YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11831
KARAR NO : 2021/2732
KARAR TARİHİ : 16.03.2021
MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; tarafların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile düzelterek yeniden esas hakkında verdiği karar; süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiş, bölge adliye mahkemesince ek kararla temyiz isteminin reddine karar verilmesi üzerine bu kez davacı tarafından ek karara karşı temyiz yoluna başvurulmuş olmakla; dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalının maliki bulunduğu taşınmazda 01.04.2012 başlangıç tarihli ve 6 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, mecurun davalı tarafından yapılan imara aykırı tadilatlar nedeniyle belediye tarafından mühürlendiği ve sözleşme gereğince kullanılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle kira sözleşmesinin 28.02.2015 tarihi itibariyle feshedilmesine, mecurun kiraya verene iadesine, peşin ödenen kira bedellerinden tahliye tarihine kadar olan kira bedellerinin mahsubu ile kalan miktarın tahsiline, depozito ve teminat olarak verilen bononun iadesine ve mahrum kaldığı kar ve diğer zararların tahsiline karar verilmesini istemiş, 16.05.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile tahsilini talep ettiği toplam rakamı 114.550,63 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı; kira sözleşmesinde taşınmazın otel ve pansiyon olarak değil işyeri olarak kiralandığını, davacının belediyeye müracaatı sonucu otel ruhsatının verildiğini ve kendisinin hiçbir kusuru olmadan davacının kusuru ile ruhsatın belediye tarafından iptal edildiğini, davacının iddia ettiği ödemelerin kendisine yapılmadığını, taşınmazın anahtarlarının kendisine teslim edilmeden ve kapıları açık bırakılarak davacı tarafından terkedildiğini ve sokakta yaşayan madde bağımlılarının kiralanan taşınmaza ağır hasarlar verdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; sözleşmenin 28.02.2015 tarihi itibarı ile feshine, 30.000 USD bedelli depozito olarak verilen senedin davacıya iadesine ve 106.561,29 TL asıl alacak, 3.956 TL üç aylık mahrum kalınan kar, 4.033,34 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 114.550,63 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalının istinaf başvurusunun reddine ve davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar veren Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafından yapılan toplam 2.165,80 TL masrafın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2017/17186 esas–2018/10079 karar sayılı ve 16.10.2018 tarihli ilamı ile; hükümle gerekçe arasında yaratılan çelişki nedeniyle bozma kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; mevcut çelişki giderilerek, tarafların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne dair verilen karar, yine davalının temyizi üzerine bu defa Dairemizin 2019/3103 esas–2019/9660 karar sayılı ve 03.12.2019 tarihli kararı ile; davalının sair temyiz itirazları reddedilerek iadesi talebi kabul edilen 30.000 USD bedelli bono yönünden harcın tamamlattırılması ve ödenmeyen hor kullanma tazminatı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacı ve davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kira akdinin 28/02/2015 tarihi itibarı ile feshedilmesine, kiracı tarafından ödenmiş bulunan 106.561,29 TL asıl alacağın ve 4.033,34 TL işlemiş yasal faizin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacak olan 106.561,29 TL’ ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, kiracı tarafından güvence için verilen 30.000 USD bedelli 15/02/2012 tarihli bono niteliğindeki senedin davalı kiraya verenden alınarak davacı kiracıya verilmesine, davacı tarafından üç aylık mahrum kalınan kar olarak istenen 3.956,00 TL paraya ilişkin talebin ve fazlaya yönelik talebin reddine, davacı için takdir edilen 11.274,90 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bunun üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; 25/11/2020 tarihli ek karar ile, davacının temyiz talebinin temyiz harç ve giderlerinin yatırılmamış olması sebebiyle reddine karar verilmiş; bu defa ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) 6100 sayılı HMK’nun 344. maddesine göre temyize başvururken karar ve ilam harcının eksik ödendiği, temyiz dilekçesi mahkemece kayda alındıktan sonra anlaşılırsa; kararı vermiş olan mahkeme tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ihtarda yer aldığı üzere temyiz eden bu isteminden vazgeçmiş sayılarak dilekçe reddedilir.
Somut olayda; bölge adliye mahkemesince, temyiz eden davacının yatırması gereken temyiz harcından, 150 TL temyiz giderleri ile 54,50 TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 204,50 TL bakiye temyiz giderinin yatırılmadığı tespit edilmiş, bunun üzerine 04/11/2020 tarihli muhtıra düzenlenerek, bir haftalık kesin süre içinde eksikliğin tamamlanması davacıdan istenmiştir. İlgili muhtıranın 09.11.2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının ise 05.11.2020 tarihinde, söz konusu meblağ olan 204,50 TL’yi UYAP sistemi üzerinden, iki defada 194,50 TL ve 10,00 TL olmak üzere, 35735 ve 35741 sıra nolu makbuzlar ile mahkemenin dosya hesabına ‘gider avansı’ başlığı altında yatırdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, söz konusu meblağ ‘gider avansı’ başlığı altında yatırılmış ise
de; talep edilen ve yatırılan rakamların aynı olması ve ödeme tarihinin muhtıranın düzenlenme tarihinden bir gün sonra olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; talep edilen eksik harcın gider avansı tutanağı adı altında yatırılmasının maddi hataya müstenit olduğu anlaşılmakla; temyiz harç ve giderlerinin yatırılmamış olması sebebiyle davacının temyiz isteminin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde olmadığından, 25/11/2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek; davacının temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13. maddesi uyarınca; “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.”
Buna göre, bölge adliye mahkemesince; talep edilen 30.000 USD bedelli bono yönünden talebin kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, 30.000 doların dava tarihindeki satış kuru üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HMK’nun 370/2. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının yedinci bendinde yer alan “7- Davacı için takdir edilen 11.274,90 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ifadesinin yerine “7- Davacı için takdir edilen 22.531,97 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ifadesinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine 16/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.