YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/20686
KARAR NO : 2013/11840
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Hakaret eylemi yönünden;
Tanıklar … … ve …’un katılan ile uyumlu olan aşamalardaki yeminli ifadelerinde, olay günü adliye koridorunda bulundukları sırada yanlarına gelen sanık avukatın katılana, yaklaşık 20 gün önce kısmen kabul kararı ile sonuçlanan davalı vekili olarak takip ettiği hukuk davasını kastederek “nasıl iyi geçirdik mi” şeklinde sözler söylediğine ilişkin anlatımları ile, tanık …’nin beyanına göre olay yerine sonradan gelen ve hakaret eylemi ile ilgili bilgi ve görgüsü bulunmayan tanık …’un beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi, giderilemediği taktirde yöntemince irdelenip, hangi anlatıma hangi nedenle üstünlük tanındığı açıklanıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Tehdit eylemi yönünden;
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Bu açıklama ışığında somut olaya baktığımızda; sanığın, katılana “bunu senin yanına bırakmayacağım, bundan sonra kendini kolla” şeklindeki sözler söylediği mahkemece de kabul edilmesine karşın atılı suçun sübuta erdiği nazara alınmadan, “tartışma sonucunda söylenen bu sözlerde sanığın tehdit kastı ile hareket etmediği” biçimindeki Kanuni olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve katılan …’in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.