YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5724
KARAR NO : 2021/5514
KARAR TARİHİ : 26.05.2021
MAHKEMESİ :İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13.HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine dair yeniden esas hakkında verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı;, davalı ile 19/11/2014 tarihinde “Gayrimenkul Görme ve Hizmet Bedeli Sözleşmesi” imzalandığını, davalının sözleşmedeki imzasını inkâr etmediğini, sözleşme konusu gayrimenkulü kiraladığını, ancak hizmet bedelini ödemediğini, bu nedenle yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptalini, takibin devamınını ve davalının icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı; kiralamanın yapıldığı tarihte ortağı olduğu….şirketi adına kiralama yaptığının doğru olduğunu ancak davacının göstermiş olduğu yerin kendisinin kiraladığı yer olmadığını, davacının kiralık bir yer gösterdiğini, mal sahibi ile kira bedeli hususunda anlaşamadıklarını savunarak, davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, taraflar arasında 19/11/2014 tarihli gayrimenkul görme ve hizmet bedeli sözleşmesinin düzenlenerek imzalandığı, adresi belirtilen taşınmazın kiralanması halinde yıllık kira bedelinin % 12 + KDV’sine isabet eden bedelin davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, gayrimenkulün 08/12/2014 başlangıç tarihli ve 480.000 yıllık kira bedeli karşılığında davalının ortağı olduğu şirkete kiralandığının ihtilafsız olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada, 480.000 TL yıllık kira bedelinin % 12 + KDV’sine isabet eden bedelin 67.968 TL olduğunun tespit edildiği, TBK’nın 520. maddesine uygun olarak düzenlenen sözleşme neticesinde bilirkişi tarafından tespit edilen simsarlık bedeli yönünden takibin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; simsarlık sözleşmesinin davalı tarafından yetkilisi olduğu dava dışı şirket adına imzalandığı, davacı şirketin alacağının doğrudan davalıdan değil, davalının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı şirketten olduğu, davalının dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olmasının, onu borç ilişkisinin tarafı haline getirmeyeceği, bu nedenle davalının hakkında yapılan takibe itirazının yerinde olduğu, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle; oy çokluğu ile davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, simsarlık sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu edilen 19/11/2014 tarihli “Gayrimenkul Görme Ve Hizmet Bedeli Sözleşmesi” başlıklı sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin satın alacak/kiralayacak kişi/firma kısmı altında davalının adı soyadının, bir alt kısımda ise “… Tamper Cam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” yazılı olduğu, adres bilgisi yer almayıp, telefon numarasına yer verildiği, sözleşme metninde “… ortağı veya çalışanı olduğu şirket tarafından…. kiralanması halinde ise taşınmazın yukarıda yazılı yıllık kira bedelinin %12 + KDV’ne isabet eden bedeli Coldwell Banker Star’a hizmet bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ederim….” ibaresinin yazılı olduğu, sözleşmenin en alt “Gayrimenkulü Gören Kişi” kısmı altında yalnızca davalının kendi ad ve soyadını yazarak imzaladığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Ticaret Sicil kayıtlarına göre; davalının dava dışı şirketi müştereken temsile yetkili kişisi olduğu, bu bağlamda dava dışı şirketin davaya konu olan ve dava dilekçesi ekinde ibraz edilen 08/12/2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesini de şirket kaşesi üzerine her iki yetkili temsilcinin de imzalaması suretiyle düzenlendiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, bölge adliye mahkemesince; davalının ticaret sicil kayıtlarına göre dava dışı şirketi müştereken temsile yetkili olduğu, davalının sözleşme altında imzasının olmasının dava dışı şirketi bağlamayacağı, davalının dava dışı şirketi tek başına temsil yetkisi olmadığını bilerek sözleşme altına kendi ad soyadını yazıp imzalayarak hizmet bedelini şahsen ödemeyi taahhüt ettiği ve sözleşme nedeniyle doğan borçtan sorumlu olduğu, bu nedenle icra dosyasına yapılan itirazın haksız olduğu gözetilerek davalının istinaf talebinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde ilk derece mahkemesi kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HMK’nın 373/2 maddesi uyarınca dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 26/05/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.