Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/7350 E. 2020/7371 K. 07.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7350
KARAR NO : 2020/7371
KARAR TARİHİ : 07.12.2020

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile düzelterek yeniden esas hakkında verdiği kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı kardeşinin ölen babalarına ait 8 numaralı bağımsız bölümü vekaleten dava dışı bir başka kişiye satış suretiyle temlik ettiğini, satış işleminin piyasa rayicinin çok altında yapıldığını, bununla birlikte taşınmaz bedelinin ortak murislerinin hesabına yatırılmadığını, davalı tarafından tüketildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak dava konusu taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelinden 3/8 miras payına isabet eden 60.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; 25.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını 82.500,00 TL’ye artırmıştır.
Davalı, vekaleten yaptığı satış nedeniyle taşınmaz bedelinin alıcı … tarafından bizzat muris babalarına ödendiğini, yaşlılık nedeniyle fiziksel ve sağlık problemleri yaşayan muris babalarının evlatlarına yük olmamak için dava konusu taşınmazı, kira ödeyerek oturmak kaydı ile sattığını belirterek; davanın reddini dilemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nin davanın kabulüne dair verdiği karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından “Mirasbırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyetine tabidir. Davacı dışında başkaca mirasçıların bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı eldeki davada terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan birinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçılarının davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği TMK’nın 640 m. hükmü gereğidir.” gerekçesi ile kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayandırılarak vekile karşı açılan bedel isteğine ilişkindir. Dosya kapsamında muris …’in 16.02.2013 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları davacı ve davalı ile eşi Saadet Aykutalp’in kaldığı, dava konusu murise ait 8 numaralı bağımsız bölümün murise vekaleten davalı kızı tarafından 16.03.2012 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satış suretiyle devredildiği, eldeki dava açıldıktan sonra da 06.04.2015 tarihinde murisin eşi olan mirasçı … ‘in öldüğü, bu suretle davanın tarafları dışında sağ başkaca mirasçının kalmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 701 ila 703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK’nin 701. maddesinde (…Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliğiyle karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır. TMK’nın 688. maddesinde düzenlenen paylı mülkiyette ise, birden fazla kişi maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olup, başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır, paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur, pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklıları tarafından haczettirilebilir. Bir mirasçı tarafından mirasçı olmayan kişiye karşı miras bırakana tabaen Miras payı oranında açılan davalarda TMK’nun 640. maddesinin uygulanması gerekli ise de, mirasçılar arasında paylı mülkiyet hükümleri geçerli olduğundan bir mirasçının diğer bir mirasçı aleyhine açtığı davada bu kuralın uygulama olanağı yoktur. Bu açıklamlara göre, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayandırılarak açılan eldeki bu davanın, mirasçılar arasında miras payına hasren açıldığı gözetildiğinde, uyuşmazlıkta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 688. ve devam eden maddelerinde öngörülen paylı mülkiyet hükümleri uygulanacağı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 07/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.