YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11537
KARAR NO : 2021/1782
KARAR TARİHİ : 22.02.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar, … Çarşı binasında 24/12/2003 tarihinde çıkan yangında kendilerine ait iş yerinin zarar gördüğünü, içindeki tüm eşyalarla birlikte şirketin ticari kayıtlarının da yandığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şirket lehine şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın 24/12/2003 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile, şirketin ortakları olan … ve … lehine 15.000’er TL’den toplam 30.000 TL manevi tazminatın 24/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalılardan …; davaya cevap vermemiştir.
Diğer davalılar , davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davacılar … ve …’in açtığı manevi tazminat davasının reddine, davalı … hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 31.574,44 TL’nin olay tarihi olan 24/12/2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Ankara İl Özel İdaresi, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair verilen karar; davalılardan Ankara İl Özel İdaresinin temyizi üzerine Dairece verilen 19/11/2015 tarihli ve 2014/20987 E. 2015/18483 K. Tarihli kararla “Davaya konu yangınla ilgili ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporları, emsal nitelikteki kesinleşmiş kararlardaki raporlar birlikte değerlendirmek suretiyle davalı … şirketinin sorumluluğu cihetine gidilmesi gerektiği, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, öte yandan, kusur oranlarına ilişkin olarak dosyada alınan bilirkişi raporu ile ceza yargılaması sırasında hükme esas alınan rapor arasında çelişkiler olduğu, mahkemece, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için konusunda uzman bilirkişi kurulundan, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde denetime elverişli rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde; davacı vekilinin, verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti olan gider avansını yatırmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma ilamına uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki;
HMK’nın 120. maddesinde gider avansı düzenlenmiştir. Buna göre; “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir”.
30/09/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 1. maddesinde, tarifenin amacının, dava açılırken, mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu açıklanmıştır. Tarifenin 6.maddesinde; “Bu Tarifenin yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan davalarda, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120. maddesinin ikinci fıkrasına göre gider avansı ikmal ettirilir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Anılan düzenlemelerden ve dava şartı müessesesinden; gider avansının davanın açılması sırasında alınmasının şart olmadığı, mahkemenin sonradan bu eksikliği kesin süre vererek ikmal ettirebileceği anlaşılmaktadır. Buradan hareketle 1086 Sayılı HUMK döneminde açılmış olsa da, istisnai hüküm bulunmaması nedeniyle davanın her aşamasında, dava şartı olan gider avansının, HMK’ nın 114/g, 115/2 ve 120 maddeleri gereği gözetilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Davanın açıldığı tarihte eksik veya hiç gider alınmamış olsa bile gider avansı dava şartı olmakla hüküm verilinceye kadar ikmal ettirilebilir. İster gider avansı isterse tamamlama avansı olarak tanımlansın, ikmal edilmesi gereken paranın hukuk yargılamasındaki nitelemesi dava şartı olarak gösterilen gider avansıdır. Gider avansının yatırılmaması veya ikmal edilmemesi halinde dava usulden reddedilecektir.
Ancak Kanunun 324. maddesinde delil ikamesi avansı, 325. maddesinde ise re’sen yapılması gereken işlemlerde giderler düzenlenmiştir. 324. madde gereğince “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır”.
325. maddeye göre ise “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir”.
HMK’nın 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenlemenin 324. maddedeki delil ikamesi için avans kuralı ile birlikte değerlendirilmesi ve dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerekir. Dolayısı ile delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinden ayrılması, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması zorunludur.
HMK’nın 324. maddesi düzenlemesi karşısında, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı yoktur. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Diğer yandan örneğin resen hesap raporu alınacaksa giderin 325. maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli olacaktır.
Yukarda açıklandığı üzere dava şartı olarak öngörülen düzenlemenin davanın reddine yol açması nedeniyle mahkemece; gider avansı ile delillerin ikamesine yönelik avans ayrılmalı, gider avansının da nelerden ibaret olduğu net olarak belirlenmeli ve tarafa da hem gider avansının hem de delil ikamesi avansının hukuki sonuçları konusunda uyarı yapılmalıdır.
Somut olayda; mahkemece, 07/06/2018 tarihli celsede, dosyanın konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdii ile rapor tanziminin istenmesine yönelik ara karar kurulmuş, bilirkişiler için toplam 3.000 TL ücret takdir edilmiş, davacı tarafa eksik bilirkişi ücretini yatırması için iki haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye riayet edilmediği takdirde mevcut delilere göre karar verileceği hususu davacı vekiline ihtar edilmiş ise de son celse; davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Oysa yukarda açıklandığı gibi bilirkişi ücreti gider avansı değil, delil ikamesi avansı olup gider avansı dava şartı iken, delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemeyeceği gibi, verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın, dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf belirtilen sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır.
Bunun yanında; bilirkişi delili bakımından, HMK’nın 266. maddesindeki özel düzenleme gereğince, bilirkişi delilline münhasır olmak üzere mahkemenin, uyuşmazlığın çözümü bakımından gerekli görmesi halinde talep olmaksızın kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına da karar verebileceğinden, bu kısma ilişkin masrafların ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden karşılanması yoluna gidilebilmektedir.
Bu itibarla; bilirkişiye yönelik giderin taraflarca yatırılmaması halinde, usul yasasındaki düzenleme gereğince bu delile özgü olmak üzere masraflarının suç üstü ödeneğinden karşılanarak temini yoluna gidilebileceği gözetilerek, toplanan deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.