YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11467
KARAR NO : 2021/1449
KARAR TARİHİ : 15.02.2021
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tahliye ve itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalının depolu dükkanını önceki maliklerinden 05/12/2002 tarihinde başlamak üzere beş yıllığına kiralandığını, kira bedelinin ilk yıl aylık 3.500,00 TL olduğunu, sonraki yıllar artış miktarının da sözleşmede düzenlendiğini, diğer davalının ise kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, kira konusu taşınmazı 30/03/2005 tarihinde satın aldığını, ve aynı şartlarla kiracılık sıfatının devam ettiğini, davalının uzun süredir kira bedellerini düzenli ödemediğini, tahliye edeceğini belirtmesine rağmen tahliye de etmediğini, son beş yılda kira bedeline mahsuben 8.000,00 TL ödediğini, kalan bedellerin ödenmediğini belirterek 282.604,00 TL kira alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı …’in taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini dilemiştir.
Davalı …; kira bedellerini ödediğini, ihtirazi kayıt olmaksızın kira bedellerinin kabul edildiğini, ödeme belgelerini sunacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı …; kefalet verilen sözleşmenin iki yıl süreli olduğunu, sözleşmenin devamında kefalet sebeiyle borcu olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece icra hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik nedeniyle davanın reddine dair verilen karar davalıların temyizi üzerine dairemizin 2017/6340 E 2019/2612 K sayılı kararıyla; genel hükümlere göre dava açıldığından işin esasının incelenmesi gerektiği, davaya bakmaya sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; sözleşmenin bitiminden itibaren yeni bir kira sözleşmesi düzenlenmediği, mevcut sözleşmenin belirsiz süreli olarak uzadığı, açıkça kefilin sorumluluğunun devam edeceğinin belirtilmediği bu nedenle davalı …’ın kefaletinin olmadığı, taraf beyanları doğrultusunda davalının dava konusu işyerini tahliye ettiği ve kira alacağını tamamiyle ödediği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının kötüniyet tazminatına ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde;
İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez.
Mahkemece hüküm fıkrasının 2. bendinde davalı … lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. Ancak eldeki davada davalı yönünden kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından, davalının bu talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3- Davalı …’ın vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muuhakemeleri Kanunu’nun 331/1. maddesine göre: Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Mahkemece davalı kefilin takibe konu kira alacağı dolayısıyla sorumluluğu bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece; dava değerinin 282.604 TL olduğu gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince, konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen davalar bakımından öngörülen nispi tarifeye göre hesaplama yapılması ve 28.232,28 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 1.450 TL vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’un 436/2. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan “Davacının asıl alacak olan 282.604,00 TL’nin %20’si oranındaki 56.520,80 TL Kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine,” ifadesi çıkartılarak, yerine “davalı …’ın kötüniyet tazminatı talebinin reddine” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün davacı lehine düzeltilmesine; üçüncü bentte açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan ” 1.450,00 TL” ifadesi çıkartılarak, yerine “28.232,28 TL” ifadesinin yazılması suretiyle de hükmün davalı … lehine düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’ nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.