Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2009/28214 E. 2010/2334 K. 09.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/28214
KARAR NO : 2010/2334
KARAR TARİHİ : 09.02.2010

Görevli hakime görevinden dolayı hakaret etmek suçundan şüpheliler Avukat … ve … haklarında son soruşturmanın açılması talebini kapsayan … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/06/2006 tarihli ve 2006/14345 soruşturma, 2006/4512 esas, 2006/274 sayılı iddianame üzerine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair, … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/09/2006 tarihli ve 2006/360-197 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 27.10.2009 gün ve 54074 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2009 gün ve 259597 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre; şüpheli Avukat …’ın sanıklar vekili sıfatıyla takip ettiği … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/765 esas sayısına kayden görülmekte olan davanın 26/10/2004 tarihli oturumunda söz alarak “ Biz bilirkişi heyetinin ve mahkemenin dosyayı okuduğuna inanmıyoruz, yedi sayfalık tevsii tahkikat talebimiz iki satırlık bir kararla reddedildi” şeklinde, üslubunun uygun olmadığı yönünde uyarıldığında ise kızgın bir edayla “Sözümü kesmeyin” şeklinde beyanda bulunduğu, ayrıca şüpheli Avukatların ibraz ettikleri 01/11/2004 tarihli reddi hakim dilekçesinde “… Davanın Hakimi … tevsii tahkikat taleplerimizi gereksiz red ederek büyük hata., eski tabirle vahim gaf yapmaktadır… Hakimin 26/10/2004 tarihli duruşmada esas hakkında mütalaasını okuyan Cumhuriyet Savcısına, tevsii tahkikat taleplerimizle ilgili düşüncelerini sormadan Cumhuriyet Savcısının duruşmalara yeni katılmaya başlaması nedeniyle onun bu konudaki görüşünün alınacağı kararını vermesi davaya tek başına yön vermek istemesi anlamındadır” şeklinde sözlerin, savunma sınırlarını aşıp aşmadığı, savunmaya yönelik olup olmadığı, eleştiri sınırları içinde kalıp kalmadığı hususundaki mevcut delillerin, son soruşturmanın açılması için yeterli olup, delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Kamu davasının açılması başlığını taşıyan CYY.nın 170/2 maddesinde “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü yer almaktadır. Son soruşturmanın açılması kararı, dava açan bir usul işlemi olma niteliğinden ötürü uygulamada iddianame gibi değerlendirilmektedir. Buna göre, soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa son soruşturmanın açılması kararı verilmelidir.
… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/765 sayılı dosyasında sanıklar müdafii olan şüpheli avukat …’ın mahkemeye sunduğu 26.10.2004 tarihli oturumda söz alarak “mahkemenin dosyayı ve tevsii tahkikat taleplerimizle ilgili dilekçemizi tam okuduğu kanaatinde değiliz” ve “..biz mahkemenin dosyayı okuduğuna inanmıyoruz, yedi sayfalık tevsii tahkikat talebimiz iki satırlık bir kararla reddedildi. “ifadeleri ile şüphelilerin birlikte sanıklar müdafileri olarak imzaladıkları 1.11.2004 tarihli hakimin reddi istemine ilişkin dilekçelerinde, “ 26.10.2004 tarihli duruşmada esas hakkında mütalaasını okuyan C.Savcısının tevsii tahkikat taleplerimizle ilgili düşüncelerini sormadan C. Savcısının duruşmalara yeni katılmaya başlaması nedeni ile onun bu konudaki görüşünün alınacağı kararını vermesi tek başına yön vermek istemesi anlamındadır.” sözlerinin eleştiri niteliğinde olduğu, sözlerde ve yazıda eleştiri sınırını aşan bir ifadenin yer almadığı, aksi yöndeki düşüncelerin hakimin reddi istemlerinin suç olarak kabulüne yol açacağı mahkemenin son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararının yerinde ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Yasa Yararına Bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalar ışığında yerinde bulunmadığından … 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen itiraz edilmeksizin kesinleşen 19.9.2006 gün ve 2006/360- 197 sayılı kararının CYY.nın 309.maddesi