Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/3114 E. 2021/5844 K. 01.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3114
KARAR NO : 2021/5844
KARAR TARİHİ : 01.06.2021

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 01/06/2021 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … ve karşı taraf davacı vekili Av. …. geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalıya ait … … Alışveriş Merkezi’nin zemin katında bulunan 26 numaralı bölümü 27.12.2004 tarihinden bu yana kiracı sıfatıyla kullandığını, davalı ile aralarında 15.02.2010 tarihinde imzalanan 5 yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğunu, kiralanan taşınmazı lokasyon olarak müşteri giriş ve çıkışının süreklilik gösterdiği, sirkülasyonun yoğun olduğu, ulaşımın kolayca gerçekleştiği kapıların yanında konumlanmış olması sebebiyle kiraladığını, kiralananın genişletilmesi ve bu nedenle yapılacak çalışmaların doğrudan tarafını etkilediğini, davalı ile dava konusu kira sözleşmesinin imzalandığı hal ve koşullar ile hali hazırdaki durumun birbirinden çok farklı olduğunu, bu nedenle sürmekte olan tadilat sonucu kiralanan yerde oluşan olumsuz değişikliklere katlanmasının beklenemeyeceğini; davalının, kiralananı kira sözleşmesine uygun olarak bulundurmakla mükellef olmasına rağmen İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/42 D.İş sayılı dosyasından yaptırılan delil tespiti ile de görüleceği üzere anılan kapıları kapattırdığını, bu sebeple işyerinin kiralanmasına sebep olan en önemli etkenin ortadan kalktığını ve kiralanan yerin ayıplı hale geldiğini, o şartlarda makul görülen kira bedelinin kapıların kapatılması ile değişen şartlarda artık fahiş kaldığını ve cirosunda düşüşlere sebep olduğunu belirterek kiralananın sonradan ayıplı hale gelmesi sebebiyle uğramış olduğu zararın fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla tespiti ile şimdilik 10.000,00TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; davacının ayıp ihbarını süresinde yapmadığı için bu yöndeki tüm taleplerin zamanaşımı yönünden reddi geretiğini, davacının kira bedelinin fahiş kaldığına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, aynı kat ve hatta olan bazı işyerlerinden oldukça az kira bedeli ödediğini, şirket çalışanı ….tarafından bilgilendirme toplantısı davetiyesinin imzalanarak teslim alındığını ve toplantı raporunun imzalandığını, davacının bilgilendirme yapılmadığı ve hatta toplantı yapılmadığı iddialarının asılsız olduğunu, kaldı ki 15.02.2010 tarihli sözleşmenin 14.5. maddesinde, kiraya verenin alışveriş merkezi binasının genişletmesine veya tadil etmesine yönelik çalışmaları ile yapısal değişiklikleri kiracının onayı olmaksızın gerçekleştirme hakkına sahip olduğunun açıkça karalaştırıldığını, buna rağmen alışveriş merkezi kapsamında yapılacak çalışmanın gerektirdiği bildirim ve karşı katılım sağlama yükümlülüğünü yerine getirdiğini, kiracıların da dahil olabileceği bir çalışma ortamı yaratıldığını, müşterilerin can güvenliği açısından kapatılan kapıların olağan akışı olumsuz etkilememesi adına iki adet yürüyen banta ilave yapılarak zemin kat için de fonksiyonlu hale getirildiğini, otopark kapasitesinin arttırılması nedeniyle davalının ziyaretçi sirkülasyonuna yakınlığının korunduğunu, inşai faaliyete başlanmadan önce alınan önlemler ve yapılan bildirimler dikkate alındığında gerekli tüm dikkat ve özeni gösterdiğinin açık olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilerek verilen görevsizlik kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2015 günlü ve 2014/6365 E. – 2015/2117 K. sayılı ilamı ile; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklanmakta olup, TBK.nun 305.maddesi gereğince davalı kiralayanın kiracının uğradığı zarardan sorumlu olduğu, kira sözleşmesinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkta 6100 Sayılı …nun 4/1 maddesine göre Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli bulunduğu belirtilerek; mahkemece, işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik karar verilmesi doğru olmadığından bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile 477.577,00TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Bilindiği üzere, her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır. Bir başka ifadeyle hüküm, uyuşmazlığın başlangıcından, dava açılan güne kadar gerçekleşmiş olayları kapsar.Aksinin kabulü tarafların dayandığı olguların, dolayısıyla elde etmek istediği nihai talebin dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi; temyiz ve karar düzeltme süreçleri de dâhil, yargılamanın son aşamasına kadar gerçekleşecek hukuki ve fiili olguların nazara alınması gerektiği sorununu ortaya çıkaracaktır.
Nitekim, 28.11.1956 tarih ve 15/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, “her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesine yer verilerek, davanın açılmasına kadar gerçekleşen hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiği benimsenmiştir.
Olayımıza gelince; mahkemece, dava tarihi itibariyle oluşan zarara hükmedilmesi, bu tarihe kadar tazminat hesabı yapılarak belirlenecek bedel üzerinden karar verilmesi gerekirken, dava tarihini aşar şekilde, dava tarihinden sonrasına ilişkin hesaplama yapılmak suretiyle oluşturulan bilirkişi raporu esas alınarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair teyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, 3.050 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.