Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/12448 E. 2021/2688 K. 15.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/12448
KARAR NO : 2021/2688
KARAR TARİHİ : 15.03.2021

MAHKEMESİ : ….BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 36. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; taşınmazını 01.05.2012 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli ve 72.000USD yıllık kira bedelli sözleşme ile davalıya kiraya verdiğini, davalının 01.05.2015 tarihinde peşin ödemesi gereken yıllık kira bedelini ödemediğini ve haklı bir neden olmaksızın taşınmazı tahliye ettiğini, bu nedenle dönem sonuna kadar işleyen kira bedelleri ile sözleşme gereğince sorumlu tutulduğu site aidatlarını ödemek zorunda olduğunu, davalı aleyhine Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün 2016/8413 E sayılı dosyası ile 2015 Yılı Eylül ayı ile 2016 Yılı Nisan ayları arası 55.560 USD kira alacağı, 3.476,79 USD işlemiş faiz ile 35.001,12 TL aidat alacağı olmak üzere toplam 59.039,73 USD ve 35.001,12 TL’nin tahsili için takip başlatıldığını, takibe davalının haksız itiraz etiğini belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı; kiralanan taşınmazı tahliye edeceğini ihtarname ile davacı kiraya verene bildirdiğini ve davacının bu durumu kabul ederek 3 aylık kira bedelinin ödendiğini, ihtarname sonrası satın alınan taşınmazlardaki tadilatların gecikmesi nedeniyle Ağustos ve Eylül Ayı kira bedelleri de ödenerek dava konusu taşınmazı davacının da bilgisi dahilinde 01.10.2015 tarihinde tahliye ettiğini, davacıdan 10.000USD depozito alacağı olmasına rağmen davacı tarafından aleyhine haksız ve mesnetsiz olarak icra takibi yapıldığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; taşınmazın 01.10.2015 tarihinde tahliye edildiği, bu tarihe kadar olan kira ve aidat bedellerinin ödendiği, erken tahliye nedeniyle sözleşmenin 9. maddesine göre feshi ihbar süresi olarak 3 ay belirlendiğinden davacının 3 aylık makul süre kirası ve bu döneme ilişkin aidat bedellerinden sorumlu olacağı gerekçesiyle depozito bedelinin mahsubu sonucu davanın kısmen kabulü ile 10.837,25USD kira alacağı, 780,96USD faiz ile 17.500,56TL aidat alacağı üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun ise kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu taşınmaz kira dönemi sonuna kadar kiraya verilmediğinden davalının dönem sonuna kadar kira bedellerinden sorumlu olduğu gerekçesi ile itirazın 38.620,25 USD kira alacağı, 2.965,17 USD faiz ve 35.001,12 TL aidat alacağı yönünden iptaline ve asıl alacağın %20si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafın temyizi üzerine dairemizin 07/07/2020 tarihli, 2019/5073 E 2020/3938 K sayılı ilamı ile; kira sözleşmesinin “Hususi Şartlar” bölümünün 9. maddesinde yer alan hüküm ile tarafların makul süreyi 3 ay olarak belirlediği, davalı kiracının bu hükümde yer alan ihbar koşuluna uymadan taşınmazı tahliye ettiği, bu durumda mahkemece tahliye tarihinden itibaren sözleşmede kararlaştırılan 3 aylık makul süre tazminatına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile 7 aylık makul süre tazminatı üzerinden hüküm tesisinin doğru olmadığı, icra inkar tazminatı yönünden ise takibe konusu alacağın mahrum kalınan kira bedeli olmakla tazminat niteliğinde olduğu, likit olmadığı, bu durumda icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde belirlenen koşullar bulunmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuş, davalının sair temyiz itirazları reddedilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; bozma ilamına uyularak; tarafların serbest iradesi ile konulmuş şartın tarafları bağladığı, sözleşmede tarafların makul süreyi 3 ay olarak belirlediği, davalı kiracının ihbar koşuluna uymadan taşınmazı tahliye ettiği, bu nedenle ilk derece mahkemesince tahliye tarihinden itibaren sözleşmede kararlaştırılan 3 aylık makul süre tazminatına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, icra takibinin davalının taşınmazdan erken tahliyesi nedeniyle mahrum kalınan kira bedeli yönünden yapılması sebebiyle tazminat niteliğinde bulunan ve likit olmayan makul süre kira bedeli bakımından ilk derece mahkemesince icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; hüküm her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bozma sebeplerini düzenleyen 371’inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca Yargıtay, hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması halinde temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozar. Kanunun 373’üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre; bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına
göre; bölge adliye mahkemesi, peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Yargıtay bozma kararına konu olan hüküm bölge adliye mahkemesinin kurduğu yeni hüküm olup; bölge adliye mahkemesince, bozma kararına uyulduğu takdirde, bozma kararı doğrultusunda esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekir. Diğer bir deyişle bölge adliye mahkemesi bu aşamada artık tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine dair karar ile yetinemez.
Eldeki davada ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, bölge adliye mahkemesince davacının istinaf talebinin kabulü ile kaldırılmış ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmuştur. Dairemizce, bölge adliye mahkemesinin esas hakkında yeniden tesis ettiği bu hüküm HMK’nın 371’inci maddesi uyarınca bozulmuş ve dosya HMK’nın 373’üncü madesinin ikinci fıkrasına dayalı olarak esas hakkında yeniden hüküm kurduğundan bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir. Bozma ilamına konu olan karar, bölge adliye mahkemesinin esas hakkında kurduğu yeni hükümdür. Bölge adliye mahkemesince, dairemizin bozma kararına uyulmakla gelinen safhada; artık davanın esası hakkında bozma kararına uygun olarak yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken kaldırılan ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-) Bozma nedenine göre, tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 371’inci maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle taraflarafların temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HMK’nın 373’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 15/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.