Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/421 E. 2021/10188 K. 18.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/421
KARAR NO : 2021/10188
KARAR TARİHİ : 18.10.2021

MAHKEMESİ : ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : ERZURUM 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminat talebine dair davanın reddine yönelik verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalı ile 12/10/2012 tarihli bağımsız bölüm satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, bağımsız bölüm bedeli olan 49.000 TL’nin davalıya ödendiğini, davalının bakiye satış bedelini akrabası olan dava dışı …’ın hesabına yatırmasını istediğini, bu nedenle 44.240 TL’yi 01/12/2012 tarihinde bu şahsın hesabına havale ettiğini, kalan miktarı ise davalıya elden ödediğini, ödeme yapılmasına rağmen sözleşme konusu bağımsız bölümün kendisine henüz teslim edilmediğini iddia ederek; taşınmazın davalı adına kayıtlı olan tapusunun iptali ile adına tesciline, aksi halde fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu taşınmazın değerinden şimdilik 10.000 TL’nin teslim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; husumet itirazında bulunarak sözleşme konusu bahçe kat bağımsız bölümün satışını inşaatı yapan dava dışı … Konut A.Ş.nin emlakçısı sıfatıyla yaptığını, davacının da taşınmazın … Konut A.Ş. namına ve hesabına emlakçı sıfatıyla satıldığını bildiğini, satışı yapılan yerin inşaatının bir kısmının tamamlandığını, emlakçısı olarak hareket ettiği … Konut A.Ş.nin belediye ile yaşadığı ruhsat sorunları nedeniyle inşaatın durdurulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; sözleşme davalı tarafından imzalanmışsa da projenin dava dışı … Konut Yapı A.Ş tarafından yapılacağı, tahsilat makbuzunda da … Konut Yapı A.Ş.nin kaşesinin bulunduğu, davalının proje dairelerinin satışını yapmaya, sözleşme imzalamaya ve ücretlerini peşin veya vadeli almaya adı geçen şirket tarafından yetkili kılındığı gerekçesiyle, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; davalı tarafça sunulan sözleşmenin ilk sayfasında davacı ve davalının adının yanında … Konut Yapı A.Ş.nin kaşesi ve temsilcisinin imzası olduğu, yine davalı tarafça sunulan 02/11/2012 tarihli tahsilat makbuzunda teslim edenin …, … grup adına teslim alanın … ve … olduğu, onay başlığı altında … A.Ş nin kaşe ve imzasının olduğu, … blok isim listesi isimli belgede dava konusu taşınmazın 49.000 TL bedelle davacıya satışının yapıldığına ilişkin … A.Ş.nin kaşe ve imzasının bulunduğu, “sözleşmedir” isimli belgede ise; projeden bahçe katı, zemin kat ve bodrum kat dairelerini, … Emlak … ve …nin satmaya, bu konuda sözleşme imzalamaya ve dairelerin ücretlerini peşin veya vadeli almaya yetkili kılındığının belirtildiği gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının taşınmaz satış vaadi sözleşmesi uyarınca ödediği bedelinin iadesini davalıdan talep edebilip edemeyeceği noktasındadır.
Davacı tarafça sunulan ve davalı tarafça imzası itiraza uğramayan 12/10/2012 tarihli, “Bodrum Satış Vaadi Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin taraflarını düzenleyen 2. maddesinde alıcı olarak davacının, satıcı olarak davalının isimlerine yer verilmiş ve iki tarafça sözleşmenin her sayfası imzalanmıştır. Sözleşmenin satış bedeline ilişkin 14. maddesinde ise satışın sözleşmede belirtilen şartlarla yapıldığı ve 49.000 TL satış bedelinin nakit alındığı açıkça ifade edilmiştir. Davalı, sözleşmeyi “satıcı” sıfatıyla imzalamış olup sözleşmede temsilci sıfatıyla dava dışı şirket namına ve hesabına hareket ettiğine dair bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda davalı, satıcı sıfatıyla imzası dolayısıyla sorumlu olup husumetin davalıya yöneltilmesi yerindedir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı tarafça sunulan ve davacının imzasını içermeyen bir takım belgelere dayalı olarak davanın husumetten reddine karar verilmiş ise de sözleşmenin davalı tarafta bulunan nüshasının ilk sayfasına şirket kaşesinin basılması ve davalı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmeler, dava dışı şirketi uyuşmazlığın taraf haline getirmeyeceği gibi davalıyı da uyuşmazlığın tarafı olmaktan çıkarmayacaktır.
Bu durumda mahkemece; davalının satıcı sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı ve sözleşmede bedelin nakden ödendiğinin yazılı olduğu, davalıya husumet yöneltilmesinin yerinde olduğu gözetilerek, taraf delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; davalı ile dava dışı şirket arasındaki iç ilişkiye dair belgelere ve bu yöndeki savunmaya itibar edilerek, davanın husumetten reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanu’nun 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 18/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.