Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11823 E. 2021/1709 K. 18.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11823
KARAR NO : 2021/1709
KARAR TARİHİ : 18.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; tarımsal sulama abonesi olduğu davalı şirketin kaçak elektrik kullandığından bahisle hakkında kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirdiğini, faturayı ödediğini, kaçak elektrik kullanmadığını, ceza davasında beraat ettiğini ileri sürerek; 10.000’TL nin ödeme tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakan mahkemece; davacının ceza davasında beraat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen hüküm, davalı tarafın temyizi üzerine; Dairece verilen 09/03/2017 tarihli ve 2015/15836 Esas 2017/2869 Karar sayılı ilamıyla; uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, elektrik – elektronik mühendisi bilirkişinin hazırladığı rapor ile davacı hakkında açılan ceza davasında alınan bilirkişi raporlarının birbirini teyit ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 6.534,93 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava; kaçak elektrik tüketimine dayalı olarak tahakkuk ettirilen fatura nedeniyle ödenen bedelin istirdadına ilişkindir.
Kaçak elektrik tutanağı tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13.maddesinde; “Gerçek veya tüzelkişilerin; dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü sistemine ya da tesisata müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketimi” kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak tanımlanmıştır.
Diğer taraftan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi; “Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda; davaya konu sayacın, düzensiz çalışmasından dolayı söküldüğü, … Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü Ölçüler ve Ayarlar Şube Müdürlüğünün 22.07.2010 tarihli raporuyla, sayacın bakanlık mühürlerinin bozuk olduğu ve ölçüm devresine müdahale edildiğinin belirtildiği, bu rapora istinaden davalı şirket tarafından, davacı adına kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenerek kaçak ve ek tahakkuk yapıldığı anılan kaçak elektrik tespit tutanağı nedeniyle davacı hakkında elektrik hırsızlığı ve mühür bozma suçlarından açılan ceza davasında; sanık tarafından üzerine atılı suçu işlediğine dair sanığın mahkumiyete yeter derecede her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın davalı şirket tarafından temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sadece hırsızlık suçu yönünden hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderildiği, her iki suç yönünde de yeniden hüküm kurulduğu, kararın taraflara tebliğ edilerek Yargıtay incelemesinden geçmeksizin kesinleştirildiği gerekçesiyle kanun yararına bozma kanun yolu açısından takdir ve ifası için dosyanın … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan elektrik – elektronik mühendisi bilirkişi raporunda; davalı tarafından hazırlanan tutanaktaki gerekçenin yönetmelik gereği kaçak elektrik kapsamına girdiği, yönetmelik gereği kaçak tespiti durumunda aboneye kaçak tahakkuku düzenleneceği, kaçak tahakkukunun 5.633,37 TL, kaçak ek tahakkukunun ise 3.955,63 TL olarak hesaplandığı, ancak davalının ceza dosyasındaki ifadesinde aboneliğin babası adına olduğunu, uzun yıllardır kendisinin kullandığını, kaçak kullanımdan bilgisinin ve alakasının olmadığını belirttiği, dosya içerisinde bulunan tahakkuk dökümlerine göre okuma değerlerinin düşük olduğu fakat kaçak tutanağının öncesi ve sonrası değerlerinin uyumlu bulunduğu davacının kullanımı ile doğru orantılı olarak kaçak kullanım olmadığı, ceza dosyasındaki bilirkişinin ayrıntılı değerlendirmesi ve tarımsal sulamanın dengesiz olması nedeniyle ortalama trafo gücüne yakın bir değere hiçbir zaman ulaşamadığı, sayacın bozulmuş olacağı, bu nedenle davacının eyleminin usulsüz kullanım olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Ancak, rapor bu haliyle yukarıda açıklanan yönetmeliğe uygun olmadığı gibi hüküm kurmaya da elverişli değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, hukuk hakiminin ceza mahkemesinin mahkumiyet kararıyla veya suçun işlenmediğine ilişkin kesin beraat kararıyla bağlı olduğu dikkate alınarak, ceza davasının sonuçlanmasının bekletici mesele yapılması, sonrasında ise önceki bilirkişi dışında konunun uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan, kaçak ve ek tahakkuku nedeniyle davalı şirketin, davacı taraftan isteyebileceği bedelin tespiti noktasında, kaçak tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı kurul kararlarında açıklanan yöntemle hesaplamayı içerir, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli rapor alınması suretiyle, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.