Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/8153 E. 2021/2116 K. 02.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8153
KARAR NO : 2021/2116
KARAR TARİHİ : 02.03.2021

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne yönelik olarak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 02/03/2021 tarihinde davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …. geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, yeminli mali müşavir olduğunu, davalı şirket ile arasında 2009 yılından beri her yıl yeminli mali müşavirlik denetim ve tasdik sözleşmesi imzalandığını, 2015 yılına ait sözleşmenin 19.12.2014 tarihinde imzalandığını, bu sözleşmenin imzalanmasından sonra davalı şirketin başka bir mali müşavir ile aynı konuda sözleşme imzaladığını, bu durumun aralarındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, ikinci sözleşmeden dönülmesi ve ücretinin ödenmesi istenmesine rağmen davalının talepleri karşılıksız bıraktığını, sözleşme hükümleri uyarınca KDV dahil 134.820,90-TL ücrete hak kazandığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptaline ve % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının hizmet vermediğini, emek ve mesai harcamadığı 2015 dönemi için ücret talep etmesinin haksız olduğunu, davaya konu sözleşmenin hiç yürürlüğe girmediğini, davacının sözleşmesinin yenilenmediğini, sözleşmenin feshi için haklı nedenlerin bulunduğunu savunarak, davanın reddine ve % 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile davalının icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın 114.255,00-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmayan sözleşme nedeniyle çekişmeli olduğundan ve yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
…. Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, davalının istinaf başvurusunun kararın gerekçesi yönünden kabulüne, sair istinaf sebeplerinin reddine, HMK’nın 353/1-b.3 maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.06.2017 gün 2015/355 esas 2017/277 karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının İcra Müdürlüğünün 2015/5580 esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 114.255,00-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmayan sözleşme nedeniyle çekişmeli olduğundan ve yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki davayla sözleşmeden kaynaklı mali müşavirlik ücret alacağının tahsili için başlattığı takibe vaki itirazın iptalini istemiş, mahkemece, öncelikle taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu, sözleşmenin 3.2 maddesi gereği cezai şart niteliğindeki ücret alacağının davacı tarafça talep edilebileceği kanaatiyle ve alınan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi’nce sözleşmenin 3.2 maddesinin cezai şart niteliğinde olmadığı, davacının hizmet vermesinin fiilen engellenmesi nedeniyle davacının ücrete hak kazandığı, davacının hak kazandığı mali müşavirlik ücretinden bir mahsubun yapılması söz konusu ise, mahsuba ilişkin delillerin davalı tarafça sunulması gerektiği, davalı tarafından sunulan ve davacının müşavirlik ücretinden mahsubu gerektirecek bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun kararın gerekçesi yönünden kabulüne, sair istinaf sebeplerinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince dosyaya kazandırılan 06.03.2017 havale tarihli bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle, isabetli olarak davacının ücrete hak kazandığı kabul edilmiştir. Bununla beraber, davalı tarafın, davanın kabulü halinde davacının bir yıllık sürede çalıştığı diğer işlerden elde edeceği menfaatlerin ve tasarruf ettiği miktarın alacaktan düşülmesine dair talebine ilişkin olarak, bu iddiayı kanıtlama yükümlülüğünün davalı tarafta olduğu, bu iddianın kanıtlanması için davalı tarafça sunulan hiçbir delil, bilgi ve belgenin olmadığı belirtilerek, bu talebi reddedilmiştir. Oysa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 408. maddesinde “İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.” hükmü mevcuttur. O halde, başka bir mali müşavirle sözleşme yapılarak davacının hizmet vermesinin engellenmesi nedeniyle, davacı sözleşmenin uzamış sayılacağı bir sene zarfında, yapageldiği diğer işleri haricinde, vereceği müşavirlik hizmetinin yerine, emek ve mesai olarak başka işler alabileceğinden, davalının muhasebe işlemlerini yapmayarak tasarruf edebileceğinden ve kazanmaktan kasten feragat ettiği miktar da bulunabileceğinden bu hususların değerlendirilmesi, gerektiğinde bilirkişi raporu alınarak, davacının alacağından gerekli mahsubun yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 3.050 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.