YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/657
KARAR NO : 2021/12909
KARAR TARİHİ : 14.12.2021
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; davacı …’ın 7 yaşında olup davalı şirkete ait okulda 1.sınıf öğrenci olduğunu ve 01.03.2018 tarihinde okulun başka bir öğrencisi olan …’ın kendisini kasti olarak itmesi sonucunda sağ kalçasında femur şaft kırığı meydana geldiğini, iş gücü kaybının ancak Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi raporu ile belirlenebileceğini, halen var olan rahatsızlık ve sakat kalma durumu ile ileri yaşamında karşılaşacağı sorun ve zararların davalı şirket tarafından karşılanması gerektiğini, yaralanma olayının meydana gelmesinde Rüzgar’ı merdivenden iten …’la beraber okul idaresinin de asli oranda kusurlu olduğunu, çocukların birbirlerini itmemesi, zarar vermemesi için davalı okul yönetiminin gerekli önlemleri ve denetimi ihmal ettiğini, davalı şirketin hizmet kusuru bulunduğunu, davacı küçüğün yalpalayarak yürüyebildiğini, uzun süre bacağının alçıda kaldığını, maruz kaldığı olay nedeniyle hayatının kolay geçmeyeceği ve yaşıtları gibi yaşayamayacağının açık olduğunu, davacı …’nın olay sonrası işini bırakmak zorunda kaldığını, ayrıca çocuğun bacağı alçıda olduğu için giriş kattaki bir eve taşınmak zorunda kaldığını, bundan dolayı da uğradığı maaş kaybı, nakliye, kira, depozito giderlerinin davalı şirket tarafından karşılanması gerektiğini, davacıların peşin ödeme yapmalarına rağmen yıl dolmadan çocuklarını okuldan almak zorunda kaldıklarını, manevi olarak da çok yıprandıklarını, davalı şirketin eğitim ve hizmeti kaliteli olarak vermesi gerekmekte olup özensizliğinin ve tedbir almamanın sonuçlarına katlanması gerektiğini ileri sürerek; davacılardan … için 100.000 TL, … için 50.000 TL, … için 50.000 TL maddi tazminat ile … için 60.000 TL, … için 60.000 TL ve … için 150.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın redddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur.
HMK’nın 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır.
İlk derece mahkemesince; 05.12.2018 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunun sonuç kısmında kazanın oluşumunda kasıt unsuru bulunmadığına, ancak kazanın öngörülebilir ve alınacak önlemlerle önlenebilir bir kaza olduğuna kanaat getirildiği belirtilmesine rağmen olayın meydana gelmesinde davalı şirketin kusuru bulunmadığı, davacı …’ın ise % 100 kusurlu olduğu belirtilerek rapor içerisinde çelişki yaratıldığı gibi kazanın önlenebilir olmasını sağlayan önlemlerin bulunduğu belirtilmesine rağmen bunların neler olduğu açıklanmadığından, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve Yargıtay denetimine elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; dava konusu olayın eğitim kurumunda gerçekleştiği nazara alınarak, içerisinde bir eğitimci bilirkişinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 14/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.