YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4270
KARAR NO : 2021/13214
KARAR TARİHİ : 20.12.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ile ilaç alımına ait birim fiyat sözleşmeleri imzaladığını, bu sözleşmeler uyarınca davalıya ilaç teslim ettiğini, teslim edilen ilaçlara ilişkin bir kısım fatura bedellerinin ödenmemesi nedeniyle davalıya ihtarname gönderdiğini, ihtarnamenin tebliği üzerine davalının birtakım ödemeler yaptığını, ancak halen bedeli ödenmemiş faturalar olduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 814.386,25TL alacağın her bir fatura bedeli için fatura tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davacı ile imzalanan sözleşmelerde muayene ve kabul komisyonunca kabul raporu düzenlenmesinden itibaren yüklenicinin yazılı talebi üzerine ödemelerin 270 gün, 180 gün yahut 90 gün içinde yapılacağının düzenlendiğini, bu hükümler nedeniyle idareye geç ödeme yapma yetkisi tanındığını ve ancak bu sürelerin geçmesiyle temerrüt oluşacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dava tarihi itibariyle alacağın muaccel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen hüküm, davacının temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 08/05/2018 tarihli ve 2016/22512 E. 2018/5365 K. sayılı kararıyla; ihtarnamenin tebliğiyle birlikte alacak muaccel hale gelmiş ise de sözleşmelerin 12.2.2. maddeleri gereğince dava ve ödeme tarihleri itibariyle temerrüt oluşmadığından davacı tarafın faiz talebinin yerinde olmadığı, davaya konu fatura bedellerinin tamamının yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı lehine bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davaya konu faturaların dava açıldıktan sonra davalı tarafından ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı, davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin ilk fıkrasına göre; davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Yine karar tarihinde yürürlükte Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesine göre; “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır.
O halde mahkemece; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin m. 6. 1-2. cümlesi uyarınca, davacı lehine tarife hükümleriyle belirlenen 57.769,31 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalının harca yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13 üncü maddesinin (j) fıkrasına göre; Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan müstesnadır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 3708 sayılı Kanun ile değişik 56/b maddesi; “Üniversiteler ve ileri teknoloji enstitüleri genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan mali muafiyetler, istisnalar ve diğer mali kolaylıklardan aynen yararlanırlar.” hükmünü içermektedir.
Buna göre mahkemece; harçtan muaf olmasına rağmen 54,40 TL harcın davalı üniversiteden tahsiline karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nın 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin 4. bendinde yer alan “3.400,00-TL” rakamı çıkartılarak yerine “57.769,31 TL” rakamının yazılması, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan “Alınması gereken 54,40.-TL harcın davacının peşin yatırdığı 13.907,70.-TL harçtan mahsubu ile 13.853,30.-TL” ifadesi çıkartılarak yerine “Davacı tarafça yatırılan 13.907,70 TL”ifadesinin yazılması ve 3. bendin tamamen çıkartılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süresi içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi