YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11063
KARAR NO : 2021/2465
KARAR TARİHİ : 10.03.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tazminat davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davaların kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili ile davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; davalılardan … ve …’ın işlettiği restoranda 09.11.2009 tarihinde gerçekleşen patlama sonucunda aynı binada maliki bulundukları 1, 3, 7, 11, 13, 15 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin zarar gördüğünü
mahkeme aracılığı ile yaptırılan tesbit sonucunda binanın yıkılarak yeniden yapılması gerektiğinin belirlendiğini, uğradıkları zarardan patlamanın gerçekleştiği restoranı işleten davalılar … ve … ile birlikte işyerinin maliki olan davalılar … ve … ile restorana gerekli tedbirleri almadan ruhsat veren …Büyükşehir Belediyesi ile …. Belediyesinin de sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 400.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Birleşen 2011/43 Esas sayılı davada; aynı olayda davacılar … ve … 10 nolu bağımsız bölümün zarar gördüğünü ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 50.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Birleşen 2012/497 Esas sayılı davada; aynı olayda davacı … 2 nolu bağımsız bölümün zarar gördüğünü ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, şimdilik 25.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir
Birleşen 2014/614 Esas sayılı davada; aynı olay nedeniyle davacılar … ile …’ın 11 nolu bağımsız bölümdeki toplam 2/8 payı için asıl davada tazminat talep edildiği, paydaşlardan …’un ölümü ile davacılar …, … ile …’ın geriye kalan 6/8 payı iktisap ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacıların 6/8 payı için şimdilik 135.878 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı … ve …; hizmet kusuruna dayanılarak belediyeler aleyhine açılan davanın yargı yolu yönünden reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Davalılar … ve …; davanın reddini dilemişlerdir.
Davalılar … ve …, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece; açılan davanın ve birleşen 2011/43, 2012/497, 2014/614 esas sayılı davaların davalılar davalı … ve … yönünden kısmen kabulüne, davalılar … ve … aleyhine açılan davanın ve birleşen davaların yargı yolu nedeniyle usulden reddine, davalılar … ve … yönünden açılan davanın ve birleşen davaların reddine dair verilen hüküm, davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairece verilen 21/03/2017 tarihli ve 2016/3132 E. 2017/3413 K. sayılı kararla; “… açılan davanın ve birleşen 2011/43, 2012/497, 2014/614 esas sayılı davaların davalılar davalı … ve … yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, kararda birleşen 2014/614 esas sayılı dava ile talep edilen tazminat istemleri hakkında bir hüküm tesis edilmemiştir. Kabul şekline göre de; asıl ve birleşen davalar ile talep edilen tazminat istemleri hakkında yargılama sırasında ıslah yapılmamış olmasına rağmen, mahkemece bilirkişi kurulu tarafından belirlenen ve talebi aşan tazminat tutarları esas alınarak, haklarındaki dava reddedilen davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmiş olması da doğru değildir” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararına uyan mahkemece; açılan davanın ve birleşen 2011/43, 2012/497, 2014/614 esas sayılı davaların davalılar davalı … ve … yönünden kabulüne, davalılar … ve … aleyhine açılan davanın ve birleşen davaların yargı yolu nedeniyle usulden reddine, davalılar … ve … yönünden açılan davanın ve birleşen davaların reddine, davacı Bengü Çökele yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili ile davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Davalılar … ve …’nün temyiz itirazının incelenmesinde;
Bozma ilamına uyulmakla bozmaya uygun işlem yapılması gerektiği gibi bozma kararından sonra da mahkemece HMK’nın 297’nci maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır.
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21inci maddesi uyarınca; avukatlık ücretinin takdirinde; hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Aynı tarifenin 13 üncü maddesinin 4 nolu bendine göre de; maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda; mahkemece verilen ilk hükümde davalılar Muzaffer ve … yönünden davanın reddine karar verilerek vekalet ücretine hükmedildiği, davacıların ret kararına karşı temyiz itirazları da bulunmakla birlikte, birleşen dava hakkında hüküm tesis edilmemesi nedeniyle bozulduğu, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmediği, bozma sonrası verilen ikinci hükümde ise, aynı şekilde davalılar …. ve … yönünden reddedildiği, bu defa reddedilen davalar yönünden ilk kararda vekalet ücreti yönünden hüküm kurulduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.
Buna göre mahkemece; bozma sonrası verilen hükümde, haklarındaki davalar reddedilen davalılar … ve … lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, bozulan hükme atıf yapılan vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmaya gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması, HUMK’nın 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın bütün temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin çıkartılarak yerine “5-Reddedilen davalar yönünden mahkememizce daha önce kurulan hükümde davalı belediyeler yönünden hüküm kurulduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına” ifadesinin yazılmasına, ayrıca hüküm fıkrasının sırasıyla;
“6- Asıl davada; Davalılar … ve … kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 3.400 TL vekalet ücretinin asıl dosya davacılarından alınarak davalı … ve verilmesine”
“7- Birleşen 2011/43 Esas sayılı davada; Davalılar … ve … kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 3.400 TL vekalet ücretinin birleşen dosya davacılarından alınarak davalı … ve … verilmesine”
“8- Birleşen 2012/497 Esas sayılı davada; Davalılar … ve … kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 3.400 TL vekalet ücretinin davacılarından alınarak davalı … ve … verilmesine,”
“9-Birleşen 2014/614 Esas sayılı davada; Davalılar … ve … kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 3.400 TL vekalet ücretinin birleşen dosya davacılarından alınarak davalı … ve … verilmesine,” bentlerinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.