Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/6135 E. 2021/6053 K. 07.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6135
KARAR NO : 2021/6053
KARAR TARİHİ : 07.06.2021

MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ADANA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalı ile aralarında ihale sonucu mal alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre üç kalem malzeme alımı yapıldığını, cari hesaba konu malların davalıya teslim edilerek buna ilişkin faturaların iletildiğini, faturaların muhasebesel olarak defterlere karşılıklı olarak işlendiğini, ayrıca faturalara konu cari hesap ekstresinin kopyasının ödeme emri ekinde davalıya tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir ödemede bulunulmadığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatının mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı; Döner Sermaye işletme Müdürlüğünün 24/02/2016 tarihli yazısında, 01/05/2005 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Döner Sermaye İşletmeler Bütçe Muhasebe Yönetmeliğinin “Ödemelerin Yapılmasına Öncelik” başlıklı 22. maddesinde; “İşletmelerin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderlerin muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödeneceği” belirtildiğini, firma ile yapılan sözleşmede “Düzenlenecek faturalar Çukurova Üniversitesi Döner Sermaye Saymanlık Müdürlüğü tarafından muhasebe kayıtlarına alındıktan sonra 300 gün içerisinde ödeme yapılacaktır” denildiğini, vade süresinin fatura tarihinden itibaren değil, muhasebe kayıtlarına alınma tarihinden itibaren başlayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; ifa zamanı taraflarca kararlaştırılabilir ise de bunun belirli bir süre olması gerektiği, faturaların muhasebe kayıtlarına alınmasından sonra 300 günlük süre içerisinde ibaresinin belirli bir vade olarak kabul edilemeyeceği, malların davalıya teslim edilmiş olması da göz önüne alınarak takip tarihi itibariyle davacının takibe konu edilen miktarda alacaklı olduğu, borcun muaccel olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, takipten sonra ancak davadan önce yapılan ödeme de göz önüne alınarak, davalı borçlunun takip dosyasında asıl alacağa yaptığı itirazın kısmen iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte takibin devamına, dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin icra dosyasında infaz aşamasında dikkate alınmasına, belirlenen icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, fatura bedellerinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece; “…faturaların muhasebe kayıtlarına alınmasından sonra 300 günlük süre içerisinde…” ibaresinin belirli bir vade olarak kabul edilemeyeceği, malların davalıya teslim edilmiş olması da göz önüne alınarak takip tarihi itibariyle davacının takibe konu edilen miktarda alacaklı olduğu gerekçesi ile yukarıdaki şekilde karar verilmiş ise de; taraflar arasında imzalanan sözleşmede “Düzenlenecek faturalar Çukurova Üniversitesi Döner Sermaye Saymanlık Müdürlüğü tarafından muhasebe kayıtlarına alındıktan sonra 300 gün içerisinde ödeme yapılacaktır”hükmü kararlaştırılmış olup davacının da tacir olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu hükmün tarafları bağlayacağı açıktır.
O halde mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili maddesinde kararlaştırılan “…faturaların muhasebe kayıtlarına alınmasından sonra 300 günlük süre içerisinde…” şeklindeki vadenin esas alınarak takip tarihi itibariyle 300 günü henüz doldurmamış faturaların ve bunlara ilişkin temerrüd faizinin talep edilemeyeceği gözetilerek, gerekirse bilirkişi görüşüne başvurulması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK’nın 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
2- Bozma nedenine göre, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 07/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.