YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6555
KARAR NO : 2021/10153
KARAR TARİHİ : 18.10.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, kayıt içi istihdamın teşviki, böylelikle kredi uygulamalarında kobilerin performansının yükseltilmesi, uygun koşullarda finansal destek sağlanarak uluslararası düzeyde rekabet etmeleri, ihracata yönelmeleri, kalite ve üretimin artışlarının sağlanması için protokoller hazırlandığını, davalının bu kapsamda 0 faizli KOSGEB kobi kayıtlı eleman istihdamını destek kredisinden faydalandığını ve süresi içerisinde vermiş olduğu taahhüdünü yerine getirmediğini, çekilen 100.000,00 TL kredinin KOSGEB kaynaklarından 03/07/2007 tarihinde 19.965,00 TL faiz ile birlikte Halkbank’a ödendiğini, ödenen bedelin tahsili için Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün 2012/16336 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibine girişildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, çekilen kredi doğrultusunda beş işçi çalıştırıldığını, bu süreçte çıkan işçilerin yerine yeni girişler yapıldığını, bu işçilerden bazılarının 18 aydan fazla çalıştığını, taahhüdünü yerine getirdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün 2012/16336 Esas sayılı dosyasında davalının itirazının 21.556,00 TL asıl alacak, 20.263,23 TL işlemiş faiz üzerinden iptali ile takibin bu şekilde devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, dava yargılamayı gerektirdiğinden yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekilinin icra inkar tazminatı yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı, KOSGEB destek kredisi ile davalıya kredi verildiğini, davalının ise taahhüdünü yerine getirmediğini, bu sebeple davalı hakkında takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali için eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün 2012/16336 Esas sayılı dosyasında davalının itirazının 21.556,00 TL asıl alacak, 20.263,23 TL işlemiş faiz üzerinden iptali ile takibin bu şekilde devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, dava yargılamayı gerektirdiğinden yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda; açıklanan yasal kurallar ışığında, davacının kullandığı kredi miktarının ve krediden kaynaklı ödemesi gereken faizin belirlenebilir ve likit olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, takip konusu davacının davalıdan talep ettiği bedelin belirlenebilir, likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmü temyiz eden davalı vekilinin 03.07.2021 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden feragat ettiğini bildirdiği, dosyada mevcut vekaletnamesi incelendiğinde temyizden feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının birinci bendinin ikinci satırında yer alan “Dava yargılamayı gerektirdiğinden yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,” ifadelerinin hükümden çıkartılarak yerine “Davacının icra–inkar tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz dilekçesinin temyizden feragat nedeniyle REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.10.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.