YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/627
KARAR NO : 2021/2615
KARAR TARİHİ : 11.03.2021
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin bozma ilamına karşı mahkemece direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda, direnme olarak verilen kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozma kararı sonrası ortaya çıkan yeni delil ve olgulara dayalı olarak oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilerek davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dava dosyasının Dairemize gönderilmesi üzerine; dosyadaki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A RI
Davacı, davalının yapımını üstlendiği taşınmazdan bir adet daire satın aldığını, taşınmak için 15.03.2008 tarihinde taşınmaza geldiklerinde evi su bastığını gördüklerini, davalı müteahhidin gönderdiği kişilerce sorunun kaynağının tespit edilebilmesi için parke ve seramiklerin kırıldığını ancak arızanın bulunamadığını, ertesi gün evi temizleyerek anahtarı komşularına bıraktığını, davalı çalışanlarının komşudan anahtarı alıp kombinin tahliye musluğunu açık bırakarak gittiklerini, gece su sesi duyan komşularının durumu fark edip vanayı kapattıklarını, ertesi gün gelen kombi yetkili servisi tarafından kombide sorun olmadığı, vanasıyla oynanmış olabileceğinin söylendiğini, dairedeki su tesisatından kaynaklanan arıza nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek 7.090,00 TL maddi ve 10.000,00.TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, su kaçağının tesisattan değil davacının taktırdığı kombiden kaynaklandığını, dairedeki su kaçağının kaynağını tespit etmek isteyen davacının gereksiz yere parke ve seramikleri kırdırdığını, tesisatta bir sorun olmadığını anlayınca da yaptığı bu kazıları tekrar tamir ettirdiğini, müvekkilinin kasten kombi vanasını açtığı iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının yapımını üstlendiği ve davacıya satmış olduğu dairedeki su tesisatından kaynaklanan arıza nedeniyle su altında kalan dairedeki hasar bedelinin 6.000,00 TL olduğuna yönelik alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 6.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin ise koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş; hükmün davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06.11.2013 tarihli ve 2013/11258 E., 2013/27403 K. sayılı ilamıyla, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, arızanın su tesisatından değil, kombi vanasından kaynaklandığı ve kombinin de daireye davacı tarafından taktırıldığı, davacının daire anahtarının davalının işçileri tarafından ele geçirilip kombi vanasının bu işçiler tarafından açık bırakılarak zararın meydana geldiği iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma sonrası yapılan duruşmada davacı asilin yeminli beyanı alınmış ve bu beyana dayalı olarak, davacının, davalı müteahhit tarafından taktırılan ilk kombiyi beğenmeyerek ikinci bir kombi taktırılmasını istediği, ancak ikinci kombinin de yine davalı müteahhidin çalışanları tarafından takıldığı, zararın dairedeki kombi vanasından su sızması neticesinde meydana geldiği, ikinci kombinin de davalı müteahhitin çalışanları tarafından taktırılmış olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle önceki kararda direnilerek maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 6.000.00.TL’ nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda, direnme olarak verilen kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozma kararı sonrası ortaya çıkan yeni delil ve olgulara dayalı olarak oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilerek davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dava dosyası Dairemize gönderilmiştir.
Mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılamada davacı asilin beyanı alınarak davacı iddiasının ispat edildiği gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bozma ilamında belirlenen hususlar ve dosya kapsamına göre, davacı iddiasını ispat için yeni delil sunmamış, bozmayı değiştirecek bir husus dosyaya eklenmemiştir. Bu durumda bozma ilamında belirtilen şekilde davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.