Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/835 E. 2021/2718 K. 15.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/835
KARAR NO : 2021/2718
KARAR TARİHİ : 15.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil- alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; tüm davalıların, davalılardan …’ye verdikleri vekaletname ile …’nün davaya konu taşınmazı 07.01.1981 tarihinde kendisine sattığını, satış bedelini ödediğini, iyi niyetli olarak taşınmaz üzerine üç katlı bina inşaa ettiğini ve o tarihten beri malik sıfatı ile nizasız ve fasılasız taşınmazı kullandığını, daha sonra dava konusu yerde imar uygulaması yapıldığını, ancak halen davalıların taşınmazın tapu devrini yapmadıklarını ileri sürerek taşınmazdaki davalı hisselerinin iptali ile kendi adına tescilini, olmadığı takdirde alım-satım ve cezai şart bedeli 3.000 TL’nin ve müştemilat bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL arsa güncel bedelinin ve bina bedelinin dava tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; ayrı ayrı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 18.829,61 TL’nin 09.10.2006 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tapu iptali-tescil, cezai şart bedeli ve bina bedeline ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 07.12.2010 tarih ve 2010/8204E-16399K sayılı ilamı ile; ”…Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan imar uygulaması sonucu taşınmazın başka parsellerle şuyulandırılarak davalılar murisinin taşınmazda 16/1565 payının kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekaletsiz iş görme hükümlerine göre taşınmaz üzerinde yapmış olduğu faydalı ve zaruri masrafları talep edebilir. Mahkemece, davacının taşınmaz üzerine yapmış olduğu binanın yapım tarihindeki kıymetinin bilirkişiye hesap ettirilerek bu bedele hükmetmek gerekirken yazılı şekilde bu talebin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama neticesinde, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda imar planına aykırı şekilde inşa edilen yapının bu sebeple ruhsatlandırılamayacağı, dolayısıyla davalıların ruhsatlandırılamayacak böyle bir yapıdan dolayı davacı yana vekaletsiz iş görme hükümlerine göre taşınmaz üzerinde yapmış olduğu faydalı ve zaruri masrafları talep etme hakkı vermeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 18.829,61TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın tescil, cezai şart bedeli ve bina bedeline ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; hükmün davacı ve davalılardan …, …, Mürüvet Gezer, …, …, …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz 17.05.2017 tarih ve 2016/454 E.- 2017/7384 K. sayılı ilamı ile davacı tarafın temyiz itirazları yönünden; mahkemece, davaya konu binanın imar planına uygun hale gelip gelemeyeceği, bina inşaat projesinin tadilinin mümkün olup olmadığı ve buna göre dava konusu alanın 3194 sayılı İmar Kanunun ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun ilgili maddeleri gereğince, niteliğinin mesken olarak yasal hale getirilip tapuya tescilinin sağlanıp sağlanamayacağı hususlarında daha kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiği; temyiz eden davalıların temyiz itirazları yönünden ise, hükme ”tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla” ibaresi eklenmek suretiyle, infazda tereddütü ortadan kaldıracak şekilde hüküm kurulması gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu yapıya ilişkin olarak davacı tarafın yapı kayıt belgesi talebinde bulunup bulunmadığının sorulduğu, gelen cevabi yazıda böyle bir başvuru olmadığının ve taşınmaz adına yapı kayıt belgesi düzenlenmediğinin bildirildiği; yalnızca tapu maliklerinin ya da maliklerden birinin yapı kayıt belgesi için başvuruda bulunabileceğinin anlaşıldığı, davacının böyle bir başvuruda bulunma konusunda yetkisinin bulunmadığı, davalılar tarafından da bu yönde herhangi bir başvurunun yapılmadığı, ayrıca davalıların da yapı kayıt belgesi tanzimi hususunda başvuruda bulunmaya zorlanamayacakları, 08/07/2019 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda yoldan çekme mesafeleri ile yapının yaklaşma sınırlarını ihlal ettiğinden dolayı yapının mevcut hali ile ruhsatlandırılmasının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılarak, davacı tarafın tapu iptali tescil, cezai şart bedeli ve binanın ruhsatlandırılamayacak yapı olması nedeniyle bina bedeline ilişkin taleplerinin reddine, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 18.829,61 TL’nin dava tarihi olan 09.10.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı tarafın vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesi uyarınca; konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında olmamak kaydıyla nispi olarak belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Davanın tamamen veya kısmen kazanılması ya da reddedilmesi halinde ise, nispi vekalet ücreti kabul ya da reddedilen müddeabihin değeri üzerinden hesaplanır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının talebinin taşınmazdaki davalı hisselerinin iptali ile kendi adına tescili, olmadığı takdirde alım satım ve cezai şart bedeli, arsa güncel bedeli ve müştemilat bedelinin davalılardan tahsiline ilişkin olup davacı vekilinin 12.07.2013 tarihli
dilekçesi ile 18.829,61 TL harici sözleşme bedeli ile 52.480 TL bina ve ağaç bedeli üzerinden davasını ıslah ettiği ve ıslah harcını yatırdığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davanın 18.829,61 TL üzerinden kısmen kabul edildiği görülmekle; davalılar lehine dava konusu reddedilen 52.480 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile 52.480 TL’den kabul edilen 18.829,61 TL düşülerek 33.650,39 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesi yollaması ile HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davacının tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün 5. fıkrasında yer alan “5.047,56 TL” ifadesi hükümden çıkartılarak yerine “7.622,40 TL” ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 4,90 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalılara iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’un 440. maddesi gereğince davacı yönünden kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık, davalılar yönünden kapalı olmak üzere, 15.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.