uyarınca yasa yararına bozulmasına, ilişkin istemin REDDİNE, aynı Yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Görevli hakime görevinden dolayı hakaret etmek suçundan şüpheliler Avukat … ve … haklarında son soruşturmanın açılması talebini kapsayan … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/06/2006 tarihli ve 2006/14345 soruşturma, 2006/4512 esas, 2006/274 sayılı iddianame üzerine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair, … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/09/2006 tarihli ve 2006/360-197 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 27.10.2009 gün ve 54074 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2009 gün ve 259597 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre; şüpheli Avukat …’ın sanıklar vekili sıfatıyla takip ettiği … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/765 esas sayısına kayden görülmekte olan davanın 26/10/2004 tarihli oturumunda söz alarak “ Biz bilirkişi heyetinin ve mahkemenin dosyayı okuduğuna inanmıyoruz, yedi sayfalık tevsii tahkikat talebimiz iki satırlık bir kararla reddedildi” şeklinde, üslubunun uygun olmadığı yönünde uyarıldığında ise kızgın bir edayla “Sözümü kesmeyin” şeklinde beyanda bulunduğu, ayrıca şüpheli Avukatların ibraz ettikleri 01/11/2004 tarihli reddi hakim dilekçesinde “… Davanın Hakimi … tevsii tahkikat taleplerimizi gereksiz red ederek büyük hata., eski tabirle vahim gaf yapmaktadır… Hakimin 26/10/2004 tarihli duruşmada esas hakkında mütalaasını okuyan Cumhuriyet Savcısına, tevsii tahkikat taleplerimizle ilgili düşüncelerini sormadan Cumhuriyet Savcısının duruşmalara yeni katılmaya başlaması nedeniyle onun bu konudaki görüşünün alınacağı kararını vermesi davaya tek başına yön vermek istemesi anlamındadır” şeklinde sözlerin, savunma sınırlarını aşıp aşmadığı, savunmaya yönelik olup olmadığı, eleştiri sınırları içinde kalıp kalmadığı hususundaki mevcut delillerin, son soruşturmanın açılması için yeterli olup, delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Kamu davasının açılması başlığını taşıyan CYY.nın 170/2 maddesinde “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü yer almaktadır. Son soruşturmanın açılması kararı, dava açan bir usul işlemi olma niteliğinden ötürü uygulamada iddianame gibi değerlendirilmektedir. Buna göre, soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa son soruşturmanın açılması kararı verilmelidir.
… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/765 sayılı dosyasında sanıklar müdafii olan şüpheli avukat …’ın mahkemeye sunduğu 26.10.2004 tarihli oturumda söz alarak “mahkemenin dosyayı ve tevsii tahkikat taleplerimizle ilgili dilekçemizi tam okuduğu kanaatinde değiliz” ve “..biz mahkemenin dosyayı okuduğuna inanmıyoruz, yedi sayfalık tevsii tahkikat talebimiz iki satırlık bir kararla reddedildi. “ifadeleri ile şüphelilerin birlikte sanıklar müdafileri olarak imzaladıkları 1.11.2004 tarihli hakimin reddi istemine ilişkin dilekçelerinde, “ 26.10.2004 tarihli duruşmada esas hakkında mütalaasını okuyan C.Savcısının tevsii tahkikat taleplerimizle ilgili düşüncelerini sormadan C. Savcısının duruşmalara yeni katılmaya başlaması nedeni ile onun bu konudaki görüşünün alınacağı kararını vermesi tek başına yön vermek istemesi anlamındadır.” sözlerinin eleştiri niteliğinde olduğu, sözlerde ve yazıda eleştiri sınırını aşan bir ifadenin yer almadığı, aksi yöndeki düşüncelerin hakimin reddi istemlerinin suç olarak kabulüne yol açacağı mahkemenin son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararının yerinde ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Yasa Yararına Bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalar ışığında yerinde bulunmadığından … 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen itiraz edilmeksizin kesinleşen 19.9.2006 gün ve 2006/360- 197 sayılı kararının CYY.nın 309.maddesi uyarınca yasa yararına bozulmasına, ilişkin istemin REDDİNE, aynı Yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Görevli hakime görevinden dolayı hakaret etmek suçundan şüpheliler Avukat … ve … haklarında son soruşturmanın açılması talebini kapsayan … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/06/2006 tarihli ve 2006/14345 soruşturma, 2006/4512 esas, 2006/274 sayılı iddianame üzerine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair, … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/09/2006 tarihli ve 2006/360-197 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 27.10.2009 gün ve 54074 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2009 gün ve 259597 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre; şüpheli Avukat …’ın sanıklar vekili sıfatıyla takip ettiği … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/765 esas sayısına kayden görülmekte olan davanın 26/10/2004 tarihli oturumunda söz alarak “ Biz bilirkişi heyetinin ve mahkemenin dosyayı okuduğuna inanmıyoruz, yedi sayfalık tevsii tahkikat talebimiz iki satırlık bir kararla reddedildi” şeklinde, üslubunun uygun olmadığı yönünde uyarıldığında ise kızgın bir edayla “Sözümü kesmeyin” şeklinde beyanda bulunduğu, ayrıca şüpheli Avukatların ibraz ettikleri 01/11/2004 tarihli reddi hakim dilekçesinde “… Davanın Hakimi … tevsii tahkikat taleplerimizi gereksiz red ederek büyük hata., eski tabirle vahim gaf yapmaktadır… Hakimin 26/10/2004 tarihli duruşmada esas hakkında mütalaasını okuyan Cumhuriyet Savcısına, tevsii tahkikat taleplerimizle ilgili düşüncelerini sormadan Cumhuriyet Savcısının duruşmalara yeni katılmaya başlaması nedeniyle onun bu konudaki görüşünün alınacağı kararını vermesi davaya tek başına yön vermek istemesi anlamındadır” şeklinde sözlerin, savunma sınırlarını aşıp aşmadığı, savunmaya yönelik olup olmadığı, eleştiri sınırları içinde kalıp kalmadığı hususundaki mevcut delillerin, son soruşturmanın açılması için yeterli olup, delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Kamu davasının açılması başlığını taşıyan CYY.nın 170/2 maddesinde “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü yer almaktadır. Son soruşturmanın açılması kararı, dava açan bir usul işlemi olma niteliğinden ötürü uygulamada iddianame gibi değerlendirilmektedir. Buna göre, soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturuyorsa son soruşturmanın açılması kararı verilmelidir.
… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/765 sayılı dosyasında sanıklar müdafii olan şüpheli avukat …’ın mahkemeye sunduğu 26.10.2004 tarihli oturumda söz alarak “mahkemenin dosyayı ve tevsii tahkikat taleplerimizle ilgili dilekçemizi tam okuduğu kanaatinde değiliz” ve “..biz mahkemenin dosyayı okuduğuna inanmıyoruz, yedi sayfalık tevsii tahkikat talebimiz iki satırlık bir kararla reddedildi. “ifadeleri ile şüphelilerin birlikte sanıklar müdafileri olarak imzaladıkları 1.11.2004 tarihli hakimin reddi istemine ilişkin dilekçelerinde, “ 26.10.2004 tarihli duruşmada esas hakkında mütalaasını okuyan C.Savcısının tevsii tahkikat taleplerimizle ilgili düşüncelerini sormadan C. Savcısının duruşmalara yeni katılmaya başlaması nedeni ile onun bu konudaki görüşünün alınacağı kararını vermesi tek başına yön vermek istemesi anlamındadır.” sözlerinin eleştiri niteliğinde olduğu, sözlerde ve yazıda eleştiri sınırını aşan bir ifadenin yer almadığı, aksi yöndeki düşüncelerin hakimin reddi istemlerinin suç olarak kabulüne yol açacağı mahkemenin son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararının yerinde ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Yasa Yararına Bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalar ışığında yerinde bulunmadığından … 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen itiraz edilmeksizin kesinleşen 19.9.2006 gün ve 2006/360- 197 sayılı kararının CYY.nın 309.maddesi uyarınca yasa yararına bozulmasına, ilişkin istemin REDDİNE, aynı Yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.