YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/10339
KARAR NO : 2010/20908
KARAR TARİHİ : 15.12.2010
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma
HÜKÜM : Hükümlülüm
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Dosyada hacizli malların teslim amacı dışında tasarruf edildiğine ilişkin ikrar,tespit veya benzeri herhangi bir delilin de görülememesi karşısında; ayrıntıları Dairemizin 22.12.2009 tarih ve 2008/7470 – 2009/21076 ve 26.01.2010 tarih, 2008/6720 – 2010/777 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, vedia sözleşmesinin bir türü olan yedieminlik kurumunun yediemine yüklediği muhafaza ve iade görevinin yalnızca kendisine teslim edilen yerde saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, hacizli malı satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı ve olaydaki gibi bir durumda mahkemece yerinde yapılacak inceleme sonucunda hacizli malların amacına uygun olarak muhafaza edilmekte olunduğunun ve teslim amacına aykırı bir şekilde tasarruf edilmediğinin saptanılması durumunda suçun oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabule göre de;
a- İddianame ile TCY.nın 289/1-2 ve 53.maddeleri uyarınca dava açılmasına karşın, CYY.nın 226.maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden TCY.nın 58.maddesinin uygulanması,
b- 5275 sayılı Yasanın 108/1. maddesine göre, mükerrirlere özgü infaz biçiminin yalnızca hapis cezalarına ilişkin bulunması karşısında, hükmolunan adli para cezası nedeniyle TCY.nın 58. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi
c- Tekerrüre esas alınan Amasra Sulh Ceza Mahkemesi’nin 27.07.2005 tarih ve 67/176 sayılı ilamın incelenmesinde; 3167 sayılı Kanun’un 13/1.maddesi gereğince verilen 623 YTL. adli para cezasının, 1412 sayılı CMUK’nun 305.maddesi gereğince kesin olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 305/son fıkrası gereğince kesin olan hükmün tekerrüre esas teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında cezanın, 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi kararı verilmesi,
d- 5271 sayılı CYY.nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5.maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. Anılan maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi ölçülebilir, belirlenebilir, somut maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır.
İncelenen dosyaya göre, kişilik özellikleri ile geçmişi olumlu bulunarak hakkında TCY’nın 50. ve 62. maddeleri uygulanan sanığın, adli sicil kaydındaki, hükümlülüğüne konu çek karnesini iade etmeme eyleminin de 5941 sayılı Yasa ile suç olmaktan çıkarılması karşısında, açıklanan yasal ölçütlere göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine “sanığın kişilik özellikleri nazara alınarak” biçimindeki yasal olmayan ve çelişkili gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.