YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3818
KARAR NO : 2021/1805
KARAR TARİHİ : 23.02.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, alacaklı olduğu bonoların tahsili için davalı avukata vekaletname verdiğini ve bonoları teslim ettiğini, davalının azledilmesine rağmen bonoların kendisine iade edilmediğini, bonoların bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; görevsizlik kararı üzerine davanın reddine karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacının vekil tayin ettiği davalı avukata teslim edilen bonoların, avukatın azledilmesine rağmen geri iade edilmemesi sebebiyle bedellerinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden:
Avukatlık ücret sözleşmesi bakımından; davacı ve ortağı … sahibi oldukları … Kum Ocağı Ltd.Şti.’nin 3. kişilere devri nedeniyle hisse devir sözleşmesi gereği 44 adet bono teslim aldığı 07.01.2009 tarihli, “8 adet toplamda 295.000TL bedelli senetlerin tahsili” konulu, tahsil edilen bedelin %25 avukatlık ücreti kararlaştırılarak davacı ve ortağı ile davalı arasında avukatlık ücret sözleşmesi imzalanmıştır.
Temlik Sözleşmesi bakımından; yine aynı tarihte, “Ekte sunulu tahsili için verilen 8 adet toplamda 295.000TL bedelli senetlerin tahsili karşılığında tahsil edilen bedellerin %25’i defaten peşinen ödemeyi kabul eder.” konulu, temlik edenin davacı ve ortağı olduğu, temlik alanın … olduğu temlik sözleşmesi imzalanmıştır. Davalının akrabası olan … duruşmadaki yeminli ve imzalı beyanında davalının iş yerinde temizlik ve çay işleri ile ilgili görevli olduğunu, davalının yeğeni olduğunu, bu temlik sözleşmesinde temlik alacaklısı olmadığını, imzanın kendisine ait olmadığını, temlik sözleşmesinin geçersiz olduğunu bildirmiştir. Aslı da bulunamayan ve fotokopi olan temlik sözleşmesinin geçersiz olduğunda şüphe yoktur.
İcra takibi bakımından; 05.05.2009 tarihinde İstanbul 13. İcra Müdürlüğü 2009/15539 dosya no ile 7 adet bono için, alacaklısının …, borçluların ise senet borçluları …, … ve davacı ile davacının sahibi olduğu … Kum Ocağı İşletmleri San. Tic.Ltd.Şti. olduğu toplam 168.791,93TL talepli takip başlatılmış ve takip dayanağı olarak da temlik sözleşmesine değil sadece senetlere dayanılmıştır. Bu arada, takipte alacaklı …’nin avukatı da asıl dosya davalısıdır. İstanbul 13. İcra Müdürlüğü 2009/15539 dosya no başlatılan takibi davacı yan tesadüfen öğrendiğini iddia etmektedir. İlk derece Mahkemesince İstanbul 13. İcra Müdürlüğüne senet asıllarının nerede olduğu sorulmuş olup, kasalarında yer olmadığından “görüldü” yapılıp alacaklı avukatına (dosyamız davalısı …) senet asıllarının geri verildiği cevabi yazıda bildirilmiştir.
İhtarname incelendiğinde; Davacı, davalı avukata 13.06.2011 tarihinde ihtarname çekmiş ve teslim edilen bonoların akıbeti sorulmuş, 17.06.2011 tarihinde ihtarname tebliğ olmuştur. Davacı yana davalı tarafından bilgi verilmediğinden, senetler iade edilmediğinden ve herhangi bir ödeme yapılmadığından avukat 19.07.2011 tarihinde azledilmiştir.
Dava konusu icra takibine göre; Davacı tarafından, davalı avukata karşı avukatlık sözleşmesi ile teslim edilen senetlerle ilgili olarak Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü 2012/18833 nolu dava konusu takip başlatılmıştır. Davacı yanın davalıya karşı başlattığı takipte, davalı yan senet asıllarının kendinde bulunmadığını iddia etse de İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün cevabi yazısı gereği artık bu iddiasını kabul etmek mümkün değildir.
Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389. (Yeni Borçlar Kanunu 505.md) ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine (Yeni Borçlar Kanunu 506.md) göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır. Avukatlık Kanunu’nun 40. maddesinde “İş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer.” şeklinde düzenlenmiştir. Avukatlık Kanunu gereği avukat üzerine aldığı bir işi sonuna kadar takip etmelidir. Davacının talebi doğrultusunda hukuki vasıflandırma yapma görevi hakime aittir.
Mahkemece “Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü’nün takip dosyasında ise davalıdan bono bedelleri talep edilmiş ise de İstanbul İcra Müdürlüğü dosyasında davacı dışındaki diğer kişilerden bono bedelleri tahsil edilemediği, vekalet sözleşmesi uyarıncaı görevini yerine getirmediğinden dolayı sadece davalı hakkında suç duyurusunda bulunulmasının yeterli olacağı senetlerden dolayı takip yapılamayacağından senetlerin bedelleri ile faizlerine yönelik takip dosyasında takip yapılamayacağı kanaati” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda, avukatlık ücret sözleşmesi gereği davalıya tahsili için teslim edilen 8 adet toplamda 295.000TL bedelli senetleri davalı avukatın takibe koymadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davacının, davalı vekilin bu eylemi ile zarara uğrayıp uğramadığının Av. Kanununun 40. maddesi kapsamında eldeki davada tartışılarak incelenmesi gerekir. O halde mahkemece, Avukatlık Kanunu’nun yukarıda açıklanan maddeleri tartışılarak zararın oluşup oluşmadığına göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve eksik inceleme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. Bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. Bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.