YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11068
KARAR NO : 2021/10771
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
MAHKEMESİ : … 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; ticari ödemelerinde sıkıntı yaşayan davalı şirketin borç para istemesi üzerine 07.09.2017 tarihinde … Bankası … Şubesindeki hesabından 100.000 TL’yi emanet para açıklamasıyla gönderdiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine … 2. Noterliğinin 14.09.2018 tarihli ve 13403 yevmiye numarası ile ihtarname keşide ettiğini, ihtarnamede belirtilen sürede de ödeme yapılmadığını, 100.000 TL asıl alacak ve 616,44 TL işlemiş faiz toplamı 100.616,44 TL miktarındaki borcun tahsili için başlattığı takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptalini ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı; davaya dayanak icra takibine sunulan dekontun gerçeği yansıtmadığını zira paranın tarafından alınmadığını, söz konusu borcun bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; ispat yükünün davacıda olduğu, davacının da havalede yaptığı açıklamada borç gönderdiğini açıkça belirtmediği, bu itibarla davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; Türk Dil Kurumunun “emanet” kelimesini “Birine geri alınmak üzere, geçici olarak bırakılan ve teslim alınanca korunması gereken vedia” olarak tanımladığı da dikkate alınarak, davacı tarafından dekontta yazılan açıklamanın karz ilişkisini
açıkça ortaya koymaya yeterli olduğu nazara alındığında davacının, havale dekontuna yazılı “emanet para” açıklaması ile davalıya “geri alınmak üzere” ödünç olarak para gönderdiğini ispat ettiği, bu durumda ispat yükünün mahkemenin kabulünün aksine davacıda değil davalıda olduğu, davalının ise iddiasını kanıtlayamadığı, davacı alacaklı tarafından davalı borçluya gönderilen … 2. Noterliğinin 14.09.2018 tarihli ihtarnamesinin 20.09.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, söz konusu ihtarname ile paranın ödemesi için yedi günlük süre verildiği dolayısıyla davalı borçlunun bu sürenden sonra temerrüde düşeceği ve işlemiş faiz başlangıcının borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren hesaplanması gerektiği halde, ödeme emrinde işlemiş faizin 14.09.2018 tarihinden itibaren hesaplandığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın 100.000 TL asıl alacak ve 271,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 100.271,23 TL yönünden iptaline ve asıl alacağın % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 6100 sayılı HMK’nın 326 ncı maddesinin ikinci fıkrası; “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmünü içermektedir.
Buna göre bölge adliye mahkemesince; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesinin 2. fıkrası gereğince vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, HMK’nın 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının hüküm fıkrasının “II. Kaldırılan hükmün yerine;” başlıklı bendine (7) numaralı alt bent olarak “7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın reddolunan kısmı üzerinden takdir edilen 345 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” bendinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.