YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11026
KARAR NO : 2021/1590
KARAR TARİHİ : 17.02.2021
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasında yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine; adli yardım talebi kabul edilerek temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, 11/05/2013 tarihinden itibaren … plakalı aracın şoförlüğünü yaparak işçi olarak çalıştığını, 24/02/2015 tarihinde davalının borcundan dolayı aracın haczedildiğini, yediemine çekildiğini, aracın bir kaç gün sonra yeniden çalışmaya başladığını, haciz işleminin aracın kendisinden alınması için gerçekleştirildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 10.000,00 TL maaş alacağı, 1.000,00 TL kıdem tazminatı, 1.000,00 TL fazla çalışma ücreti, 1.500,00 TL hafta tatili, resmi tatil ve yıllık izin ücreti alacağının 24/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; yurtdışında çalışmakta iken yatırım amaçlı olarak davacı ile taksi kira sözleşmesi imzaladıklarını, taraflar arasında hiç bir şekilde işçi, işveren, alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, kira sözleşmesinde kiracının kiralayanın işçisi olmadığı hususunun açıkça belirtildiğini, davacının kira bedelini ödemediğini, davalının kendisine borçlu bulunduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Denizli 2. İş Mahkemesi nezdinde yapılan yargılama neticesinde, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, verilen görevsizlik kararı Yargıtay 22. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiş ve sulh hukuk mahkemesince yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkemece; kira sözleşmesine dayalı bir davada işçi alacaklarının talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Türk Borçlar Kanununun (TBK) 357 ve devamı hükümlerinde ürün kirası düzenlenmiştir. Buna göre, ürün kirası, kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir. TBK 367. maddede de belirli süreli kira sözleşmesinin sürenin bitiminde kendiliğinden sona ereceği, ancak, tarafların örtülü olarak sözleşmeyi sürdürmeleri hâlinde, aksi kararlaştırılmadıkça, kira sözleşmesinin birer yıl için yenilenmiş sayılacağı, yenilenen kira sözleşmesinin yasal bildirim süresine uyularak, her kira yılının sonu için feshedilebileceği düzenlenmiştir.
Taraflar arasında 15/05/2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli taksi kiralama sözleşmesinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Buna göre uyuşmazlık, ürün kirasına ilişkin olup her ne kadar dava açılırken iş hukuku alanına mahsus birtakım tazminat ve alacaklar talep edilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi gereğince hâkim, tarafların hukuki nitelendirmeleriyle bağlı olmayıp, Türk Hukukunu resen uygular. Bu nedenle davacının talebinin kira sözleşmesinin haksız feshi dolayısıyla tazminat talebine ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Buna göre, davacı kiracının aynı nitelikte bir taksinin benzer koşullarla kiralanabileceği makul süre kadar kazanç kaybına dair tazminat isteyebileceği gözetilmelidir. Burada kârdan yoksun kalan kiracının zararı, haksız fesih sebebiyle malvarlığında ortaya çıkacak çoğalmadan mahrum kalmasıdır.
818 sayılı Borçlar Kanununun 106. ve 108. (TBK md. 125.) maddeleri hükümleri gereğince kazanç kaybı (kar kaybı) zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanununun 325. (TBK 408.) maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönetiminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre kar kaybı, sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur. Elde edilecek fark miktara da net kar denilir. Bu yönteme uygun kar kaybı zararı hesaplanırken davacının davalıya ödemesi gereken kira paraları da elbette davacının yapması zorunlu giderler içinde dikkate alınmalıdır. Bu nedenle mahkemece; kazanç kaybının belirlenmesi, kazanç kaybı hesabı yapılırken davacı kiracının dava konusu kiralanan taksi ile aynı vasıf ve özelliklere sahip başka bir aracı aynı şartlarda ne kadar sürede kiralayabileceğinin ve taksinin işletildiği dönem ile fesih tarihi arasında sosyo-ekonomik yönden aynı çevrede işletilen benzer taksinin muhtemel kârının esnaf odaları gibi ilgili yerlerden elde edilebilecek verilerle birlikte değerlendirilip bilirkişi aracılığıyla tespit edilerek TBK 408. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması ve hakim tarafından, belirlenen kar üzerinden, hakkaniyete uygun bir indirim yapılarak hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA hükmü temyiz eden davacı adli müzaharet kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına
6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.