Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11061 E. 2021/2361 K. 08.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11061
KARAR NO : 2021/2361
KARAR TARİHİ : 08.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında birleştirilerek görülen alacak ve ecrimisil davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; taraflara miras yoluyla intikal eden arsa vasfındaki iki adet taşınmazın üzerindeki moloz ve çöpleri hafriyat çalışması ile kaldırdığını, akabinde taşınmazlar üzerinde yapılar inşa ettirerek şimdiki haline getirdiğini, taşınmazlarda var olan iki dükkândan bir tanesinin kendisi ile dava dışı kardeşinin tasarrufunda bulunduğunu, diğer dükkân ile otoparkın ise davalı tarafından kullanıldığını, ancak davalının taşınmazlar için yapılan bu giderlerden payına düşeni ödemediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, taşınmazlar için yaptığı giderlerden davalının payına düşen 10.000 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davaya konu taşınmazlardaki dükkanlar ile otoparkın davacı tarafından kiraya verildiğini, ancak payına düşen kira gelirini davacının ödemekten kaçındığını, bu nedenle kendisinin açtığı ecrimisil istemli davada da aynı iddiaları dile getiren davacının bu iddiasını ispatlayamadığını, öte yandan davacının haklı olduğu kabul edilse bile davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davaya konu çalışmaları 2006 yılında sonlandıran davacının bu esnada sebepsiz zenginleşen kişiyi ve zenginleşme miktarını bildiği, öte yandan davalı tarafın 19/04/2005 tarihinde açmış bulunduğu ecrimisil davası nedeni ile taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu, ancak davacının payına düşen giderleri ödemesi için davalı taraftan dava tarihine kadar bir talepte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar; davacının temyizi üzerine Dairece verilen 18/02/2013 tarihli ve 2012/22537 E. 2013/2399 K. sayılı kararla; davada, tarafların elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine göre ortak bulundukları 2 parsel sayılı taşınmaz ile yine tarafların paylı mülkiyet hükümlerine göre paydaş bulundukları 3 parsel sayılı taşınmazda davacı tarafça gerçekleştirildiği ileri sürülen hafriyat çalışması nedeni ile yapılan giderler için davalı taraftan giderim isteminde bulunulduğu, bu durumda, öncelikle davacı tarafın yapmış olduğu
bu çalışmanın taşınmaz maliklerinin menfaatine mi yoksa davacı tarafın kendi menfaatine mi olduğunun, diğer bir anlatımla taşınmaz için yapılan bu giderlerin zorunlu gider olup olmadığının belirlenmesi, böyle bir saptamadan sonra istem hakkında vekâletsiz iş görme (BK. md 414, TBK. md 530) hükümlerinin (ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin) mi yoksa sebepsiz zenginleşme hükümlerinin ( ve 1 yıllık zamanaşımı süresinin) uygulanması gerektiği yönünde bir değerlendirme yapılması, öte yandan davacı taraf hafriyat çalışmasından sonra taşınmazda yapılar inşa ettirdiğini ileri sürdüğüne göre, tarafların ortak ve paydaş olduğu taşınmazlar üzerindeki yapıların, TMK’nın 684’ncü maddesi uyarınca üzerinde bulunduğu arzın bütünleyici parçası haline geldiği ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olduğu, taşınmazlardaki bu mülkiyet durumu devam ettiği sürece diğer paydaşların mal varlıklarında bir fazlalık (zenginleşme) meydana gelmeyeceğinden zamanaşımı süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle davacı tarafın yapıları yaptırdığı yönündeki iddiasının araştırılması ve sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozma sonrasında birleşen davada davacı; kardeş olan davalı ile 4241 ada 2 ve 3 nolu parsellerde hissedar bulunduklarını, davalının 2 nolu parselde yer alan iki adet dükkan ile 3 nolu parseldeki otoparkı kiraya verdiğini, kira bedellerinden hissesine düşen payı ödemediğini, 19/04/2005 tarihine kadar olan alacağın tahsili yolunda … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/436 Esasında açılan davada taleplerinin kabul edildiğini, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, bu tarihten sonraki kira alacakları yönünden çekilen ihtardan sonuç alamadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, 12.000 TL alacağın 24/08/2010 (ihtarda verilen sürenin bitim) tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 04/12/2013 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın 88.465 TL olarak ıslahı ile 75.000 TL’nin 24/08/2010 tarihinden, bakiye 13.465 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, 2 nolu parseldeki dükkanın 1993 yılında davacı ile birlikte kiraya verildiğini, bu dükkan yönünden davacının kiracıya karşı hissesi oranında yasal yollara başvurması gerektiğini, diğer dükkanı ise yine davacının kiraya verdiğini, kiranın davacının hesabına yattığını, 3 nolu yerin ise davacının önceki açtığı dava sonrası 2005 yılında iş yeri kapanışının yapıldığını, davacının bahsettiği Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/436 Esas sayılı davanın 19/04/2005 tarihinden öncesine ait olup bu davaya etkisi olmadığını, kabul etmemekle birlikte talep edilen alacak miktarının da fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece; birleşen davada davacının 70.459 TL ecrimisil talep edebileceğini bildiren bilirkişi raporu benimsenmiş olmasına rağmen kısa kararda sehven maddi hata yapıldığı, dosyanın geçirdiği safahat ve usul ekonomisi ilkesi gereğince bu hatanın gerekçeli kararda düzeltilmesi gerektiğinden bahisle; asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK’nın 298/2. maddesinde; gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda; tefhim edilen kısa kararda, “ Toplam 30.460 TL ecrimisil bedelinin 20.391 TL’sinin 24/08/2010 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 10.069 TL sinin 15/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine,” karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda “ Toplam 70.459,00 TL ecrimisil bedelinin 55.780,00 TL sinin 24/08/2010 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 14,67900 TL sinin 15/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine” hükmedilmek suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Buna göre, mahkemece; kısa kararla bağlı olmaksızın ve dosya münderecatına göre, açıklanan hususlar gözönünde tutularak vicdani kanaate göre karar verilmelidir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.