YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2117
KARAR NO : 2022/8400
KARAR TARİHİ : 01.11.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen tazminat ve alacak davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiş; hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar/birleşen davalılar ve miras şirketi temsilcisi vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen duruşma günü olarak belirlenen 01/11/2022 tarihinde Davacılar/birleşen dosyada davalılar vekili Av. … geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekilin sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; taşınmazlarını, özel öğretim kurumu olarak kullanılmak 01/11/1999 tarihli ve 10 yıl süresi sözleşme ile davalıya kiraya verildiklerini; ancak, davalının süresinden önce ve sözleşmedeki fesih koşullarına uygun olmayacak şekilde kiralananı tahliye ederek anahtarını 16/10/2008 tarihinde teslim ettiğini; kiralanandaki hasar durumunu Trabzon 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/80 D.iş sayılı dosyası ile tespit ettirdiklerini ileri sürerek; erken tahliye nedeniyle sözleşmenin 10. maddesi kapsamında 10.000 USD cezai şart, 16.350 TL hor kullanma tazminatı ve taşınmazın halen kiraya verilememiş olmasından kaynaklanan 43.750 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmişlerdir.
Davalı; sözleşmenin 10. maddesi gereğince cezai şart ve erken tahliye nedeniyle tazminat istenemeyeceğini, çünkü kiralanandan verilen tahliye kararı sonucu çıkmak zorunda kaldığını, kiralanana bir çok zorunlu ve faydalı masraf yaptığını, hor kullanma iddiasının kanıtlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiş; davacılar aleyhine açtığı ve bu dava ile birleşen davada ise; tahliye tarihinden sonraki döneme ilişkin icra marifetiyle tahsil edilen kira parasının iadesi ve kiralanana yaptığı faydalı ve zorunlu imalatlarının bedellerinin tahsiline karar verilmesi istemiştir.
Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulüne, bina içindeki onarıma muhtaç hasarlı yerlerin onarımı için gerekli toplam 7.841,20 TL’ nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin isteklerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile fazla ödenen 11.718,98 TL kira bedelinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin isteklerin reddine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 21/02/2013 tarihli ve 2012/16505 Esas, 2013/2936 Karar sayılı ilamıyla; davacıların erken fesihten kaynaklanan alacak isteminin sözleşmenin 10. maddesi kapsamında anahtar teslim tarihine bir yıllık sürenin eklenmesiyle bulunacak tarih ile sınırlı olarak kabulü gerekeceği, sözleşmenin 10. maddesinde bir yıllık feshi ihbar süresi yanında 10.000 USD ceza koşulu da öngörüldüğünden mahkemece bu yöndeki istemin de kabulü gerektiği, öte yandan birleşen davadaki istirdat isteminin de bu esaslar dahilinde yeniden irdelenerek çözüme kavuşturulmasında zorunluluk bulunduğu, kötü kullanımdan kaynaklanan tazminat bedeli yanında kiralananın eski hale iadesi için gerekli bir takım masrafların da hesaplamaya dahil edildiği, bu kapsamda okul gereksinimi için bahçe kısmına yapılmış prefabrik spor salonunun söküm maliyetinin sözleşmenin 9. maddesi kapsamında davalı kiracıya yükletilmesine olanak bulunmadığı, buna ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının HMK’nın 4/1-a maddesi gereğince kira ilişkisinden doğduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen karar, davalı/birleşen davada davacı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 13/05/2015 tarihli ve 2014/7092 Esas, 2015/4832 Karar sayılı ilamıyla; davaya bakmakla görevli mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000 USD’nin dava tarihindeki kur üzerinden karşılığı olan 15.388 TL’nin, anahtar teslim tarihi olan 16/10/2008 tarihinden itibaren ileriye doğru 1 yıllık kira alacağı olan 43.750 TL’nin, hor kullanım bedeli olan 6.599,92 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dava hakkında verilen 28/06/2011 tarihli kararın, Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 21/02/2013 tarihli bozma ilamı ile kesinleşmiş olması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine, Dairemizin 18/02/2020 tarihli ve 2019/5929 Esas, 2020/1370 Karar sayılı ilamıyla; davacıların cezai şart alacağının yabancı para olarak tahsili istedikleri, harcın hesaplanması için harca esas değer olarak gösterdiği 15.388 TL ifadesinin, alacağın Türk Lirası olarak talep edildiği şeklinde değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davacının talebinin 10.000 USD olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği, davacıların kira geliri kaybı talebinin ıslah ile 87.500 TL olduğu, Mahkemece 18/01/2010 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak, davanın ıslah edilmiş haliyle görülüp, değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği, bozma kararından sonra da Mahkemece HMK’nın 297. