Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/4075 E. 2021/12648 K. 08.12.2021 T.

Yayınlanma Tarihi: 30.01.2024 09:15


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4075
KARAR NO : 2021/12648
KARAR TARİHİ : 08.12.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalının bankadan çektiği 5.000 TL bedelli ihtiyaç kredisine kefil olduğunu, davalı ödeme yapmaması nedeniyle krediyi ödemek durumunda kaldığını, ödediği miktara ilişkin takip başlattığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptaline ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, 7.734,16 TL toplam alacağın ödeme yaptığı 28/03/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davalının tüm itirazlarının iptaline, takibin devamına, davacının icra tazminat talebinin reddine dair verilen hüküm, davalı tarafın temyizi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 28/03/2019 tarihli 2016/10681 E. 2019/4113 K. sayılı kararla; “...duruşma gününü bildirir tebligat davalının vekiline tebliğ edilmeden,...Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiş usuller takip edilmeden, tarafların dilekçelerinde yazdıkları ancak henüz sunmadıkları delilleri toplanmadan, sözlü yargılama için ayrı bir gün tayin edilmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davacı tarafından borcun ödendiği, alacağın likit olduğu, dava dilekçesinde ayrıca alacak talebinde bulunduğu, ancak hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile, takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin 7.734,16 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden hesap edilecek %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, alacak talebine ilişkin davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki (3) numaralı bentlerinin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Davacının temyiz itirazının incelenmesinde;
Usuli kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının 7.734,16 TL asıl alacak ve 2.717,55 TL işlemiş faiz yönünden icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacı tarafından işbu dava ile itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep etmekle birlikte, takipte belirttiği asıl alacak miktarının tahsilini istediği, mahkemece verilen ilk hükümde, ayrıca alacak davası açıldığına dair gerekçe oluşturulmadığı gibi, davalı tarafından bu hususun temyiz konusu yapılmadığı, bozma kararında da, davanın itirazın iptali olarak tanımlandığı, böylelikle; tahsili istenen miktarın, itirazın iptali isteminden ayrı bir alacak kalemi oluşturmadığı, bu durumun davacı açısından da aleyhe hüküm verilmemesine yönelik usuli kazanılmış hak teşkil ettiği görülmektedir.
Buna göre, mahkemece; davanın, icra takibine itirazın iptali davası kapsamında sınırlı olarak değerlendirilip sonuca ulaşılmasıyla yetinilmesi gerekirken, ayrıca alacak davası bulunduğu belirtilerek yazılı şekilde karar verilmesi, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
3) Davalı yönünden temyiz incelemesinde;
6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde yargılamaya hakim olan ilkelerden “taleple bağlılık ilkesi” düzenlenmiş olup buna göre; Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Yine aynı Kanunun 297. maddesi uyarınca; mahkeme tarafından hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında açık ve tereddüte yol açmayacak şekilde karar verilmesi gerekir.
4) Davalının icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir.
Açıklandığı üzere; mahkemece verilen ilk hükümde, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddedildiği, hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği, sadece davalının temyizi üzerine bozulduğu, dolayısıyla icra inkar tazminatı takibinin reddine dair kararın davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; mahkemece; davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Dava konusu icra takibinin, asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden başlatılmasına ve davalı tarafın itirazının, borca, faize ve ferilerine yönelik olmasına rağmen, dava dilekçesinde, işlemiş faiz talep edilmeden, sadece asıl alacak miktarı 7.734,16 TL harca esas değer gösterilerek dava açıldığı, davacı tarafından davanın faiz yönünden ıslah edilmediği, mahkemece verilen kararda ise çelişki ve talep aşımı oluşacak şekilde, davalı tarafça yapılan tüm itirazların iptaline yönelik karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece; davanın asıl alacak üzerinden açıldığı göz önüne alınarak; davalının icra takibine itirazının asıl alacağa yönelik iptali ile, asıl alacak miktarı üzerinden devamına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, davalının tüm itirazlarının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK'nın 428. maddesi gereğince hükmün ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına, üçüncü ve dördüncü bentlerde açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme kapalı olmak üzere, 08/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.