Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2022/8115 E. 2023/994 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8115
KARAR NO : 2023/994
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/313 E., 2022/2794 K.
DAVA TARİHİ : 18.06.2020
KARAR : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/422 E., 2020/944 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/422 E., 2020/944 K.

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı; davalı şirket tarafından yapılan tanıtımda psikolojik baskı altında yanıltılmak suretiyle, sözleşmeyi inceleme imkanı, sağlıklı düşünme fırsatı ve süresi tanınmadan davalı tarafça hazırlanan matbu özel ihtiyaç satış sözleşmesini imzaladığını, daha sonra sözleşmeyi ve sistemle ilgili incelemeyi yaptıktan sonra yanıltıldığını düşünerek, ayrıca ekonomisinin bozulması sebebiyle davalı şirkete sözleşmeden caymak istediğini 15.06.2020 tarihinde şubelerine giderek bildirdiğini, ancak davalı şirket yetkililerinin sözleşmeyi iptal edemeyeceklerini söylediklerini, sözleşmede cayma hakkı başlığı altında yapılan düzenlemenin TKHK’ya uygun hazırlanmadığını, davalı tarafa toplam 18.000 TL ödemede bulunduğunu belirterek 11.11.2019 tarih A-168404 nolu 150.000 TL bedelli özel ihtiyaç sözleşmesinin iptaline, tarafınca ödenen 18.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede ikame edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin sui generis nitelikte vekalet benzeri bir sözleşme olan organizasyon hizmet sözleşmesi olduğunu, davacının tüketici değil iştirakçi konumunda olduğunu, sözleşmenin Özel İhtiyaç Konut Edindirme Sözleşmesi olduğunu, taraflarınca konut satışı yapılmadığını, dava konusu sözleşmenin tarafların özgür iradesi ile yapıldığını, şirketin edimlerini yerine getirdiğini, davacı tarafa konaklamaya davet işlemi yapıldığını, davacı tarafından da konaklama yapıldığını, davacının dava dilekçesinde ödenen taksitler dışında 8.000TL organizasyon bedelini de talep ettiğini, sözleşmenin organizasyondan ayrılmanın sonuçları başlıklı 7-1 maddesine göre, iştirakçi tarafından şirkete ödenen organizasyon ücretinin iade edilmeyeceğinin hüküm altına alındığını belirterek davanın reddini dilemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan sözleşmenin adi yazılı şekilde yapıldığı, gayrimenkul alım satımlarının resmi bir şekilde yapılması gerektiği, resmi şekilde yapılmayan sözleşmenin geçersiz olduğu, dolayısıyla bu sözleşmenin geçersiz olup herkesin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldığını iade etmekle yükümlü olduğu, bu tespit ve hususların Gaziantep BAM 13. Hukuk Dairesinin 2017/1341 E.- 2017/1543 K. sayılı ilam içeriği ve İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin 2018/1915 sayılı ilamı ile de desteklendiği belirtilerek, davacı tarafından davalıya toplam 18.000 TL’nin ödendiği belgelendirildiğinden davanın kabulüne, taraflar arasında imzalanan 11.11.2019 tarihli A-168404 nolu 150.000 TL bedelli özel ihtiyaç sözleşmesinin iptaline, sözleşme sebebi ile davacı tarafından ödenen 18.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya iadesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, mahkemece verilen kararda davalarının tam kabul ile sonuçlandığını, dava değerinin 150.000 TL olmasına rağmen Yerel Mahkemenin vekalet ücretini eksik hesapladığını, taraflarına verilmesi gereken vekalet ücretinin 2.700 TL değil 18.200 TL olması gerektiğini, bu sebeple sadece vekalet ücreti yönünden eksik ve hukuki dayanaktan yoksun Yerel mahkeme kararının düzeltilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, mahkemenin gerekçeli kararında 11.11.2019 tarihli A-168404 numaralı Özel İhtiyaç Konut