YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2711
KARAR NO : 2021/1440
KARAR TARİHİ : 15.02.2021
MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : DENİZLİ 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak ve tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacının ve davalı … ‘nun istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, davacı ve davalı … tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiş ise de, temyize konu edilen kararda dava değeri, duruşma sınırının altında olduğundan, duruşma isteğinin miktar yönünden reddiyle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz isteğinin incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; devredileceğini öğrendikleri tekel bayiinin kiralanması için davalı … ile görüştüklerini, davalıların kiralananı kiraya verme hakkının kendilerine ait olduğu konusunda kendisini ikna ettiklerini, 82.500,00-TL’nin peşin ödenmesi ve 1.500,00-TL’lik 60 adet senet verilmesinin kararlaştırıldığını, davalı … ile kira sözleşmesi akdedildiğini ve 82.500,00-TL’nin davalı …’un hesabına yatırıldığını, davalının ödemeye ilişkin belge vermediğini, kiradan üç gün sonra icra kanalı ile kiralanın satıldığını, tahliye bildirimi ile dolandırıldığını anladığını, şikayeti üzerine davalılar hakkında Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/335 Esas sayılı dosyası ile dolandırıcılık ve bedelsiz senedin kullanılması nedeniyle dava açıldığını, davalıların aldatıcı davranışları sebebi ile imzalanan sözleşmenin geçersiz olduğunu ve ödemenin hukuki dayanağının ortadan kalktığını belirterek 82.500,00 TL’nin 06.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini; maruz kaldığı eylemler nedeni ile manevi olarak sııkıntıya uğradığını, aile düzeninin sarsıldığını belirterek 5.000,00-TL manevi tazminatın 06.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar; işyerini 08.01.2013 tarihinde dava dışı …’dan noter onaylı, 15.12.2012 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiraladıklarını, ruhsat alım işlemleri için belgelerini idareye verdiklerini, kira bedelleri karşılığında 60 aylık senet imzalayarak …’a teslim ettiklerini, daha sonra işyerini davacıya kiraya verdiklerini, … tarafından aldatıldıklarını ve Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/523 Esas sayılı dosyasında bu şahıs aleyhine dava açtıklarını, taraflarına ödenen 82.500 TL’nin dava dışı …’ya ait borç ödemesi olduğunu, davacı ile de bu şahıs vasıtasıyla tanıştıklarını, davacının eniştesi olan …’nın borcunu ödemesine ilişkin banka kamera kayıtlarının mevcut olduğunu, tekel bayiini davacıya işletme ruhsatı ile birlikte içinde bulunan meşrubat, alkollü içecekler ve muhtelif gıda maddeleri ile dolu olarak devrettiklerini, hatta bunlarla ilgili fatura kesilerek davacıya tebliğ ettiklerini, davacının senetleri geri aldığı takdirde malları ve demirbaşları teslim edeceğini belirttiğini, senetleri geri aldığını ve sonra karakola giderek suç duyurusunda bulunduğunu,kolluk kuvvetlerini yanıltarak dükkandaki malları bu şekilde kaçırdığını, malları faturasız olarak sattığını, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanınm kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, tarafların temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2016/3053 E 2016/5646 K sayılı 04/10/2016 tarihli ilamı ile; davaya bakmaya görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle bozulmuş ve mahkemece bozma ilamına uyularar verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi neticesinde yargılamaya görevli Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesince devam edilmiştir.
Mahkemece; dava dışı şahısta bulunan kira sözleşmesinde açıkça kirayaverenin yazılı rızası bulunmaksızın kiracının kısmen ya da tamamen kiralama ya da devir hakkı bulunmadığının düzenlendiği, buna rağmen davalı …’un davacı ile kira sözleşmesi imzaladığı, banka kayıtlarına göre 82.500,00-TL’nin …’un hesabına yatırıldığı, dava konusu yerin 3 gün sonra icra kanalı ile satıldığı, davalıların Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/335 Esas sayılı dosyası ile dolandırıcılık ve bedelsiz senedin kullanılması nedeniyle cezalandırıldığı, davalı …’nun 82.500,00-TL’nin kendilerine olan borcun ödenmesi için banka hesabına para yatırıldığına dair savunmasını kesin ve inandırıcı yazılı belge ile ispatlayamadığı, davacının davalı … sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak konusunda … ile ilgili dava açmakta haklı olduğu, diğer davalı …’ya husumet yöneltilemeyeceği, manevi tazminatla ilgili yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 82.5000,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine, davalı … bakımından ise davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; her iki tarafın istinaf talepleri reddedilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-) Uyuşmazlık; davacı kiracı tarafından kira sözleşmesi gereğince davalı kiraya verene ödendiği iddia edilen 82.500 TL’nin iadesi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Hukuk mahkemesinde görülen bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir mahkemenin görevi içindeki bir hususun çözümüne bağlı ise hukuk mahkemesi o hususun görüldüğü davanın sonuçlanmasını kendisi için bekletici sorun yapabilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74’üncü maddesine göre “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/11-92 E 2018/1362 K)
Davalı … tarafından davacı aleyhine Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/497 E sayılı dosyasıyla; dava konusu kiralananın dosyamız davacısına içindeki demirbaş ve malzemeler ile teslim edildiği, davacının bunların bedellerini ödemediği ve tahliye sırasında bunları da alıp götürdüğü, zarara uğradıkları ve davacının haksız zenginleştiği iddasıyla fazlaya dair haklar saklı tutularak 106.000 TL’nin tahsili ve birleştirme talepli dava açılmış ancak eldeki davada bozma kararına uyularak görevsizlik kararı verilmesi neticesinde her iki dava arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. maddesi anlamında bağlantı bulunsa da mahkemelerin sıfatları farklı olmakla davaların bu aşamada birleştirilemeyecekleri anlaşılmıştır.
Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/335 E. 2014/462 K. sayılı kararı ile dosyamız davalıları bakımından yapılan ceza yargılaması sonucunda sanık … hakkında bedelsiz senet kullanımı ve dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet; sanık … hakkında ise bedelsiz senet kullanımı suçundan beraat, dolandırıcılık suçundan ise mahkumiyet hükmü kurulmuş, söz konusu kararın temyiz incelemesi aşamasında olup henüz kesinleşmediği görülmüştür. Bu durumda mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, hukuk hakiminin ceza mahkemesinin mahkumiyet kararıyla veya suçun işlenmediğine ilişkin kesin beraat kararıyla bağlı olduğu dikkate alınarak, ceza davasının sonuçlanmasının bekletici mesele yapılması, sonrasında hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene idesine, HMK’nın 373. Maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine,15/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.