YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/22651
KARAR NO : 2010/21492
KARAR TARİHİ : 22.12.2010
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/1 (son cümlesi), 62/1, 52/2. maddeleri gereğince 1 ay 7 gün hapis ve 740 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına, aynı Kanun’un 231/9. maddesi gereğince sanığın kararın kesinleşmesinden itibaren 45 gün içinde Akhisar 2. İcra Ceza Müdürlüğünde derdest olan, kamu davasının dayanağı 2008/3093 sayılı icra dosyasına konu borcunu icra masrafları ve vekalet ücreti dahil tüm fer’ileri ile birlikte eksiksiz olarak icra dosyasına ödemek ve sözü edilen dosyanın infaz edildiğine ilişkin icra müdürlüğü yazısını, dosyasına takılmak üzere Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat Bürosuna sunmak şeklinde yükümlülüğe tâbi tutulmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının bu koşula bağlanmasına dair Akhisar 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/12/2009 tarihli ve 2009/503-583 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/01/2010 tarihli ve 2010/17 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 08.07.2010 gün ve 45641 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.07.2010 gün ve 175670 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun’un 289. maddesinde düzenlenen suçun “Adliyeye karşı suçlar” bölümünde yer aldığı ve söz konusu suçla korunan hukuksal değerin esas itibarıyla kamu idaresinin otoritesi ile adaletin sağlanması olduğu, suçun niteliği gereği gerçek kişilerin suçtan zarar gören sıfatı taşıyamayacağı, bu doğrultuda atılı suçun konusunu oluşturan malların ilgili olduğu icra dosyasındaki alacaklının, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun zarar göreni konumunda bulunmadığı, kamuya karşı işlenen suçlardan olan bu suçtan dolayı kamunun hesaplanabilir vc giderilebilir, somut bir zararının da olmadığı, kaldı ki zararın giderilmesine ilişkin olarak kararın kesinleşmesinden itibaren 45 günlük süre belirlenmesinin infazın kısıtlanmasına yol açacağı gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
CYY.nın 231. maddesinde 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu; zarara yol açan suçlarda mağdurun zararının karşılanmasını sağlaması ve daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki davranışlarının gelecekte tekrar suç işlemeyeceği kanısını uyandırması durumunda, belirlenecek denetim süresi sonuna kadar başka bir suç işlememesi koşuluyla, verilen hükmün sonuçlarının doğmasını önlemesi ve böylece kişiye işlediği suçun sonuçlarıyla yüzleşip pişmanlık duyarak mağdur, zarar görenler ve toplum karşısında hukuk kurullarına uygun ve barış içerisinde yaşaması için yeni bir olanak sunulması amacıyla düzenlenen hukuksal bir kurumdur.
Yasa yararına bozma isteyen Adalet Bakanlığı yazısında değinildiği üzere TCY.nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçu ile kamu idaresinin yasa gereği bir kişiye yüklediği muhafaza göreviyle somutlaşan irade ve otoritesi korunmakta ve böylece kamu hizmetinin düzen içerisinde yürütülmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle suçun gerçek kişi mağduru bulunmamakla birlikte, muhafazanın konusunu oluşturan mal üzerinde mülkiyet ya da alacak hakkı bulunanların, borç miktarını geçmemek üzere yediemin tarafından amacı dışında tasarruf edilen mal bedeli kadar zarara uğraması söz konusu bulunmakta ve Dairemizce istikrarlı bir biçimde uygulandığı üzere bu kişilerin kamu davasına katılma haklarının olduğu da kabul edilmektedir.
Diğer taraftan, CYY.nın 231/9. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının koşula bağlı olarak verilebileceği belirtilmiş, koşul olarak da sanığın “mağdura veya kamuya verdiği zararı ödemek suretiyle tamamen gidermesi” öngörülmüş olup, yasanın klasik ceza adaleti sistemine alternatif uyuşmazlık çözüm aracı olarak düzenlediği bu hukuksal kurumdan beklediği amaç gözetildiğinde, sözü edilen 9. fıkradaki ‘mağdur’ teriminin geniş anlamda yorumlanarak, zarar göreni de kapsadığı kabul edilmelidir.
CYY.nın 231/9. maddesinde, koşul olarak zararın aylık taksitler halinde ödetilmesine karar verilebileceği belirtilmiş ise de, zarar miktarının hafif olması durumunda bu miktarın defaten ödetilmesine karar verilmesinin de yasaya aykırı olmayacağı ve bu konudaki mahkemenin takdirinin istisnai ve olağanüstü bir yasayolu olan yasa yararına bozma yoluna başvuru nedeni olamayacağından, bu konuda ileri sürülen yasa yararına bozma isteğinin reddine,
Ancak, mahkemenin verdiği hükmün geri bırakılması kararında zararın 45 gün içerisinde ödenmesinin yasal bir koşul olarak hükmedilmesi gerekirken, bu koşuldan ‘yükümlülüğe tabi tutulması’ biçiminde söz edilmiş olması ve sanığın ödemesi için öngörülen sürenin kararın kesinleştiğinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacağının belirtilmemesi yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY’nın 309/4-a maddesi uyarınca; Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2010 tarihli ve 2010/17 değişik iş sayılı kararının YASA YARARINA BOZULMASINA, bozma doğrultusunda gereğinin merci mahkemesince yerine getirilmekle, 22.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.