Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/2920 E. 2022/1957 K. 08.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2920
KARAR NO : 2022/1957
KARAR TARİHİ : 08.03.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 08/03/2022 tarihinde davacı vekili Av. …geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekilin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; imzaladığı 29/09/2014 tarihli “ortak girişim sözleşmesi” ile Irak Cumhuriyeti sınırları dahilinde sunulacak muhtelif sağlık hizmetleri karşılığında elde edilecek karın paylaşılması hususunda davalıyla arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, elde edilecek kardan % 85 oranında kendisine pay verileceğinin, ortaklık faaliyeti kapsamında gerekli yasal prosedürün davalı tarafından takip edileceğinin, masrafların ise kendisi tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını; ortaklık faaliyetinin gerçekleştirilmesi amacıyla birtakım işlemlerde kullanılmak üzere, davalıya isteği doğrultusunda 22.350 USD, ofis kira bedeli olarak ise 42.000 USD tutarında ödemede bulunduğunu, ancak ödenen bu paraların ortaklık amacına uygun olarak kullanılmadığını sonradan öğrendiğini, davalının kendisini sürekli oyaladığını, sözleşme gereği edimini yerine getirmediğini, davalıya gönderdiği 18/03/2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini, ödenen paraların iadesinin istenilmesine rağmen iade edilmediğini, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek; ödediği toplam 62.750 USD’nin temerrüt tarihi olan 23/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari reskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; ortaklık faaliyetinin gerçekleştirilmesi amacıyla Kuzey Irak yetkilileri ile hem Ankara’da hem de İstanbul’da defalarca görüşmeler yaptığını, sunmuş olduğu danışmanlık hizmetlerine karşın davacı şirket adına 48.963,70 TL bedelli (22.350 USD karşılığı) faturayı kestiğini, yine Kuzey Irak’ta ortak girişim adına oluşturulacak irtibat ofisinin kiralanmasına yönelik ise kira bedeli olarak 40.000 USD tutarında ödemede bulunduğunu, kendisine ödenen toplam 64.350 USD’nin davacı şirket adına harcandığını, keyfi hiçbir girişimde bulunmadığını, sözleşme uyarınca edimini yerine getirmeyen tarafın davacı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; davalının 29/09/2014 tarihli ortak girişim sözleşmesi ile kararlaştırılan edimini yerine getirmediği, davalı tarafından ortaklık adına yapıldığı iddia edilen masrafların da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 62.750 USD’nin 23/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari reskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; taraflar arasında kurulan ortaklığın konusu olan Kuzey Irak’ta sunulacak muhtelif sağlık hizmetlerinin finansmanını sağlamak üzere davacı tarafından davalıya toplam 64.350 USD tutarında ödeme yapıldığı, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, her ne kadar davalı ortak tarafından kendisine gönderilen paranın ortaklık faaliyeti kapsamında harcandığı iddia edilmiş ise de, yapıldığı iddia edilen masrafların belgelendirilemediği, ortaklığın fiilen faaliyete geçmediği, bu nedenle ortaklığın tasfiyesine yönelik yapılacak herhangi bir işlemin de bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Kanunun açık hükmüne aykırılık yönünden yapılan incelemede; yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesinde düzenlenmiş olup, burada “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.
O halde, ilk derece mahkemesince; davaya konu alacağın yabancı para birimi ile tahsili talep edildiğinden, hüküm altına alınan miktara 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca, “Devlet bankalarınca ABD Doları üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz” uygulanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reeskont faiz uygulanmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, HMK’nın 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye
mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendindeki “ ticari reeskont faizi ” ifadesinin çıkartılarak yerine “3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının ABD Doları üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı” ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 3.815 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3.546,20 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 08/03/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.