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorunda olduğu, bu nedenle Mahkemece, birleşen dava yönünden, usuli kazanılmış haklar gözetilerek ve istirdat istemi de asıl davada verilen hükümle birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000 USD’nin (ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Parası karşılığı olarak icra işlemlerine esas olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara – miras şirketi temsilcisine ödenmesine, 87.500 TL kira gelir kaybı tazminatının 43.750 TL’sini dava tarihinden, bakiye 44.000 TL’sini ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara – miras şirketi temsilcisine ödenmesine, 6.599,92 TL hor kullanım bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara – miras şirketi temsilcisine ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, fazla ödenen 11.718,98 TL kira bedelinin davalılardan (miras şirketi temsilcisinden) alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Mahkemece 24/01/2022 tarihli ek kararla; davacı taraf …, … ve … tarafından temyiz yasa yoluna başvurulmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar miras şirketi temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davacı-birleşen dosya davalılar vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece, temyiz harcının eksik yatırıldığı bu nedenle gönderilen muhtıranın 09/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği; ancak, muhtırada belirtilen 1 haftalık kesin süre içerisinde söz konusu harcın yatırılmadığı gerekçesiyle davacılar …, … ve …’nun temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; muhtıranın tereke temsilcisi vekiline 09/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen vekilinin 14/01/2012 tarihinden itibaren 15 gün süre ile raporlu olduğu, raporunun sona ermesinden itibaren muhtırada verilen süre içerisinde eksik harcı ikmalettiği anlaşıldığından; makhemenin, temyiz başvurusunun reddine ilişkin 24/01/2012 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilerek, tarafların asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3) 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle mahkemece; asıl davada yabancı para cinsinden hüküm altına alınan alacağın, 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Dolar ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle tahsiline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ticari faize hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
4) Birleşen davada; davacı kiracının tahliye tarihi esas alınarak fazla kira ödemesi yaptığı gerekçesiyle 11.718,98 TL’nin kiraya verenlerden tahsiline karar verilmiş ise de; asıl davada, kiraya verenlerin erken fesihten kaynaklanan alacakları hesaplanırken kiracının fazla ödediği kira bedeli 11.718,98 TL’nin mahsup edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece; bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken, mükerrer tahsilata yol açacak şekilde karar karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
5) Mahkemece; asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması nedeniyle yargılama giderlerinin de ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir. Bu kurala uyulmayarak yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; davacılardan …’nun yargılama devam ederken vefat etmesi nedeniyle …’nun miras ortaklığına temsilci olarak atanmış ise de; hak ve borç sahibi mirasçılar olmasına rağmen miras şirketi temsilcisi adına hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin EK KARARIN KALDIRILMASINA; ikinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK’nın 428. maddesi gereğince hükmün üçüncü bentte açıklanan nedenlerle davalı/birleşen davada davacı, dördüncü bentte açıklanan nedenlerle davalılar/birleşen davada davalılar, beşinci bentte açıklanan nedenlerle taraflar yararına olmak üzere BOZULMASINA, 8.400 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalı/birleşen davada davacıdan alınıp davacılar/birleşen davada davalılara verilmesine, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.