Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/2913 E. 2021/13762 K. 28.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2913
KARAR NO : 2021/13762
KARAR TARİHİ : 28.12.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılardan TOKİ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalıdan konut satın aldığını, satın almış olduğu konutta, 7 defa su tesisat arızası meydana geldiğini, konut sigortalı olduğu için seramik arızası hariç diğer hususların ödendiğini, ancak kalitesiz malzeme ve işçilik nedeniyle aynı arızanın sürekli meydana geldiğini, ayrıca duvar sıvasında bir takım malzemenin kullanılmamış olması nedeniyle oluşabilecek muhtemel zararlar bulunduğunu, yeşil alan olarak ayrılan alana konut yapıldığını, tüm bunlar nedeniyle konutta değer kaybı ve zarar oluştuğunu, mevcut zararların kaynağının üretim hatası ve gizli ayıp olduğunu, hile ile gizlendiğini, zamanaşımının söz konusu olmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, meydana gelen zararlar nedeniyle konutta oluşan değer kaybından şimdilik 5.000 TL’nin ihtarnamelerin tebliğ tarihi olan 14.04.2014 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.03.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 8.710,60 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar; ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, zamanaşımının dolduğunu, konutun kullanıma bağlı zarar gördüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüyle 4.150 TL değer kaybının ihtarname tebliğ tarihi olan 14.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 01.02.2018 tarihli ve 2015/34511 E., 2018/1151 K. sayılı kararıyla; davacının dava dilekçesinde ayıplı olarak iddia ettiği su tesisatı, duvar sıvasında eksik malzeme kullanımı, yeşil alan olarak ayrılan alana konut yapılması gibi hususlarda bir değerlendirme yapılmadığı gibi ayıplı olduğu bildirilen kabaran duvar ve seramiklerin açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu, eğer gizli ayıp ise ayıbın hangi tarihte oluştuğu, satıcının bu ayıpların oluşmasında hile ya da ağır kusuru olup olmadığı, bunun neticesine bağlı olarak ihbarın zamanında yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise davanın zamanaşımı süresinde açılıp açılmadığı hususları üzerinde durulmadığı, bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada; davanın kabulüyle 8.710,60 TL’nin ihtarname tebliğ tarihi olan 14.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılardan TOKİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Toki vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (I) sayılı tarifenin, “Yargı Harçları” başlığı altında düzenlenen “Karar ve ilam harcı” başlıklı III. kısmının 1. fıkrasında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı; 2-(a) fıkrasında ise, 1’inci fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda; konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı; usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda ise maktu harç alınacağı kuşkusuzdur.
Harç kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca bu konu temyiz nedeni olarak ileri sürülmemiş olsa bile, temyiz incelemesi sırasında harç alınması gerekip gerekmediği Yargıtay’ca resen incelenir.
Somut olayda; davanın kabulüne karar verildiği ve davalıların tüketici sıfatı taşımadığı nazara alındığında, kabul edilen dava değeri üzerinden davalılar aleyhine nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken davanın niteliği gereği harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine; ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan “Davanın niteliği gereği harç alınmasına yer olmadığına,” ibaresinin çıkartılarak yerine ” Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 595,02 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 64 TL ıslah harcı ve 17,90 TL tamamlama harcının mahsubuyla bakiye 513,12 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle hazineye gelir kaydına,” ibaresinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 446,20 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.