YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/16597
KARAR NO : 2010/12855
KARAR TARİHİ : 30.06.2010
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/1-1-2. cümle, 50/1-a, 52. maddeleri uyarınca 900 ve 40 Türk lirası adlî para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına dair, Sarayönü Sulh Ceza Mahkemesinin 01/02/2010 tarihli ve 2009/112 esas, 2010/2 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 19.05.2010 gün ve 2010/31854 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2010 gün ve 2010/131439 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Tüm dosya kapsamına göre, sanığın yediemin olarak kendisine teslim edilen hacizli malları satıp günü hazır etmediğinden dolayı muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, suçun konusunu oluşturan eşya bedelini kovuşturma başlamadan önce ödediğine dair sanığın savunması, müşteki ve tanık ifadeleri karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/2. maddesinin uygulanmamasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
İncelenen dosyada, borcu nedeniyle evinde yapılan haciz sırasında televizyon ve çamaşır makinesinden ibaret hacizli malların sanığa yediemin olarak bırakıldığı ve satış yerine götürmediği için suçun oluştuğu kabul edilerek 5237 sayılı TCY.nın 289/1, 50/1, 52. maddeleri uyarınca 900 YTL ve 40 YTL adli para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Adalet Bakanlığınca gönderilen yasa yararına bozma isteğine uygun olarak yazılan tebliğnamede sanığın borcunu ödediğine ilişkin savunması araştırılmaması ve bu nedenle TCY.nın 289/2. maddesinin uygulanma olanağının tartışılmaması nedeniyle bozma isteminde bulunulmuş ise de; sanığın savunmalarında borcunu ödediği için hacizli malları satış yerine götürmediğini açıklaması, dosyada hacizli malların teslim amacı dışında tasarruf edildiğine ilişkin ikrar, tespit veya benzeri herhangi bir delilin de görülememesi karşısında; ayrıntıları Dairemizin 22.12.2009 tarih ve 2008/7470 – 2009/21076 ve 26.1.2010 tarih, 2008/6720 -2010/777 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, vedia sözleşmesinin bir türü olan yedieminlik kurumunun yediemine yüklediği muhafaza ve iade görevinin yalnızca kendisine teslim edilen yerde saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, hacizli malı satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı ve olaydaki gibi bir durumda mahkemece yerinde yapılacak inceleme sonucunda hacizli malların amacına uygun olarak muhafaza edilmekte olunduğunun ve teslim amacına aykırı bir şekilde tasarruf edilmediğinin saptanılması durumunda suçun oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle, yasayolu denetimi yapılmadan önce belirtilen konunun da incelenmesinde yarar bulunması nedeniyle, açıklanan yasaya aykırılığın da yasayolu denetimine getirilip getirilmeyeceği konusunun Adalet Bakanlığının takdirine sunulabilmesi amacıyla yasa yararına bozma isteği konusunda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 30.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.