Edindirme Sözleşmesi’nin bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğuna hükmettiğini, mahkemenin bu tespitinin hatalı olduğunu, taraflar arasında vekalet benzeri bir sui generis hukuki ilişkinin söz konusu olduğunu, müvekkili tarafından hiçbir şekilde konut satışı yapılmadığını, mahkemenin resen sözleşmeyi yanlış nitelendirme sonucu davacı taleplerini aşar nitelikte hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin, kendine özgü bir sistem içerisinde iştirakçilerine yardımcı olduğunu, müvekkili şirketin, sözleşme kapsamındaki tüm sorumluluklarını gerçekleştirirken kendisine ödenen tek ücretin organizasyon bedeli olduğunu, işbu sebeple alınan organizasyon bedelinin müvekkilinin katılımcılara sunmuş olduğu hizmetin bir bedeli olduğunu, ilgili sözleşme hükmüne göre en az üç ve en fazla altı aylık bir süre içinde peşinat ve taksit tutarının (organizasyon bedeli hariç olmak üzere) iadesinin söz konusu olacağını, dolayısıyla müvekkilinin 6 ay içinde dava konusu taksit tutarını iade edebilmesinin mümkün olduğunu, işbu uyuşmazlık ticari iş kapsamında olmamakla, avans faizine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle mahkemenin 02.12.2020 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, dosyanın bölge adliye mahkemesince yeniden görülmesi mümkün değilse hükmün bozularak dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının istinaf isteminin incelenmesi yönünden; taraflar arasındaki sözleşmenin 7-1 inci maddesinde sözleşmenin iptali konusunda açık hüküm bulunduğu, sözleşmenin iptali hususunun yargılamayı gerektirmeyip sözleşmede açıkça hüküm bulunduğundan harç ve yargılama giderlerinin hükmedilen alacak miktarı üzerinden takdir edilmesinin gerektiği, buna göre ilk derece mahkemesince hükmedilen alacak miktarı dikkate alınarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yan bulunmadığı, davalının istinaf isteminin incelenmesi yönünden; yapılan sözleşmenin tüketici işlemi niteliğinde olduğu ve Tüketici Mahkemesinin görev kapsamında bulunduğu ve 6502 sayılı TKHK 73/5 inci maddesi uyarınca tüketicinin ikametgahının Adana olmasına göre Adana Mahkemelerinin yetkili olduğu, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu 39/A maddesinin, tasarruf finansman sözleşmesini; belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşme olarak tanımladığı ve buna ilişkin kuralları belirtmiş ise de bahsi geçen 7292 sayılı yasayla 6361 sayılı yasaya eklenen 39/A maddesinin yürürlük tarihi 07.03.2021 olmakla gerek sözleşme tarihi gerek dava tarihi itibariyle işbu istinafa konu davaya uygulanmasının mümkün olmadığı, organizasyon ücreti altında ödenen bedelin tamamının iade edilmeyeceğine ilişkin sözleşme maddesinin, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilmiş olması ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizlik oluşturması nedeniyle haksız şart olduğunun kabulüyle, davacının ödemiş olduğu bedele hükmedilmesinde ve dava konusu davalı yönünden ticari iş niteliğinde olduğundan davacı lehine avans faizine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı yan görülmediğinden, davacı ve davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b(1) maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davanın tam kabul ile sonuçlandığını, dava değerinin 150.000 TL olmasına rağmen Yerel Mahkemenin vekalet ücretini eksik hesapladığını, bu husus istinaf edilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedildiğini, hükmün sadece vekalet ücreti yönünden eksik olup bu sebeple bu kararın vekalet ücreti yönünden temyiz incelemesi neticesinde düzeltilmesi gerektiğini belirterek kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.

