırma sonucu gelen İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevaplarından davalının tacir olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalının tacir olduğu gözetilerek bozma kararı doğrultusunda işlem ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davacının bu talebinden feragat ettiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının tüm davacı-karşı davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle asıl davada verilen hükmün davacı-karşı davalı yararına HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 281,70 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, davacı tarafından peşin alınan temyiz harcının ise istek halinde davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/02/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.