Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/332 E. 2021/11600 K. 17.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/332
KARAR NO : 2021/11600
KARAR TARİHİ : 17.11.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalılardan … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı avukat, davalı müteveffa işçi …’nın vekili olarak ücret alacaklarının tahsili istemiyle Kadirli 1. Asliye Hukuk(İş) Mahkemesinin 2006/406 E. sayılı dosyasıyla diğer davalı … aleyhine alacak davası açtığını, davanın kabulüne karar verildiğini, Kadirli İcra Müdürlüğünün 2007/272 E. sayılı dosyasıyla alacağın takibe konulduğunu bilahare davalı işçi ile diğer davalı … Başkanlığının aralarında takip konusu alacağın ödenmesi konusunda anlaştıklarını, bu anlaşmaya bağlı olarak davalı … tarafından diğer davalı işçiye ödeme yapıldığını ve işçinin icra takibinden feragat ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince ihtarname avukatlık ücreti , dava ve icra dosyası için hak ettiği akdi ve karşı vekalet ücreti alacağı ve işlemiş faizleri karşılığı 4.498,00 TL’nin, yargılama ve icra giderleri ve işlemiş faizleri karşılığı 340,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak, davanın kabulü ile; 2.249,89-TL yasal vekalet ücreti alacağının dava tarihi olan 03/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya verilmesine, 340,00-TL yargılama gideri alacağının dava tarihi olan 03/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … mirasçıları olan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2.248,11 TL akdi vekalet ücreti alacağının dava tarihi olan 03/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … mirasçıları olan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılardan … ve …vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacı avukatın müvekkili … ve karşı taraf olan davalının sulh olmaları nedeniyle hak kazandığı akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin Avukatlık Kanun’unun 165. maddesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Bozma öncesi Mahkemece, Kadirli İcra Dairesinin 2007/272E. sayılı dosyasında takip miktarı olan 18.749,05 TL üzerinden hesap edilen yasal vekalet ücreti alacağının 2.249,89 TL, yine takip miktarı üzerinden takdiren %15 oranında hesap edilen vekalet ücreti alacağının 2.812,357 TL olarak hesaplandığı ancak taleple bağlı kalındığı belirtilerek, davanın kabulü ile 4.498,00 TL vekalet ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 340,00 TL yargılama ve icra gideri alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün davacı ile davalı … tarafından temyizi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi’nin 27/03/2019 günlü, 2016/5516E., 2019/4060K. sayılı ilamı ile; Mahkemece, hem akdi hem de yasal vekalet ücretinin hesaplandığı buna göre davalı hasım belediyenin de akdi vekalet ücretinden de sorumlu tutulduğu ancak içtihadı birleştirme kararına göre, davalı belediyenin davacının hak ettiği akdi vekalet ücretinden sorumlu olmayacağı gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği, bozma nedenine göre de davacı ve davalı …’nın sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bu bozma ilamına uyularak, mahkeme tarafından 21/05/2015 tarihinde verilen kararın salt “akdi ve yasal vekalet ücreti” toplamının tamamının davalılardan müteselsilen ve müştereken alınması nedeniyle bozulduğu belirtilerek, davanın kabulü ile; 2.249,89-TL yasal vekalet ücreti alacağının dava tarihi olan 03/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya verilmesine, 340,00-TL yargılama gideri alacağının dava tarihi olan 03/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … mirasçıları olan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2.248,11 TL akdi vekalet ücreti alacağının dava tarihi olan 03/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … mirasçıları olan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece; bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bozmaya uygun karar verilmemiştir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması üzerine, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Hukuk Genel Kurulunun 20/12/2013 tarihli ve 2013/23-131 E. 2013/1681 K. sayılı kararı).
Şöyle ki Dairece, bozma nedenine göre davacı ve davalı …’nın sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği belirtilerek, içtihadı birleştirme kararına göre, davalı belediyenin davacının hak ettiği akdi vekalet ücretinden sorumlu olmayacağı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi konusunda mahkeme kararı bozulmuştur. Davacı hem bozma kararı öncesi verdiği temyiz dilekçesi ile hem de bilirkişi raporlarına yaptığı itirazlarında vekalet ücreti bakımından yapılan hesaplamaya itiraz etmiştir.
Bozma ilamında sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği belirtildiğinden, vekalet ücreti miktarının bozma kapsamı dışında kalmadığı anlaşılmıştır. Bu yönden herhangi bir usuli kazanılmış haktan bahsedilemez.
Kaldı ki mahkemece, bilirkişi raporuna ne şekilde itibar edildiğine ilişkin bir gerekçede açıklamada yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde davacının bilirkişi raporlarına yaptığı itirazlar da değerlendirilerek, vekalet ücreti miktarının hesabı yönünden kesinleşmenin olmadığı gözetilip, gerekirse bu hususlar yönünden itirazlar doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bozma gereği yerine getirilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma nedenine göre, davalı … ve …vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalılardan … ve … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu davacı için açık, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu davalılar için kapalı olmak üzere, 17/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.