Davalı vekili; davaya konu uyuşmazlık bakımından taraflar arasında akdedilen sözleşme açıkça tasarruf finansman sözleşmesi olduğundan 6361 sayılı kanun hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, organizasyondan bir ya da birden çok kişinin ayrılması durumunda, sözleşmeyi ifa eden diğer tüketiciler aleyhine oluşan riski davalı şirketin üstlendiğini, davacının da organizasyondan ayrılması sebebiyle dahil olduğu grubun bozulduğunu ve şirketin risk altına girdiğini, davacıya organizasyon ücretinin tamamının iadesine karar verilmesinin yerinde olmadığını, 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinde sözleşmenin feshi halinde organizasyon bedelinin iade edilmeyeceği hüküm altına alındığından davanın reddinin gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme her ne kadar kanun öncesinde yapılmış olsa da sözleşmede organizasyon bedelinin iade edilmeyeceğine ilişkin hususun kanun maddesinin tekrarı niteliğinde olduğunu, tacir sıfatına haiz olan davalı şirketin söz konusu sözleşmede yer alan yükümlülüklerini yerine getirirken ücret almamasını beklemek hayatın olağan akışına aykırı düşeceğini, tacirlerin ücret isteme hakkı kapsamında ücret talep edebileceğini, davalı şirket kamu kurumu olmadığından kendisinden ücretsiz hizmet vermesi beklenemeyeceğini, tacirlerin ücret isteme hakkı kapsamında ücret talep edebileceğini, davacının organizasyondan ayrılması sebebiyle dahil olduğu grubun bozulduğunu ve şirketin risk altına girdiğini, davacıya organizasyon ücretinin tamamının iadesine karar verilmesinin yerinde olmadığını, sözleşmenin 7. maddesine göre sözleşmenin müşteri tarafından feshedilmesi halinde müşteri tarafından müvekkil şirkete başvurulması halinde taksit bedellerinin müşteriye 3-6 ay içerisinde iade edileceğinin hüküm altına aldığını ancak davacı tarafından taksit bedellerinin iadesi talebiyle müvekkil şirkete başvuruda bulunulmadığını, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 06.04.2022 tarihli, 2021/2214 E., 2022/1956 K. gibi Yargıtay içtihatları ve kanun hükümleri doğrultusunda sözleşmenin feshi halinde organizasyon ücretinin iade edilmeyeceğinin açık olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında imzalanan ev edindirme organizasyon sözleşmesi gereğince ödenen bedelin cayma hakkının kullanılmasına dayalı olarak iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 04.06.2021 tarihli daire kurul toplantısında alınan ilke kararında “07.03.2021 tarihli ve 31416 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7292 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
1 inci maddesi ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (j) bendi; “j) Organizasyon ücreti: Müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında ödeyecekleri tutarı,” ;
7 nci maddesi ile aynı Kanun’a eklenen 39/A maddesinin birinci fıkrası; “Tasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşmedir.” hükmünü içermektedir.
Açıklanan bu kanun hükümleri yürürlüğe girmeden önce, tüketici ile şirket arasında akdedilen tasarruf finansman sözleşmesinin feshedilmiş olması (veya feshi için mahkemeye başvurulmuş olması) koşuluyla, tüketici tarafından açılan (alacak veya itirazın iptali istemli) davalarda, tüketici tarafından şirkete ödenmiş olan organizasyon ücretinin iade edilmesi gerektiğine karar verilmiştir (Emsal; Dairemizin 2020/3408 E. 2021/6024 K. sayılı onama kararı).” açıklanmıştır.

2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/1 inci fıkrasında; “Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” denilmiştir.

3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve dairemizin yerleşik içtihatlarına göre 7292 sayılı yasayla 6361 sayılı yasaya eklenen 39/A maddesi yürürlüğe girmeden önce, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen tasarruf finansman sözleşmesinin feshi için mahkemeye başvurulduğundan, davacı tüketici tarafından şirkete ödenmiş olan organizasyon ücretinin iade edilmesi gerektiğinin sabit olduğunun anlaşılmasına göre; davalının tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, davanın kabulüne, taraflar arasında imzalanan 11.11.2019 tarihli A-168404 nolu 150.000 TL bedelli özel ihtiyaç sözleşmesini iptaline, sözleşme sebebi ile davacı tarafından ödenen 18.000 TL’nin davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmiş ancak, 2.700 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Mahkemece iptal edilen sözleşmenin bedeli 150.000 TL olduğu gözetilerek karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ye göre davacı yararına 18.200 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, eksik şekilde 2.700 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı tarafın tüm, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine,

2.Davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “2.700,00 TL” rakamının çıkartılarak yerine ” 18.200 TL ” rakamının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.